Yorgunsan dinlen.If you're tired, rest.
Dinlenme önemlidir.Rest is important.
Biz din hakkında hiç konuşmadık.We never talked about religion.
Dinlemesini istedim.I have asked you to listen.
Dindarsın, değil mi?You are religious, right?
O, din hakkında çok fanatikti.She was very fanatical about religion.
O dar görüşlü dindar bir kızdı.She was a narrow-thinking religious girl.
Elbette her dinin kendi kuralları vardır.Of course every religion has its own rules.
Karını dinlemen gerekir.You should listen to your wife.
Devam et, Tom, dinliyorum.Go on, Tom, I'm listening.
Devam et Tom, dinliyoruz.Go on, Tom, we're listening.
Geceleyin artık müzik dinleyemiyorum çünkü kulaklığım bozuldu.I can't listen to music at night anymore because my headphones broke.
Bu adamı dinleme.Don't listen to this man.
Yalanlarını yeterince dinledim.I've had enough of your lying.
Bir şarkı söylememi dinlemek ister misin?Would you like to hear me sing a song?
Torunum karımı dinliyor.My granddaughter is listening to my wife.
Bu şarkıyı dinlediğim ilk zamanı hatırlıyorum.I remember the first time I listened to this song.
Uzun boylu kadın kahverengi atı dinliyor.The tall woman is listening to the brown horse.
Bilgisayarlar neden bu kadar akıllı? Çünkü onlar anakartlarını dinliyorlar.Why are computers so intelligent? Because they listen to their motherboards.
Tom ve Mary hakkında dinlemekten usandım.I'm tired of hearing about Tom and Mary.
Dünya savaşı hayali, doğrusal bir dinle ilişkilendirilebilir.The dream of world war may be linked to a linear religion.
Ağ devasa dinamik bir ağ.The Web is a gigantic, dynamic document.
Yaşlanman daha dindar olman gerektiği anlamına gelmez.The older you get doesn't mean you should become more religious.
Müzik dinlemek rahatlamak için harika bir yol.Listening to music is a great way to relax.
Tom sabırla Mary'yi dinledi.Tom patiently listened to Mary.
Tom dindar bir üne sahipti.Tom had a pious reputation.
O, evinde dinleniyor.He is relaxing in his home.
Onun annesi hasta ve dinleniyor.His mother is ill, and is resting.
Senin dinin tembelliği teşvik ediyor.Your religion promotes laziness.
Senin dinin uyuşukluğu destekliyor.Your religion promotes indolence.
Senin dinin Mars'a uygun mu?Is your religion relevant on Mars?
Dininiz tüm Güneş Sistemi'nde geçerli mi?Is your religion relevant throughout the whole Solar System?
Hükümet sonunda insanları dinliyor.The government listens to the people in the end.
Tom muhtemelen bunu dinlemekten hoşlanırdı.Tom would probably enjoy listening to this.
Tom'u bir kez uyardım ama dinlemedi.I warned Tom once, but he didn't listen.
Tom'un iyi bir dinleyici olduğunu söyleyebilir misin?Would you say Tom is a good listener?
Tom'u uyardım ama dinlemedi.I warned Tom, but he didn't listen.
Kendimi dindar olarak düşünmüyorum.I don't consider myself religious.
Tom müzik dinliyordu.Tom was listening to music.
Ben dinlenemedim.I couldn't catch my breath.
Kimse dinlemezdi.No one would've listened.
Tom'un beni dinlemesi gerekir.Tom should listen to me.
Tom biraz dinlenme kullanabilir.Tom could use some rest.
Tom'u dinleme.Don't listen to Tom.
Kuşların cıvıldamalarını dinlemekten hoşlanırız.We like to listen to birds singing.
Onun hikayesini dinleyelim.Let's listen to her story.
Biz okyanusu dinledik.We listened to the ocean.
Tom okyanusun sesini dinledi.Tom listened to the sound of the ocean.
Tom, dalgaların sahile vurma sesini dinledi.Tom listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom, dalgaların sahile vurmasını dinledi.Tom listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Onu dinlemeyi yorucu buluyorum.I find it exhausting to listen to him.
Onu dinlemek beni yoruyor.Listening to him exhausts me.
Marcela 80'lerin müziğini dinlerdi.Marcela used to listen to 80's music.
Tom benim tavsiyemi dinlemezdi.Tom wouldn't listen to my advice.
Bazı dindar insanlar çok yargılayıcı olabilir.Some religious people can be very judgemental.
Birkaç dakikan varsa, beni dinler misin?If you have a couple minutes, could you hear me out?
Bak, Mozart dinleyerek büyümüş domatesler!Look, tomatoes which grew up listening to Mozart!
Tom evde nadiren müzik dinler.Tom seldom listens to music at home.
Konuştuğunuzda sizi dinlemeyi severim.I like to listen to you when you speak.
Onlar dersi dikkatle dinledi.They listened to the lecture very attentively.