Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıKadang-kadang dalam kelelahan umumnya ia tidak bisa mendengarkan lagi dan membiarkan kepalanya
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdı가끔은 그의 일반적인 피로에 그는 더 이상 듣고 그의 머리를 둘 순
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıNěkdy se v jeho celkové vyčerpanosti nemohl poslouchat nic víc a nechal hlavu
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıNiekedy sa v jeho celkovej vyčerpanosti nemohol počúvať nič viac a nechal hlavu
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıNogle gange i sit generel udmattelse kunne han ikke høre noget mere og lad hovedet
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıParfois, dans son épuisement général, il ne pouvait pas écouter plus et laissez-tête
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıΜερικές φορές σε γενική εξάντληση του δεν μπορούσε να ακούσει πια και αφήστε το κεφάλι του
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıИногда в его общем истощении он не мог слушать больше, и пусть его голову
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıІноді в його загальному виснаженні він не міг слухати більше, і нехай його голову
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıלפעמים, תשישות כללית שלו הוא לא יכול להקשיב יותר ולתת את ראשו
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıفي بعض الأحيان في استنفاد تقريره العام قال انه لا يستطيع سماع أي أكثر وترك رأسه
Bazen onun genel bitkinlik, daha fazla dinlemek ve başını izin olamazdıビッグバンは力なくドアに対して、彼はすぐにのために、一緒に自分自身を引っ張ら
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.A BBC-s pittyegések türkizkékek,
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.BBC에서 나는 삐 소리는 청록색으로 느껴지고 모차르트의 음악은 노란색 느낌이 납니다.
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.De BBC-bieps klinken turquoise. Naar Mozart luisteren werd een gele ervaring.
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.Sygnał BBC brzmi jak turkusowy, a muzyka Mozarta jest żółta.
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.Звуковий сигнал ВВС звучить як бірюзовий колір, а слухаючи Моцарта, я бачу жовтий.
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.Звуковые сигналы BBC - бирюзовые, а прослушивание Моцарта стало для меня жёлтым.
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.הצפצופים של ה-BBC נשמעים טורקיז, ולהאזין למוצרט הפך לחוויה צהובה,
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.صوت البي في الـ "بي بي سي"، بدا وكأنه اللون الفيروزي ، والإستماع إلى موزارت أصبح تجربةً صفراء،
BBC'deki bipler turkuaz duyuluyor ve Mozart dinlemek sarı bir deneyime dönüştü.モーツァルトを聴くと 黄色を感じます それで 音楽や人の声も 絵にするようになりました
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Chcę posłuchać walców których Brahms nie napisał.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Ich möchte den Walzer hören, den Brahms nicht geschrieben hat.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Ik wil walsen horen die Brahms niet geschreven heeft.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Je veux entendre les valses de Brahms n'a pas écrites.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.브람스가 작곡하지 않은 왈츠를 듣고 싶습니다.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Quiero escuchar los valses de Brahms nunca escritos.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Tôi muốn nghe những bản valse mà Brahm không viết.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Voglio ascoltare i valzer che Brahms non ha scritto.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Vreau să aud valsurile pe care Brahms nu le-a scris.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Искам да чуя валсовете, които Брамс не е написал.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.Я хочу слышать вальсы, которые не писал Брамс.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.אני רוצה לשמוע את הולס שברהמס לא כתב.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.أنا أريد ان أعزف مقطوعة للفالس لم يكتبها برامز أصلا.
Ben Brahms'ın yazmadığı valsleri dinlemek istiyorum.ホロヴィッツが弾かなかった曲を聴きたいのです。
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "A legkevésbé sem érdekel, de amelynek életrajzok voltam kénytelen hallgatni. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "Biografiile am fost nevoit să ascult. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "Biographien ich gezwungen war zu hören. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "난 말을 들어야만했던 전기. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "Δεν κατ 'ελάχιστο ενδιαφέρονταν, αλλά των οποίων η βιογραφίες ήμουν υποχρεωμένη να ακούσει. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "Ни най-малко заинтересовани, но чието биографии, бях принуден да слуша. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "ביוגרפיות אני נאלץ להקשיב. "
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. "السير الذاتية ومضطر للاستماع إلى ".
Ben dinlemek zorunda kaldı biyografileri. ""そして、何アイリーンアドラーの?"
Beni çalarken dinlemek ister misiniz?Co chcielibyście usłyszeć?
Beni çalarken dinlemek ister misiniz?Doriți să auziți cum cânt?
Beni çalarken dinlemek ister misiniz?¿Quisieran escucharme tocar?
Beni dinlemek zorundasın neden kaydetmek için eylemler köşesinde harfler karışık bir tutmak been yapmak itiraf그게 자네가 내 말을 들어야한다 이유 기록 행위 코너 문자에 혼합 내가있다 제가 살았 할 고백
Beni dinlemek zorundasın neden kaydetmek için eylemler köşesinde harfler karışık bir tutmak been yapmak itirafNevím totožnost noci ale to bylo
Beni dinlemek zorundasın neden kaydetmek için eylemler köşesinde harfler karışık bir tutmak been yapmak itirafلهذا السبب يجب أن يستمع لي لتسجيل الأعمال مختلطة على الحروف الزاوية لدي اعتراف لجعل لقد تم حفظ
Beni dinlemek zorundasın neden kaydetmek için eylemler köşesinde harfler karışık bir tutmak been yapmak itiraf記録する行為 私が持っているコーナーの文字を混在 私が保持しておいたように告白 あなたから何か
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Chúng ta đều hưởng lợi nếu nhạc hay hơn được chơi chứ không phải thứ nhạc kinh khủng. Nhưng Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Cu totii am fi mai castigati daca s-ar canta muzica buna si nu muzica proasta. Dar Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,우리 모두는 훌륭한 음악을 들을 때 엉터리 음악을 들을 때 보다 더 많은 효용을 누릴 거에요 하지만 피터,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Mindannyian jobban járunk, ha jó zene szól, mintha borzasztó zene. De Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,My všichni bychom se měli lépe, kdyby se hrála dobrá hudba místo té strašné.
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,On se portera tous mieux avec de la bonne musique plutôt qu'avec de la mauvaise. Seulement, Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Seria melhor para nós se tocassem boa música em vez de uma música horrível. Mas, Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Stiamo tutti meglio quando viene suonata musica splendida invece che musica terribile. Ma Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Todos estaremos mejor si se escucha buena música en vez de música mala. Pero Peter,