Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Vi får det alle bedre, hvis der bliver spillet god musik i stedet for dårlig musik. Men Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,We winnen allemaal als er goede muziek wordt gespeeld. in plaats van verschrikkelijke. Maar Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Wir alle wären besser dran wenn eine gute Musik und nicht schlechte gespielt werden würde. Aber Peter,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Wszystkim będzie lepiej kiedy dobra muzyka zastąpi okropną. Ale Peter
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Όλοι θα είμαστε καλύτερα, αν παίζεται καλή μουσική παρά κακή μουσική.
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Всички ще сме по-добре, ако се свири добра музика, вместо ужасна музика. Но, Питър,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,Нам всем приятнее, когда исполняется хорошая музыка, нежели чем ужасная. Но, Питер,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,לכולנו יהיה טוב יותר אם תושמע עבורינו מוסיקה טובה מאשר שתושמע מוסיקה נוראית. אבל פיטר,
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,سنكون كلنا أفضل إذا لُعبت موسيقى جيدة بدلاً عن موسيقى فظيعة. لكن يا بيتر،
Berbat bir müzik dinlemektense iyisi, hepimizin işine gelir. ama Peter,美しい音楽を聴く方が幸せになれる しかし ピーター アリストテレスは 君のその説明には賛成しない
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Avete presente: come stare sul letto con la finestra aperta, ad ascoltare la pioggia leggera.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Bạn biết cảm giác nằm dài trên giường với cửa sổ mở, và lắng nghe tiếng mưa rơi ở bên ngoài?
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Vous savez comment c'est, quand on est couché, avec la fenêtre ouverte, à écouter la pluie tomber dehors.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Wszyscy znamy uczucie, kiedy, leżąc przy otwartym oknie, słuchamy delikatnego deszczu.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Ya conocen qué es estar acostados en la cama con la ventana abierta escuchando afuera a la suave lluvia.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.מכירים את ההרגשה, לשכב במיטה כשהחלון פתוח, בהקשבה לגשם הקל שבחוץ?
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."A música é uma questão de escutar." E eu:
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Em biết đó, âm nhạc chính là lắng nghe."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili.""Jak ty to sobie wyobrażasz? W muzyce podstawą jest słuch."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Lo sai, la musica è ascoltare".
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Musik handlar ju om att lyssna."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Muziek gaat om luisteren."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Stii, muzica este strans legata de ascultare."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Tudod, a zenét hallgatni kell."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Tu sais, la musique est une question d'écoute."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Vieš, hudba je o počúvaní."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Víte, hudba je o poslouchání." ,,Ano, s tím souhlasím.
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Weißt du, Musik muss man hören."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Ya sabes, la música es acerca de escuchar."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Адже в музиці головне - чути."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Ведь в музыке главное — слышать ."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Знаеш, музиката е, за да се слуша."
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Anh không biết nữa, Anh đoán nghe lại nó, cũng không chứng minh được điều gì.
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Ik weet het niet, ik denk nu dat het luisteren naar, niet echt precies iets bewijst.
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Já nevím, řekl bych, že to nic nedokazuje. -
Bir araya gelip konuşacağız. Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi."Queres vir até cá e ouvir?"
Bir araya gelip konuşacağız. Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.¿quieres venir y escucharnos?"
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.유치원부터 고등학교 과정과 대학 과정의 많은 학생들이 단지 교실에 앉아 누군가가 얘기하는 것을 듣고 싶어하는게 아닙니다.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Mange studerende, i grundskolen og på universiteterne, ville ikke bare sidde der og høre på nogen tale.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muchos estudiantes de educación básica y universitarios, no quieren solo sentarse ahí y escuchar a alguien.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muitos alunos, no ensino básico e nas universidades, não querem sentar-se ali e ouvir alguém falar.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Wielu studentów, w szkole i na uczelni, nie chce tylko siedzieć i słuchać.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Многие школьники и студенты не хотят просто сидеть и слушать лектора.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.סטודנטים רבים, בבתי הספר ובאוניברסיטאות, לא רוצים סתם לשבת שם ולהקשיב למישהו מדבר.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.العديد من الطلاب في مراحل التعليم العام وفي الجامعات، لا يرغبون فقط بالجلوس والاستماع الى شخص ما يتحدث.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.学生は 受け身な座学では 物足りないのです もっと授業に参加したいのです
Bir dakika uzunluğunda. İrlanda'ya ait hareketli bir dans, ve onun espiri anlayışıyla dinlemek istiyorum.Dura un minuto. è una danza irlandese, e voglio che sentiate il suo humor.
Bir dakika uzunluğunda. İrlanda'ya ait hareketli bir dans, ve onun espiri anlayışıyla dinlemek istiyorum.Trwa minutę. to irlandzki gigue, chcę żebyście wychwycili jego humor.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Il y a rien de pire que d'écouter quelqu'un qui essaie de décrire une idée complètement débile.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.형편 없는 비디오 게임 아이디어를 듣고 있어야 하는 것보다 더 끔찍한 일은 없습니다.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Není nic horšího než muset poslouchat někoho, kdo se vám snaží nabídnout opravdu špatný nápad na hru.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Nie ma nic gorszego niż słuchać kogoś próbującego sprzedać wam naprawdę zły pomysł na grę.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Non c'è niente di peggio che dover ascoltare qualcuno che prova a piazzarti una pessima idea di videogioco.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Semmi sem rosszabb annál, mint amikor valaki el akar neked adni egy rossz játékötletet.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Δεν υπάρχει τίποτα χειρότερο από το να ακούς κάποιον να προωθεί μία πολύ κακή ιδέα για παιχνίδι.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Нема нічого гірше, ніж вислуховувати того, хто намагається "втулити" вам справді погану ідею гри.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Няма нищо по-лошо от това да слушаш как някой се опитва да ти пробута лоша идея за видеоигра.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.אין משהו גרוע יותר מאשר להקשיב למישהו שמנסה למכור לך רעיון ממש גרוע למשחק מחשב.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.فلا يوجد أسوء من أن تضطر إلى سماع أحدهم يحاول عرض فكرة سيئة جدا للعبة تلفزيونية
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.聞くに堪えないものはありません -会場(笑)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod