O radyo dinleyerek oturdu.He sat listening to the radio.
O benim fikrimi dinledi.He listened to my opinion.
O, tavsiyemi dinlemezdi.He wouldn't listen to my advice.
O, tavsiyemi dinlemedi.He would not follow my advice.
Nasihatimi dinlemedi.He would not listen to my advice.
Benim tavsiyemi dinlemediği için pişman oldu.He regretted not having taken my advice.
O, dinledi ama bir şey duymadı.He listened, but heard nothing.
Öfkesini dinleyiciden sakladı.He concealed his anger from the audience.
O dinle ilgisi olan her şeyle ilgileniyor.He is interested in anything that has to do with religion.
Onun hiçbir dini düşüncesi yok.He has no religious mind.
O, gerçeği öğreninceye kadar dinlenemedi.He could not rest until he knew the truth.
O, siyasi değil dini bir figürdü.He was not a political figure but a religious one.
O büyük bir dinleyiciye hitap etti.He addressed a large audience.
O kızgındı, ama sabırla beni dinledi.He was angry, but he listened to me patiently.
Öfkesine rağmen, sabırla beni dinledi.In spite of his anger, he listened to me patiently.
O Japon diniyle ilgili iyi bir bilgiye sahiptir.He has a good knowledge of Japanese religion.
O uyumadan ve dinlenmeden işini bitirdi.He finished his work without sleep or rest.
Dinlemiyormuş gibi davrandı.He pretended not to be listening.
İyi bir dinleyici fakat kötü bir konuşmacı.He is a good listener but a poor speaker.
Işıldayan gözleriyle beni dinliyordu.He was listening to me with his eyes shining.
Gözleri kapalı müzik dinledi.He listened to the music with his eyes closed.
Arkadaşının tavsiyesini dinlemedi.He took no notice of his friend's advice.
On altı kilometre yürüyüp, on dakika dinlenip, tekrar yürüdüler.They walked for ten miles, rested for ten minutes, then walked again.
Onlar bir süre dinlendiler.They had a rest for a while.
Radyo dinliyorlardı.They were listening to the radio.
Müzik dinlemiyorlardı.They were not listening to music.
Onlar dersi dikkatle dinliyorlardı.They were listening to the lecture attentively.
Şu anda dinleniyorlar.They are now at rest.
Onlar din özgürlüğü için savaştılar.They fought for freedom of religion.
Onu dinleme.Don't listen to her.
Sesi dinlemek için hoş.Her voice is pleasant to listen to.
Oğlunu övdüğümde çok dikkatlice dinledi.She listened very carefully when I praised her son.
Onun tek zevki müzik dinlemektir.Her only pleasure is listening to music.
Klasik müzik dinlemekten hoşlanır.She enjoys listening to classical music.
O onu dinledi.She listened to him.
Hikayeyi dinlerken gözyaşı döktü.She shed tears while listening to the story.
Büyük bir dinleyici kitlesi önünde konuşmak zorunda kaldı.She had to speak before a large audience.
O, nasihatimi dinlemezdi.She would not follow my advice.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.She got so carried away listening to the Beatles that she missed the date with him.
Diğer insanları daha çok dinlemelisin.She should listen more to other people.
O sık sık saatlerce kayıtları dinleyecek.She will often listen to records for hours.
O sandalyede otururken beni dinledi.Sitting on the chair, she listened to me.
O, müzik dinliyordu.She was listening to music.
O, müzik dinlemeyi sever.She likes to listen to music.
O, saatlerce müzik dinledi.She listened to music for hours.
Kendi kendine konuşmaktansa başkalarını dinlemeyi tercih eder.She would rather listen to others than talk herself.
O, CD'leri rastgele dinledi.She listened to her CDs at random.
O, biraz dinlenmeli.She ought to take a little rest.
O, ailesinin sözünü dinler.She is obedient to her parents.
Başını annesinin omuzunda dinlendirdi.She rested her head on her mother's shoulder.
Söylemeye gerek yok, eğer yorgunsan, dinlenmelisin.It gone without saying, if you are tired, you should take a rest.
Yorgun olduğun için dinlensen iyi olur.As you are tired, you had better rest.
Biz hasta çocuğun acıklı çığlıkları dinlemeye dayanamadık.We could not bear to listen to the sick child's pathetic cries.
Babam asla uzun süreli dinlenmez.My father never takes a long rest.
Rüzgar dindi.The wind has abated.
Budizm makalesi, Doğu dinlerine olan ilgimi yeniden canlandırdı.The article on Buddhism revived my interest in Oriental religions.
Şunu dinle!Listen to this!
Can kulağıyla dinliyorum.I'm all ears.
Çalıştığım zaman kulaklıkla müzik dinlerim.When I study, I listen to music with earphones.
Lütfen söylemek zorunda olduğum şeyi dikkatle dinle.Please listen carefully to what I have to say.