Bu gece onu dinlemeye niyetliyim.I intend to listen to it tonight.
Dinleyecek olan herkese hikayeyi anlattım.I told the story to anyone who would listen.
Her gece yeterince dinlenirseniz, kendinizi daha iyi hissedersiniz.If you get enough rest every night, you'll feel much better.
Dinsiz, piskoposun yorumuyla alay etti.The irreligious scoffed at the bishop's interpretation.
Ağacın altında biraz dinlenelim.Let's take a little rest under the tree.
Kapa çeneni de dinle!Shut up and listen!
Yumi İngilizce programını dinlemek için erken kalktı.Yumi got up early to listen to the English program.
Ben genellikle akşam yemeğinden sonra müzik dinlemekten hoşlanırım.I often enjoy listening to music after supper.
Görünüşe göre fırtına dindi.It appears the storm has calmed down.
İki bölge dinde ve kültürde farklıdır.The two regions differ in religion and culture.
Yaşlı adam dinlenmek için kısa bir süre durdu.The old man stopped for a moment to rest.
Bazı insanlar iyi konuşmacıdır ve diğerleri iyi dinleyicidir.Some people are good talkers and others good listeners.
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.No one wants to listen to my opinions.
Hiç kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.No one wants to listen to my opinions.
O benim perdemi dinledi, bu yüzden o ilgileniyor olmalı.He listened to my pitch, so he must be interested.
Başlangıç için Kudüsü ziyaret ettim-üç büyük din için kutsal bir yer.For a start, I visited Jerusalem - a sacred place for three major religions.
Özellikle aynı fikirde olmadığımızda, seni dinleyeceğim.I will listen to you, especially when we disagree.
Beni hiç dinlemiyor musun?Are you listening to me at all?
Biraz dinlenebilir miyim?Can I rest a bit?
Sen her zaman diğer tarafı da dinlemelisin.You should always listen to the other side, too.
Eğer benden önce eve varırsan lütfen birkaç içki içmeye ve dinlenmeye çekinme.If you arrive home before me, please feel free to have a few drinks and relax.
Ne zaman bu şarkıyı dinlesem, onun gülümsemesini düşünürüm.Whenever I hear this song, I think of his smile.
Boş zamanımda hep klasik müzik dinlemenin tadını çıkarıyorum.I always enjoy listening to classical music in my free time.
Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?How about stopping the car and taking a rest?
O dinlenmek için mi buraya geldi?Did she come here to relax?
Her zaman müzik dinlerken çalışır.She always studies while listening to music.
Dinsiz bir toplum, pusulasız bir gemi gibidir.A society without religion is like a ship without a compass.
Rahatlamak için sık sık rahatlatıcı müzik dinlerim.I often listen to soothing music in order to relax.
Onu dinledikçe daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Onu ne kadar çok dinlersem, onu o kadar daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Benim nasihatımı dinlememesi sanırım bir hataydı.I think it was a mistake that he didn't take my advice.
O, babasının söylediğini asla dinlemez.He never listens to what his father says.
Yerinde olsam, onun nasihatını dinlerim.If I were you, I'd follow his advice.
Onun tavsiyesini dinlemeyecek kadar akıllıydın.You were wise not to follow his advice.
Onun tavsiyesini dinlemelisin.You should listen to his advice.
Anneni dinlemelisin.You ought to listen to your mother.
Çoğu dine göre, zina suçtur.According to many religions, adultery is a crime.
Onun övünmelerini dinlemekten usandım.I'm tired of listening to his boasts.
Onun uzun konuşmasını dinlemekten usandım.I am tired of listening to his long speech.
Yaşlı bir adam ağacın gölgesinde dinleniyordu.An old man was resting in the shade of the tree.
Dinlenmek biraz zaman alır.It takes a while to relax.
Dinlenmek zaman alır.It takes time to relax.
Tavsiyemi dinlemeseydin, başarısız olurdun.If you hadn't had my advice, you would have failed.
Tavsiyeyi dinlemeseydin başarısız olurdun.If you hadn't had advice, you'd have failed.
Onun fikirleri dinlemeye değmez.His opinions aren't worth listening to.
Tombul olabilirim ama dinçim.I may be plump, but I'm vigorous.
Sözümü dinle.Follow my advice.
Herkes. Dinleyin.Everyone. Listen up.
Hey herkes, lütfen dinleyin.Hey everyone, please listen.
Boş zamanımı çoğunlukla müzik dinleyerek geçiririm.I often spend my free time listening to music.
O, hüzünlü melodileri dinlemeyi unutmaz.She will not forget listening to the sad tune.
Beni dinleme, sadece şaka yapıyorum.Don't listen to me, I'm just kidding.
Çocuk, müzik dinliyor.The boy is listening to music.
Onlar radyo dinliyorlar.They are listening to the radio.
Neden onun tavsiyesini dinlemedin?Why wouldn't you listen to his advice?
O, odasında müzik dinledi.He listened to music in his room.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.I'm tired of hearing your boastful tales.
Ben palavra dinlemekten bıktım.I'm tired of listening to your bragging.
Dinlenebilmemiz için işi bitirip kurtulalım.Let's get the work over with so we can relax.
Umarım o beni dinler.I hope that she listens to me.