Ana içeriğe geç
Sözlük

dindar ile cümle

dindar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.והמוסלמים האדוקים בטורקיה ראו שהם יכולים לשנות את המערכת הפוליטית על ידי הצבעה.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.ووجد المحافظون الاسلاميون في تركيا ان التصويت هو الوسيلة الوحيدة للتغيير في تركيا
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.投票することで政治は変えれるのだと知りました。 そして民主主義はイスラムや、その価値観と
Türkiye içinde dindar Müslümanlar tarafından desteklenirken bazı laik milletler buna karşıt olmuşlardı.터키 내에서 독실한 이슬람교도들에 의해 지지를 받아 온 이유입니다. 반면 일부 세속적 국가들은 이를 거부했었습니다.
Türkiye içinde dindar Müslümanlar tarafından desteklenirken bazı laik milletler buna karşıt olmuşlardı.נתמך בתוך טורקיה על ידי המוסלמים האדוקים, כאשר כמה מהמדינות החילוניות הם נגד זה.
Türkiye içinde dindar Müslümanlar tarafından desteklenirken bazı laik milletler buna karşıt olmuşlardı.وخاصة ان ذلك المنحى مدعوم من داخل تركيا من قبل المحافظين المسلمين ويذكر ان بعض الانظمة العلمانية تقف ضده
Türkiye içinde dindar Müslümanlar tarafından desteklenirken bazı laik milletler buna karşıt olmuşlardı.トルコ内のイスラム教徒に 支えられているのです。 今のところE.U.加盟への道筋は、全てのヨーロッパ人が
-- ve burada sadece dindar veya inançlı insanlara hitap etmiyorum.-- imanının özünde bu küresel etik vardır.- és most nem csupán a vallásos emberekhez beszélek - ez a globális etika az egyik központi kérdése.
-- ve burada sadece dindar veya inançlı insanlara hitap etmiyorum.-- imanının özünde bu küresel etik vardır.그리고 종교를 믿지 않는 사람들도 그들의 신조의 중심에 세계윤리가 담겨져 있지요.
-- ve burada sadece dindar veya inançlı insanlara hitap etmiyorum.-- imanının özünde bu küresel etik vardır.ואני לא רק מדבר רק על אנשי אמונה או דת - בכל אחת יש מוסר גלובלי במרכזו.
-- ve burada sadece dindar veya inançlı insanlara hitap etmiyorum.-- imanının özünde bu küresel etik vardır.و لست أتحدث عمن لديهم بالفعل ديانة أو معتقد -- تجد أن هذا الخلق العالمي موجود في أسس عقيدته.
-- ve burada sadece dindar veya inançlı insanlara hitap etmiyorum.-- imanının özünde bu küresel etik vardır.その信条の中心に 普遍的な倫理があるのです ユダヤ教でもムスリムでも
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilir'공통시대 이전'이라는 말 보다는 '그리스도 이전'을 줄여 B.C.를 사용합니다
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilirDet er i en religiøs sammenhæng, i stedet for at sige 'før vores tidsregning' siger vi før Kristus, f. Kr..
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilirJako nevěřící můžeme říci našeho letopočtu / před naším letopočtem, pokud chceme být věřící, říkáme A.D.
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilir'ано домини', мисля че беше
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilir'השנה של האל' ואז בהקשר הדתי
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilirبدلاً من قوم "قبل العصر الحديث" نقول "قبل الميلاد" B.C
Ve dindar bağlamda, milattan önce demek yerine İsa'dan önce denilir呼びます。 どちらにしてもこれは、
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.A samozřejmě to nejsou pouze zbožní lidé, kteří vyznávají Zlaté pravidlo.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Dan bukan hanya orang-orang beragama saja yang percaya akan Hukum Terutama.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.En het zijn natuurlijk niet alleen religieuze mensen die in de Gulden Regel geloven.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.E non sono solo le persone religiose a credere nella Regola d'Oro.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Évidemment, il n'y a pas que les religieux qui croient à la Règle d'or.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.물론 종교적인 사람들만이 황금률을 믿는건 아니죠.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Natürlich glauben nicht nur religiöse Menschen an die Goldene Regel.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Oczywiście nie tylko ludzie religijni wyznają Złotą Zasadę.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Și bineînțeles nu doar oamenii religioși cred în Regula de Aur.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Và tất nhiên không chỉ những người sùng đạo tin vào Quy Tắc Vàng.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Y, claro, no son sólo las personas religiosas las que creen en la Regla de Oro.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Φυσικά δεν είναι μόνο οι θρησκευόμενοι άνθρωποι που πιστεύουν στο Χρυσό Κανόνα.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Звичайно, не тільки релігійні люди вірять у Золоте правило.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Конечно, в Золотое Правило верят не только религиозные люди.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Разбира се, не само религиозните хора вярват в Златното правило.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.כמובן שלא רק אנשים דתיים מאמינים בכלל הזהב.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.وبطبيعة الحال ليست المتدينون فقط هم الذين يؤمنون بالقاعدة الذهبية.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.すべての道徳の源泉なのです
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.Anda juga kenal banyak orang beragama yang bersembunyi di balik 'kesucian'-nya dan tidak berbuat baik.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.A také znáte mnoho věřících, kteří se schovávají za svou svatost, místo toho, aby skutečně konali dobro.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.E conoscete anche molte persone religiose che si nascondono dietro la loro santità invece di fare opere buone.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.És számos vallásos embert ismernek, akik a szenteskedés mögé bújnak, ahelyett, hogy valami jót cselekednének.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.또한 선한 일을 하는 대신에 성스러운 일 뒤에 숨어지내는 많은 종교인들 역시 알고 있지요.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.Znacie też wielu wierzących, którzy chowają się za świątobliwością zamiast czynić dobro.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.Και επίσης ξέρετε πολλούς θρησκευόμενους που κρύβονται πίσω από την αρετή τους αντί να πράττουν καλά έργα.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.И вы знаете много религиозных людей, которые прячутся за своей святостью, вместо делания хороших вещей.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.Познавате и много религиозни хора, които се крият зад своята светост, вместо да вършат добри дела.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.ואתם גם מכירים דתיים רבים שמסתתרים מאחורי קדושתם, במקום לעשות מעשים טובים.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.وتعرفون أيضا الكثير من المتدينين القابعين خلف ورعهم بدلا من القيام بفعل الخيرات.
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.沢山知っていることでしょう だから このミームを葬ることを願います
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Ho nothin 'contro th' neri. Quando si legge di 'em a tratti sono sempre molto religioso.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Jag har ingenting mot th "svärta. När man läser om dem i trakter de är alltid mycket religiös.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Já jsem nic proti té "černé. Když čtete o nich v ústrojí jsou vždy velmi náboženská.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Ja som nič proti tej "čierne. Keď čítate o nich v ústrojenstva sú vždy veľmi náboženská.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Jeg har ingenting imod th 'sorte. Når man læser om 'em i skrifter, de er altid meget religiøse.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Ketika Anda membaca tentang mereka dalam saluran mereka selalu sangat religius.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.나는 흑인 '일에 대한'아무것도했습니다. 그들이있어 책자에서 그들을 읽었 경우 항상 매우 종교.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Ko boste brali o 'em v trakta oni vedno zelo versko.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Lorsque vous lisez sur 'em dans de vastes qu'ils sont toujours très religieux.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.Mam nic przeciwko th "czarnych. Kiedy czytamy o 'em w traktaty są zawsze bardzo religijni.
Ve.öyle yollarında 'em okuduğumda her zaman çok dindar.M-am nimic împotriva lea "negrii. Când ai citit despre "le în tractul ei întotdeauna foarte religios.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod