Müzik dinleyerek çok zaman harcadım.I spend a lot of time listening to music.
Müzik dinlediğim zaman sık sık çalışırım.I often study while listening to music.
Müzik dinlerken sık sık çalışırım.I often study while listening to music.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle caz.I like listening to music, especially jazz.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle de caz.I like listening to music, especially jazz.
Müzik dinlemeyi severim.I like listening to music.
Onların evde kalmasını sağlamak için çok uğraştım fakat onlar beni dinlemeyi reddettiler.I tried hard to make them stay home, but they refused to listen to me.
Boş zamanımı çoğunlukla radyo dinleyerek geçiririm.I often spend my leisure time listening to the radio.
Bir değişiklik için müzik dinlememiz gerektiğini önerdim.I suggested that we should listen to music for a change.
Dinozorların evrimi çok ilgimi çekiyor.The evolution of dinosaurs interests me greatly.
Dün gece bazı CD'leri dinledim.I listened to some CDs last night.
Dün gece bazı plakları dinledim.I listened to some records last night.
İşi bitirdikten sonra, dinlenmek için kafeteryaya gittim.Having finished the work, I went to the coffee shop for a rest.
Dinledim ama bir ses duyamadım.I listened but could not hear any sound.
Dinsel inancımı yitirdim.I've lost my religious faith.
Tekneyle değil uçakla gitmem söylendi, nasihatı dinledim.I was told to go not by boat but by plane, which advice I followed.
Onun konuşmasını dinleyemeyecek kadar geç vardım.I arrived too late to hear his speech.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Onunla konuşurken dinlenemem.I can't relax when I'm talking with him.
Ona sigarayı bırakmasını tavsiye ettim ama o beni dinlemedi.I advised him to give up smoking, but he would not listen to me.
Onu ikna etmeye çalıştım ama o dinlemeyecek.I've tried reasoning with him but he just won't listen.
Ben onun plaklarından bazılarını dinledim.I listened to some of his records.
Kendimi onun plaklarını dinlerken buldum.I found myself listening to his records.
Ben onu dikkatle dinlemeye çalıştım.I tried to listen to him carefully.
Onu ne kadar uzun süre dinlersem, onu o kadar az severim.The longer I listen to her, the less I like her.
Onun hikayesini dinledim.I listened to her story.
Her gece radyo dinlerim.I listen to the radio every night.
Akşam yemeğinden sonra radyo dinlerim.I listen to the radio after dinner.
Dün gece dinlediğimiz müzik harikaydı.The music we listened to last night was wonderful.
Her zaman onun tavsiyesini dinlemeyiz.We do not always take his advice.
Biz zilin çalışını dinledik.We listened to the bell ring.
Radyo dinlemiyordum.I wasn't listening to the radio.
Dinamitle büyük bir kayayı havaya uçurduk.We blew up a huge rock with dynamite.
Biz gölgede biraz dinlendik.We had a rest in the shade.
Onu dinlemekten bıktım.I'm sick of hearing it.
Ben dinledim ama onların ne söylediğini çıkaramadım.I listened but couldn't make out what they were saying.
Beni dinle!Lend me your ears!
Neden kaldırıma yanaşıp bir süre dinlenmiyorsun?Why don't you pull over and take a rest for a while?
Din ve siyasetle ilgili tartışmadan kaçınsan iyi olur.You'd better avoid discussion of religion and politics.
Din hakkında hiç fikri yok.She has no opinion about religion.
Dine inanmıyorum.I don't believe in religion.
Din insanların afyonudur.Religion is the opium of the people.
Bazı insanlar herhangi bir dine inanmıyor.Some people don't believe in any religion.
Bol bol dinlenmeyi unutma.Make sure you get plenty of rest.
Yeteri kadar dinlenmek önemlidir.It's very important to get enough rest.
Yeterince dinlenmek çok önemlidir.It's very important to get enough rest.
Biraz dinlenmelisin.You'd better relax a bit.
Bir süre dinlenebilir miyim?May I take a rest for a while?
Ben dinlenmek istiyorum.I want to take a rest.
Biraz dinlenirsem, iyileşirim.I'll be fine if I take a little rest.
Yeni yasa dini azınlıkları oy verme haklarından mahrum edecek.The new law will deprive religious minorities of their right to vote.
O gazeteyi bırakıp beni dinler misin?Will you put down that paper and listen to me?
İnsanlar ünlü orkestrayı dinlemek için konser salonun geldiler.People came to the concert hall to listen to the famous orchestra.
İnsanlar onun müziğini dinlemek için evlerinden çıktılar.The people came out of their houses to listen to his music.
O coşku ile dinlendi.He was listened to with enthusiasm.
O, insanlara kendi dinlerinden dolayı acı çektirdi.He persecuted people for their religion.
Sakin ol ve beni dinle.Be quiet and listen to me.
Sadece sessizce dinlersen sana söylerim.I would tell you if you would just listen quietly.
Öğretmen açıklamamı dikkatle dinledi.The teacher listened attentively to my explanation.
Dikkatle dinliyorum.I am all ears.