Sessiz ol ve dinle!Be quiet and listen!
Dinledim fakat hiçbir şey duymadım.I listened, but I didn't hear anything.
Björk'ün en son şarkısını dinliyorum.I'm listening to Björk's latest song.
Birçok Doğu dinleri olayların çeşitliliği arkasında bir birlik olduğunu öğretir.Many Eastern religions teach that there is a unity behind the diversity of phenomena.
O bir kısa dalga radyo istasyonu dinliyor.He listens to a short wave radio station.
Sanırım biraz dinlenmelisin. Solgun görünüyorsun.I think you should rest a bit. You look pale.
O, radyo dinlemeyi sever.He likes to listen to the radio.
O, evde dinleniyor ve sınav için hazırlanıyor.He's at home resting and preparing for the exam.
Babam bana iyi dinlenmemi söyledi.My father told me to rest well.
Budizm Hintli Şakyamuni tarafından kurulmuş bir dindir.Buddhism is a religion founded by the Indian Shakyamuni.
Kimse konuşmayı dinlemiyordu.Nobody was listening to the speech.
Bazı dinler organ bağışına karşıdır.Certain religions are against organ donation.
Roger Miller radyoda dinlediği müziği sevdiği için şarkılar yazmaya başladı.Roger Miller began writing songs because he loved the music he heard on the radio.
Din tarafından etkilenmediğinde insan yeterince kibar.Man is kind enough when he is not excited by religion.
Biraz dinleneceğim gibi görünmüyor.It doesn't sound like I will get any rest.
Federal araştırma bürosu gizlice gangsterin evini dinlemişti.The FBI secretly bugged the mobster's hangout.
Yeterince yakın dinlerseniz onu duyabilirsiniz.If you listen closely enough you'll be able to hear it.
Lyusya, Mahler'i dinlerken ağladı.Lyusya weeped while listening to Mahler.
Sovyet Rusya'sında, radyo dinleyiciyi dinler!In Soviet Russia, radio listens to the listener!
Dinlenmek istiyor musunuz?Do you want to rest?
Ne dediğimi hiç dinledin mi?Did you listen at all to what I said?
Ateizm dinî bir inanç değildir.Atheism isn't a religious belief.
Neden seni dinlemeliyim ki?Why should I listen to you?
Dinlendirici, öyle değil mi?It is restful, isn't it?
Uyandığımda dinlenmiş ve canlanmış hissettim.When I woke up I felt rested and refreshed.
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
Lütfen söylemek zorunda olduğum şeyi dinle.Please listen to what I have to say.
Bu şarkıyı her dinlememde ağlarım.I cry every time I listen to this song.
Doktorunu dinlemeni tavsiye ederim.I advise you to listen to your doctor.
Herkes başkanı dinliyor.Everyone is listening to the chairperson.
Dinamit 1857 yılında Alfred Nobel tarafından icat edilmiştir.Dynamite was invented by Alfred Nobel in 1857.
Hakim konuştuğunda, mahkeme salonundaki herkes dinler.When the judge speaks, everyone in the courtroom listens.
Her din cinayeti yasaklar.Every religion prohibits murder.
Tom klasik müzik dinlemeyi sever.Tom loves listening to classical music.
Senin özürlerini dinlemeyi reddediyorum.I refuse to listen to your excuses.
Ben, dışarı gitmeden önce dinleneceğim.I'm going to rest before I go out.
Mary, tatili sırasında dinlenmeyi çok ümit ediyor.Mary hopes to rest a lot during her vacation.
Tom, uzun bir günün ardından kanepede dinlenmeyi seviyor.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Uzun bir günden sonra Tom kanepede dinlenmeyi sever.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Bazı taşların üstünde dinlendik.We rested on some stones.
Onun karizmasının çekiciliği diğer insanları dinlettirdi.The attractiveness of his charisma made other people listen.
Din kitlelerin afyonudur.Religion is the opiate of the masses.
Dinle! Favori müziğimi çalıyorlar.Listen! They're playing my favorite music.
Batıl inanç güçsüz akılların dinidir.Superstition is the religion of feeble minds.
Daha az konuşur ve daha fazla dinlersen bir şey öğrenebilirsin.If you would talk less and listen more, you might learn something.
Başka bir disk koymak istemez misin? İki saattir bunu dinliyoruz.Don't you want to put in another disc? We've been listening to this one for two hours.
O, odasında müzik dinliyordu.He was listening to music in his room.
Biz orada bir hafta boyunca dinlendik.We rested there for a week.
Ben masum olduğumu söylemeye devam ediyorum, fakat kimse dinlemeyecek.I keep saying that I'm innocent, but no one will listen.
Benim için yüksek sesle müzik dinlemek can sıkıcı.For me, listening to loud music is annoying.
O, ölüm döşeğinde dinine kavuştu.He got religion on his deathbed.
Dün ben çok güzel bir şarkı dinledim.Yesterday I listened to a very beautiful song.
Nihayet hükümet insanları dinliyor.At last, the Government are listening to the people.
O dinlenirken ben şarkı söyleyeceğim.I will sing while he is resting.
Size söylediklerimi iyi dinleyin.Listen up well to what I say to you.
Dinliyor musun?Are you listening?
Bu onların müşterilerinin ihtiyaçlarını dinlediğini gösteriyor.This shows they have listened to the needs of their clients.
Onu dinlemeyin.Don't pay attention to him.
Ben dinleniyorum.I'm resting.
Bir dinozorla yüz yüze gelmek eğlenceli bir deneyimdi.Coming face to face with a dinosaur was a funny experience.