Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.他們聽見王的話就去了。
Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.언의(言議)는 말의 다른 말이며, 일반 사전적인 뜻은 '사람들 사이에서 전(傳)하여 들리는 말'이다.
Müzik dinlemek en sevdiği şey.좋아하는 과목은 음악.
Kullanım amacı bir ortamı gizlice dinlemektir.목표 설정은 암묵적으로 학습을 억제하는 결점을 가진다.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.그러자 왕은 만류하며 사건을 수습한다.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.주님 자신은, 그 분은 모든 것을 들으신다.
1934'te, BBC'nin radyo programı olan Radio Times, program dinlemek için 24 saatlik zamanı kullandı.ב-1934 עבר כתב העת Radio Times המפרט את התוכניות של ה-BBC לשעון בן 24 שעות.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.הוא מבקש מכולם למחול לו.
Ray bunları dinlemek ister ve Morrison ona Moonlight Drive şarkısını söyler.בתגובה, מוריסון השמיע למנזרק את השיר "Moonlight Drive".
Erek, şehirde yazları çalışmakta, okulda ise derslerini dinlemektedir.את חודשי הקיץ בלה בגרמניה בה למד ייעור.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Кралят е принуден да се съгласи.
Babalarının hikayesini ilk başta dinlemek istemiyorlardı.Отначало не чува нищо за родителите си.
Punk-rock dinlemektedir.Готик рок звученето също оказва влияние.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Всеки зар се играе за себе си.
Reach out şarkı sözü için buraya konser kaydını dinlemek için buraya tıklayın.Кликнете тук, за да чуете химна
Çocukluğu yatağında annesinin anlattığı İrlanda masalları ve korku hikâyelerini dinlemekle geçti.Първоначално децата се възпитават вкъщи, където майката им разказва истории и ирландски приказки.
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.Никой не иска да чуе моите идеи.
Şimdi bunu dinlemek için havanda olmayabilirsin ama sana önemli bir şey söylemem gerekiyor.Сега може и да не си в настроение да чуеш това, но трябва да ти кажа нещо много важно.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Problemi sa slušanjem datoteke?
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Oni su smatrali, kako mora poslušati kralja.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Svatko govori o svojoj ljubavi.
Şarkıyı eğer tekrar ve tekrar dinlemek istersen o şarkı olmuş demektir.Ko pa to pesem slišiš prvič ali drugič, te že pripravi do tega, da prepevaš refren.
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Vzdržati se plesa, glasbe, popevanja in nedostojnih predstav.
Brandt o sırada generalin anlattıklarını dinlemekteydi.Berke si je zapisoval prekmurske besede, kar je slišal.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Za vsakega si je vzel čas in ga poslušal.
Ana madde: Sihirli Flüt diskografi Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Pagrindinis straipsnis – Sauliaus Mykolaičio diskografija.
Haberleri dinlemek için radyoyu açtım.Įjungiau radiją, kad paklausyčiau naujienų.
Vücudun ürettiği sesleri (örn. kalp sesi, solunum sesi) dinlemek amacıyla yapılır.Hääl on elusolendi keha enda poolt tekitatud heli.
Punk-rock dinlemektedir.Sleepyt ja punk-rock.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Hobideks on lugemine ja muusika.
1963 yazında, Washington'daki alışveriş merkezine Dr. King'in konuşmasını dinlemek için 250.000 kişi geldi.Влітку 1963-го 250 000 людей з'явилося на алеї у Вашингтоні, щоб послухати промову доктора Кінга.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.A Agrippa povedal Festovi: Chcel by som i sám počuť človeka. A on riekol: Zajtra ho počuješ.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agripa a zis lui Festus: ,,Aş vrea să aud şi eu pe omul acela.`` ,,Mîne``, a răspuns Festus, ,,îl vei auzi.``
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agripa pa reče Festu: Rad bi tudi jaz slišal tega človeka. On reče: Jutri ga boš slišal.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agrippa dit à Festus: Je voudrais aussi entendre cet homme. Demain, répondit Festus, tu l`entendras.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agrippa sa da til Festus: Jeg vilde også gjerne høre denne mann. Han svarte: Imorgen skal du få høre ham.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Aï c-ríp-ba bèn nói với Phê-tu rằng : Ta cũng muốn nghe người ấy . Phê-tu tâu rằng : Ðến mai vua sẽ nghe .
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Aïc-ríp-ba bèn nói với Phê-tu rằng: Ta cũng muốn nghe người ấy. Phê-tu tâu rằng: Ðến mai vua sẽ nghe.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.E Agrippa a Festo: «Vorrei anch'io ascoltare quell'uomo!». «Domani, rispose, lo potrai ascoltare»
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Então Agripa disse a Festo: Eu bem quisera ouvir esse homem. Respondeu-lhe ele: Amanhã o ouvirás.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Entonces Agripa dijo a Festo: --Yo también quisiera oír al hombre. Y él dijo: --Mañana le oirás
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.아그립바가 베스도더러 이르되 나도 이 사람의 말을 듣고자 하노라 베스도가 가로되 내일 들으시리이다 하더라
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Tedy Agrippa řekl k Festovi: Chtělť bych i já rád člověka toho slyšeti. A on řekl: Zítra ho uslyšíš.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Zatem Agrypa rzekł do Festa: Chciałbym ja tego człowieka słyszeć. A on rzekł: Jutro go usłyszysz.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Агриппа же сказал Фесту: хотел бы и я послушать этого человека. Завтра же, отвечал тот, услышишь его.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Агриппа ж каже до Феста: Хотїв би й я чоловіка сього послухати. Він же: Завтра, каже, чути меш його.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.ויאמר אגרפס אל פסטוס גם אני חפץ לשמע את האיש ויאמר מחר תשמענו׃
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.فقال اغريباس لفستوس كنت اريد انا ايضا ان اسمع الرجل. فقال غدا تسمعه
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.亞 基 帕 對 非 斯 都 說 、 我 自 己 也 願 聽 這 人 辯 論 。 非 斯 都 說 、 明 天 你 可 以 聽
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.亞基 帕對 非斯 都 說 、 我 自己 也 願聽這 人 辯論 。 非斯 都 說 、 明天 你 可以 聽
Aklınızda ne olduğunu - endişelerinizi dinlemek istiyorum. Ve aileleriniz hakkında bilgi almak istiyorum.اريد ان اعرف بماذا تفكرون، ماالذي يقلقكم. واريد ان اعرف المزيد عن عوائلكم
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire