‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
Ama işte, içimizdeki o yerin sesini dinlemek, inanılmaz bir cesaret gerektiriyor.Ma serve moltissimo coraggio per ascoltare quel luogo interiore, perché tutto il mondo ti sta dicendo:
Ama müdür yardımcısı olay göründüğü gibi değil.Lütfen beni dinleyin. Dinlemek mi?Neyi dinliyim?교감 선생님, 그게 아이고요. 제발 좀 들어 보세요. 듣긴 뭘 들어?
Ama müdür yardımcısı olay göründüğü gibi değil.Lütfen beni dinleyin. Dinlemek mi?Neyi dinliyim?.אבל סגן המנהל, בבקשה תקשיב לי<BR>?להקשיב? להקשיב למה
Ama müdür yardımcısı olay göründüğü gibi değil.Lütfen beni dinleyin. Dinlemek mi?Neyi dinliyim?لكن نائب المدير , هذا ليس كذلك . أرجوك أستمع لي أستمع , أستمع إلي ماذا ؟
Ama müdür yardımcısı olay göründüğü gibi değil.Lütfen beni dinleyin. Dinlemek mi?Neyi dinliyim?スンジョ君 気にしないで 行って勉強しなさい
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Aber als sie in den Wind hören, begann sie auf etwas anderes zu hören.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Ale ako ona počúvala vietor začala počúvať niečo iné.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Ale jak ona poslouchala vítr začala poslouchat něco jiného.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Ale jak ona słuchając wiatru zaczęła słuchać czegoś innego.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Ampak, kot je bila poslušal veter je začela poslušati nekaj drugega.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Dar, aşa cum ea a fost asculta vântul a început să asculte altceva.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.De ahogy hallgattam a szél kezdte hallgatni valami mást.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.그러나 그녀가 바람을 듣고으로 그녀는 뭔가 들어 시작했습니다.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Maar als ze was te luisteren naar de wind begon ze te luisteren naar iets anders.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Mais comme elle était en écoutant le vent, elle a commencé à écouter autre chose.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Ma mentre stava ascoltando il vento ha cominciato ad ascoltare qualcosa di diverso.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Mas como ela estava ouvindo o vento começou a ouvir outra coisa.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Men da hun lyttede til vinden begyndte hun at lytte til noget andet.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Men när hon lyssnade till vinden hon började lyssna på något annat.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Mutta kun hän kuunteli tuulen hän alkoi kuunnella jotain muuta.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Nhưng khi cô ấy lắng nghe trong gió, cô bắt đầu lắng nghe cái gì khác.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Pero cuando estaba escuchando el viento empezó a escuchar a otra cosa.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Tapi saat ia mendengarkan angin ia mulai mendengarkan sesuatu yang lain.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Όμως, όπως ήταν ακούει τον άνεμο άρχισε να ακούσετε κάτι άλλο.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Але коли вона слухала вітер, вона стала прислухатися до чогось ще.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Но когда она слушала ветер, она стала прислушиваться к чему-то еще.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.Но тъй като тя е слушане на вятъра, тя започва да слуша нещо друго.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.אבל כמו שהיא מקשיבה לרוח היא החלה להקשיב למשהו אחר.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.ولكن لأنها كان يستمع إلى الرياح بدأت في الاستماع إلى شيء آخر.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.最初は彼女はほとんどそれを区別することができなかったので、彼女は、それが何であったか知りませんでした
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...Ale jeśli chcecie posłuchać... jak śpiewa ta brzydka, gruba dziewczyna...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...De ha akarjátok hallani... ...hogy énekel ez a csúnya, kövér lány...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz... Lütfen, ilk ve son kez.Ma se volete sentire... quella ragazza grassa e brutta... rimanete a sentirmi solo per stasera.
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...Mais si tu veux entendre... ...la fille grosse et laide chanté...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...Nhưng nếu các bạn muốn nghe... ...người con gái xấu xí béo phì kia hát...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...Pero si quieren escuchar... esa gorda, fea chica cantando...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...Pero si quieren escuchar... esa gorda, fea chica cantando...
Ama şişman ve çirkin bir kızın... ...şarkısını dinlemek isterseniz...إذا كنتم تريدوا سماع تلك البنت القبيحة السمينة تغني
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Aber zuerst wollten wir mit diesem Team die Familien besuchen und uns ihre Geschichten anhören:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Ale ja chciałam z tą ekipą pójść najpierw do rodzin i wysłuchać ich historii.
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Pero la primera cosa que quise hacer con este equipo, fue ir y visitar familias, y escuchar sus historias:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:אבל הדבר הראשון שרציתי לעשות עם הצוות ההוא, היה לבקר משפחות ולהאזין לסיפוריהן:
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Alors qu'en Inde, vous ne pouvez pas faire cela, parce que vous devez écouter le public.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Ao passo que na Índia não é possível fazer isso, porque é necessário haver uma auscultação pública.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.De ezt Indiában nem lehet megtenni, mert a közvélemény számít.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.In India daarentegen kun je dat niet doen want je moet luisteren naar het volk.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.In India, invece, questo non è possibile, perché bisogna ascoltare la gente.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.반면에 인도에서는 그럴 수 없습니다 왜냐하면 국민들의 의견을 반영해야하기 때문입니다
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Medan man i Indien inte kan göra så eftersom regeringen måste bry sig om folket.