Ana içeriğe geç
Sözlük

dindar ile cümle

dindar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
ROMEO zaman gözlerim dindar dinРомео Когда благочестивый религия моих глаз
ROMEO zaman gözlerim dindar dinרומיאו כאשר דת אדוק של העין שלי
ROMEO zaman gözlerim dindar din、そして、これらの - しばしばdrown'd誰が、、、死ぬことができませんでした - ;火災に涙をオンにし、そのような偽りを維持
Siz dindar mısınız Profesör?¿Cree en Dios, profesor?
Siz dindar mısınız Profesör?Êtes-vous croyant, professeur ?
Siz dindar mısınız Profesör?"Jag ser hans spår varhelst en kraft sig röjer."
Siz dindar mısınız Profesör?Sie sind gläubig, Herr Professor?
Siz dindar mısınız Profesör?Sie sind gläubig, Herr Professor?
Siz dindar mısınız Profesör?Sunteþi credincios, d-le profesor?
Size bir sorum var: Dindar mısınız?Ik heb een vraag voor je: ben je religieus?
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Am văzut că oamenii, fie că erau religioși sau nu, erau obsedați de moralitate.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Huomasin, että uskonnolliset ja uskonnottomat olivat yhtä pakkomielteisiä moraaliudesta.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Ich beobachtete, dass sowohl religiöse als auch nichtreligiöse Menschen gleichermaßen von Moral besessen sind.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Ik zag dat religieuze en niet-religieuze mensen even geobsedeerd waren door moraliteit.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.J'ai vu que les gens qui étaient religieux et non religieux étaient obsédés par la moralité de manière égale.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Jeg så, at folk, både religiøse og ikke-religiøse, var lige besat med morale.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.저는 종교를 가진 사람이건 아니건 똑같이 도덕성에 집착하는것을 목격했습니다
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Láttam, hogy a vallásosak és a nem-vallásosak egyaránt megszállottan foglalkoznak a moralitás kérdéskörével.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Pude ver que as pessoas religiosas e não religiosas eram igualmente obcecadas com a moralidade.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Saya melihat orang-orang yang beragama maupun tidak sama-sama terobsesi dengan moralitas.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Tôi đã thấy cả những người theo đạo và không theo đạo đều bị ám ảnh bởi vấn đề đạo đức như nhau.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Vedevo che le persone religiose e non religiose erano ossessionate dalla moralità nello stesso modo.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Veía que las personas, religiosas o no, tenían una obsesión por la moral.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Viděl jsem lidi, kteří ač věřící nebo nevěřící, morálkou byli posedlí stejně.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Videl som, že ľudia, ktorí pobožní boli i ktorí neboli, boli rovnako posadnutí morálkou.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Widziałem, że zarówno religijni, jak i niewierzący ludzie mieli równie wielką obsesję na punkcie moralności.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Είδα πως θρησκευόμενοι και άθρησκοι έχουν τη ίδια εμμονή με την ηθική.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Виждах, че и религиозни и нерелигиозни хора бяха еднакво обсебени от моралност.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Я бачив, що як релігійні, так і зовсім нерелігійні люди однаково зациклені на нормах моралі.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Я видел, что и религиозные, и нерелигиозные люди одинаково много думают о морали.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.הבחנתי שאנשים שהיו מאמינים או לא מאמינים היו אובססיביים כלפי מוסריות באותה מידה.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.لقد رأيت العديد من الأشخاص المتدينين و غير المتدينين والذين كانوا على حد سواء مهووسون بمعنى الأخلاقيات
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.道徳で頭がいっぱいだとわかりました きっとこの世には道徳的決定のための
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.A ja hovorím, "Samozrejme." A oni povedia, "Takže nie si tak trochu veriaci?"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.Dan saya menjawab, "Tentu saja." Dan mereka berkata, "Jadi bukankah anda sepertinya religius?"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.Et je dis, " Bien sûr. " Et ils disent, " Alors n"êtes-vous pas croyant? "
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.제가 물론 있다고 말하면 그들은 "그건 종교적인 생각이야"라고 말하죠.
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.La care răspund "Bineînţeles." Ei se miră, "Deci nu ești și tu religios?
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.Og jeg siger , "Selvfølgelig." Og de siger, "Så er du ikke en smule religiøs?"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.Và tôi nói," Tất nhiên." Và họ nói, "Thế thì anh giống như một tín đồ tôn giáo còn gì?"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.Και απαντώ "Φυσικά." Και μετά λένε "Δεν είσαι τότε θρήσκος κατά κάποιο τρόπο;"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.ואני אומר, "כמובן." והם אומרים, "אז אתה לא בעצם סוג של דתי?"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.واقول :"بالطبع" ويقولون," اليس ذلك نوع من التدين؟"
"Tabii ki." diyorum. Onlar da "Sen de dindar mısın?" diyorlar.と言われますが それには「違います」と答えます
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.A pravověrní muslimové v Turecku viděli, že mohou změnit politický systém skrz volby.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.E i Musulmani devoti in Turchia sanno di poter cambiare il sistema politico andando a votare.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.És látták a vallásos muszlimok Törökországban, hogy a politikai rendszer válsztások útján megváltoztatható.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Kaum Muslim soleh di Turki melihat bahwa mereka dapat mengubah sistem politik dengan cara pemilihan suara.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.그리고 터키의 독실한 이슬람교도는 자신들이 투표를 통해 정치 체계를 바꿀 수 있음을 보았습니다.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Los devotos musulmanes de Turquía vieron que podían cambiar el sistema político con el voto.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Och de fromma muslimerna i Turkiet såg att de kunde ändra det politiska systemet med sina röster.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Os devotos muçulmanos da Turquia viram que podiam mudar o sistema político através do voto.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Pobożni muzułmanie w Turcji zobaczyli, że mogą zmienić system polityczny poprzez głosowanie.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Și musulmanii practicanți din Turcia au văzut că pot schimba sistemul politic prin vot.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Und die frommen Muslime in der Türkei sahen, dass sie das politische System mit Wahlen ändern können.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Và những người Hồi giáo sùng đạo ở Thổ Nhĩ Kỳ nhận ra họ có thể thay đổi thể chế chính trị nhờ bầu cử.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Veriaci moslimovia v Turecku videli, že môžu zmeniť politický systém voľbami.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Віруючі турецькі мусульмани побачили, що вони можуть змінити політичну систему шляхом голосування.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Все религиозные мусульмане в Турции поняли, что они могут изменить политическую систему голосованием.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.И правоверните мюсюлмани в Турция видяха, че могат да променят политическата система чрез гласуване.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod