O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Byli pak v Jeruzalémě přebývající Židé, muži nábožní, ze všelikého národu, kterýž pod nebem jest.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.En Jerusalén habitaban judíos, hombres piadosos de todas las naciones debajo del cielo
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Habitavam então em Jerusalém judeus, homens piedosos, de todas as nações que há debaixo do céu.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.In die dagen waren er in Jeruzalem vele gelovige Joden uit alle landen van de wereld.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Ja Jerusalemissa asui juutalaisia, jumalaapelkääväisiä miehiä, kaikkinaisista kansoista, mitä taivaan alla on.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.그 때에 경건한 유대인이 천하 각국으로부터 와서 예루살렘에 우거하더니
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Lakoznak vala pedig Jeruzsálemben zsidók, istenfélõ férfiak, minden nép közül, melyek az ég alatt vannak.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Men der var Jøder, bosiddende i Jerusalem, gudfrygtige Mænd af alle Folkeslag under Himmelen.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Nu bodde det i Jerusalem jøder, gudfryktige menn fra alle folkeslag under himmelen.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Nu bodde i Jerusalem fromma judiska män från allahanda folk under himmelen.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Or, il y avait en séjour à Jérusalem des Juifs, hommes pieux, de toutes les nations qui sont sous le ciel.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Şi se aflau atunci în Ierusalim Iudei, oameni cucernici din toate neamurile cari sînt supt cer.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Si trovavano allora in Gerusalemme Giudei osservanti di ogni nazione che è sotto il cielo
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Vả , bấy_giờ có người Giu-đa , kẻ mộ_đạo , từ các dân thiên_hạ đến , ở tại thành Giê-ru-sa-lem .
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Vả, bấy giờ có người Giu-đa, kẻ mộ đạo, từ các dân thiên hạ đến, ở tại thành Giê-ru-sa-lem.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Ησαν δε κατοικουντες εν Ιερουσαλημ Ιουδαιοι, ανδρες ευλαβεις απο παντος εθνους των υπο τον ουρανον
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.В Иерусалиме же находились Иудеи, люди набожные, из всякого народа под небом.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.Домували ж у Єрусалимі Жиди, люде побожні, з усякого народу під небом.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.ובירושלים שכנו יהודים אנשי חסד מכל גוי וגוי אשר תחת השמים׃
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.وكان يهود رجال اتقياء من كل امة تحت السماء ساكنين في اورشليم.
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.那 時 、 有 虔 誠 的 猶 太 人 、 從 天 下 各 國 來 、 住 在 耶 路 撒 冷
O sırada Yeruşalimde, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu.那時 、 有 虔誠 的 猶太人 、 從 天下 各 國來 、 住在 耶路撒冷
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Als ob das - wir nennen religöse Menschen oft Gläubige, als ob dies die Hauptsache sei, die sie tun.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Alsof dat -- we noemen religieuze mensen vaak gelovigen -- hun voornaamste bezigheid is.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.A tak pobožných ľudí často nazývame veriacimi, akoby to bolo to najdôležitejšie, čo robia.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Em consequência, chamamos crentes às pessoas religiosas, como se esse fosse o principal aspeto da sua ação.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.마치 우리가 신앙심이 깊은 사람들을 신봉자라고 부르듯이
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Se llama creyentes a las personas religiosas, como si creer fuese lo único que hacen.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Τους θρησκευόμενους συχνά τους λέμε πιστούς, σαν να 'ταν η πίστη το βασικό τους μέλημα.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Като че ли... често наричаме религиозните хора вярващи, като че ли това е основното нещо, което правят.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.Религиозных людей часто называют верующими, как будто верить - это их основное занятие.
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.כלומר, אנחנו מכנים אנשים דתיים "מאמינים",
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.كأن -- ندعو رجال الدين عادة بالمؤمنين
Öyleymiş gibi -- dindar insanları sık sık inanlar olarak adlandırırız, sanki yaptıkları temel şey oymuş gibi.さほど重要でない目的ほど 前に出されるというのはよくある話で
-- özellikle dindar bir Hristiyan tarafından kaleme alındığı için.독실한 기독교인이 썼기 때문입니다.
-- özellikle dindar bir Hristiyan tarafından kaleme alındığı için.הוא אחת ההתקפות היעילות ביותר על רעיון התכנון התבוני שאני מכיר
-- özellikle dindar bir Hristiyan tarafından kaleme alındığı için.שאני מכיר, ויעילותו גדולה אף יותר
-- özellikle dindar bir Hristiyan tarafından kaleme alındığı için.لإن كاتبها مسيحي ملتزم.
-- özellikle dindar bir Hristiyan tarafından kaleme alındığı için.ケネス・ミラーのような人は進化論ロビーからすれば 「天の恵み」と呼ぶにふさわしい-
ROMEO zaman gözlerim dindar din로미오 때 내 눈 독실한 종교
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Atunci când religia devotat al ochiului meu
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Cuando la religión devota de mis ojos
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Ha a hívő vallását szemem
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Když oddaný náboženství mé oko
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Keď oddaný náboženstvo moje oko
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Ketika agama yang taat mata tambang
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Khi tôn giáo mộ đạo của mắt tôi
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Kiedy pobożny religii moich oczu
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Ko pobožno vero v moje oči
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Kun harras uskonto minun silmään
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Når den fromme religion i mine øjne
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO När fromma religionen mitt öga
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Quand la religion dévots de mon oeil
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Quando a religião devota do meu olho
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Quando la religione dei devoti il mio occhio
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Toen de vrome godsdienst van mijn oog
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Wenn die frommen Religion mein Auge
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Όταν ο ευσεβής θρησκεία μου μάτι
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO Когато благочестив религия на окото ми
ROMEO zaman gözlerim dindar dinROMEO عندما عين الدين ورع الألغام