Önemli şey dikkatli dinlemektir.The important thing is to listen carefully.
Başkan büyük bir dinleyiciye hitap etti.The president addressed a large audience.
Kimse beni dinlemediNobody listened to me.
Kimse beni dinlemedi.Nobody listened to me.
Kimse beni dinlemezdi.Nobody would listen to me.
Lütfen dikkatle dinleyin.Please listen carefully.
İyi bir dinleyici olun.Be a good listener.
Dinleyiciler çoğunlukla öğrencilerden oluşuyordu.The audience consisted mainly of students.
Dinleyiciler konuşmasından çok etkilendi.The audience were fascinated by his speech.
Biz yolda kısa bir dinlenme aldık.We took a short rest on the way.
Bazı insanlar okuyarak dinlenirler.Some people relax by reading.
Gölgede biraz dinlenelim.Let's take a rest in the shade.
Japonlar din konusunda o kadar özel değiller.Japanese are not so particular about religion.
Geçen Pazar evde dinlendim.I relaxed at home last Sunday.
Onu piyano çalarken dinlesen onun asla sekiz yaşındaki bir çocuk olduğunu düşünmezsin.If you heard him playing the piano, you would never think he is an eight-year-old boy.
Eğer doktorunun tavsiyesini dinlediyse, o hâlâ hayatta olabilir.If he had taken his doctor's advice, he might still be alive.
Sık sık onun İngilizce olarak konuşmasını dinledim.I often listened to him speak in English.
O, nasihatimi dinleseydi, şimdi zengin olurdu.If he had taken my advice, he would now be rich.
Eğer istemiyorsan onun nasihatini dinlemeye gerek yok.There is no need to take his advice if you don't want to.
Onun için iyi bir haberim olduğunu ona söylediğimde o can kulağıyla dinledi.When I told him I had some good news for him, he was all ears.
Ben ona dinlenmesini tavsiye ettim.I advised him to take a rest.
Ona dinlemesini söylemeyi sürdürüyorum ama o dinlemez.I keep telling him to listen, but he won't.
Onun konuşması dinlemeye değer.His speech is worth listening to.
Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.His speech deeply affected the audience.
Niçin onun tavsiyesini dinlemiyorsun?Why don't you listen to his advice?
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
Onun samimi görüşünü dinle.Listen to his candid opinion.
Onu daha dikkatli dinlemeliydin.You should have listened to him more carefully.
Onu dinlemek çok ilginç.It is very interesting to listen to him.
Ben onu dinlemeyi çok ilginç buldum.I found listening to him very interesting.
Onun konuşması sırasında öğrenciler istekli olarak dinlediler.The pupils listened eagerly during his speech.
Hikayeyi sonuna kadar dinlemiş gibi görünüyor.He seems to have lost the thread of the story.
Onun konuşmasını dinlemek her zaman hoş.His talk is always pleasant to listen to.
Onun hikayesi dinlemeye değer.His story is well worth listening to.
O, onu dinlerken yoruldu.Listening to him, she got tired.
Odasında müzik dinliyordu.He was listening to the music in his room.
Aynı anda yedi kişiyi dinleyebilir.He could listen to seven people at once.
O, beni dinlemeyi reddediyor.He refuses to listen to me.
O bir süre dinlendi.He rested for a while.
O, caz dinlemek için geldi.He came to listen to jazz.
O, dinozorun sadık minyatürüne baktı.He stared at the faithful miniature of the dinosaur.
O zamandan beri dini etkinliklerle uğraşıyor.He has engaged in religious activity since then.
Kulağıyla kapıyı dinledi.He listened with his ear to the door.
O, beni dinlemeyecektir.He will not listen to me.
O başkalarının dinsel inançlarına karşı hoşgörülüdür.He is tolerant in religious belief of others.
Sık sık benim yanıma oturur ve müzik dinler.He often sits by me and listens to music.
Hoparlöre yakın dinledi.He listened closely to the speaker.
Radyoda müzik dinlerken araba kullandı.He drove the car, listening to music on the radio.
O, radyo dinliyor.He is listening to the radio.
Bir tek kelime kaçırmamak için dikkatle dinledi.He listened very carefully in order not to miss a single word.
O tek başına müzik dinledi.He listened to music by himself.
O müzik dinleyerek dikkatini dağıttı.He diverted himself by listening to music.
O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.He settled down in his armchair to listen to the music.
O müzik dinliyordu.He was listening to music.
O, müzik dinleyerek, bir mektup yazdı.He wrote a letter, listening to music.
Yardım talebimizi dinlemeyi reddetti.He refused to listen to our request for help.
Onun dinlenmesi gerekiyordu.He needed to rest.
O, hava kuvvetlerinden izinli iken ailesiyle birlikte evde dinlenmeyi sever.He likes to relax at home with his family when he is on leave from the Air Force.
O, sizin her dediğinizi dinler.He listens to whatever you say.