Tom'u dinlemeni tavsiye ediyorum.I advise you to listen to Tom.
Bu sesli kitap dinlemeye değer.This audiobook is worth listening to.
Dinle, gerçekten üzgünüm.Listen, I'm really sorry.
Söylemek zorunda olduğun şeyi dinleyeceğim.I'll listen to whatever you have to say.
En azında söylemek zorunda olduğumuz şeyi dinlediler.At least they listened to what we had to say.
Dinle, koşmak zorundayım.Listen, I've got to run.
Şimdi dinlenmek istiyorum.Now I want to rest.
Hepinize bol bol dinlenmenizi tavsiye ediyorum.I advise you all to get plenty of rest.
Tom dinlenmek istiyor.Tom wants to relax.
Onlar haberi dinliyorlar.They're listening to the news.
Dinle, iyi bir haberim var.Listen, I have good news.
Her türlü müzik dinlerim.I listen to all kinds of music.
Tom bir an dinlenmedi.Tom didn't rest for a moment.
Beni dinliyor muydun?Were you listening to me?
Beni dinlemiyorsun.You don't listen to me.
Sadece dinliyorum.I'm just listening.
Pekala, ben dinliyorum.All right, I'm listening.
Tom dinliyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be listening.
Neden dinleyemedin?Why couldn't you listen?
Neden sadece orada oturmuyorsun ve dinlemiyorsun?Why don't you just sit there and listen?
Yapman gereken bütün şey dinlemek.All you have to do is listen.
Arkanıza yaslanın ve dinleyin.Sit back and listen.
Belki dinlemelisin.Maybe you should listen.
Dinleyiciler içinde birçok insan şakanı anlamadı.Many people in the audience didn't understand your joke.
Dinle yardımına ihtiyacım var.Listen, I need your help.
Her şeyi dinlerim.I listen to everything.
Chuck's Diner'daki yemekten hoşlanacağınızı biliyorum.I know you'll enjoy the food at Chuck's Diner.
Şimdi beni yakından dinle.Now listen to me closely.
Şimdi gerçekten dikkatli dinleyin.Now listen really carefully.
Telefonunuz dinleniyor.Your phone is bugged.
Tom bütün hikayeyi tekrar baştan dinlemek zorunda kaldı.Tom had to listen to the whole story all over again.
Yeinde olsam Tom'un nasihatını dinlerim.If I were you, I'd follow Tom's advice.
Dinlemene ihtiyacım var.I need you to listen.
Çocuklarım beni dinlemiyor.My children don't listen to me.
Bu kasabanın sakinleri çok dindar ve vatansever insanlar.The residents of this town are deeply religious and patriotic people.
Bir dakikalığına dinler misin beni?Will you listen to me for a minute?
İlahi dinlemekten hoşlanırım.I like to listen to nasheeds.
Yatmadan önce müzik dinlerim.Before I go to sleep I listen to music.
Sadece sus ve dinle!Just shut up and listen!
Onu kim dinler?Who listens to him?
Neden onları dinliyoruz?Why are we listening to them?
Neden onu dinliyoruz?Why are we listening to him?
Kimse seni dinlemiyordu.No one was listening to you.
Kimse bizi dinlemiyordu.No one was listening to us.
Kimse onları dinlemiyordu.No one was listening to them.
Hiç kimse beni dinlemiyordu.No one was listening to me.
Hiç kimse onu dinlemiyordu.No one was listening to him.
Onları dinlemekten usandım.I'm tired of listening to them.
Onu dinlemekten usandım.I'm tired of listening to him.
Hiç kimse seni dinlemiyor.No one is listening to you.
Hiç kimse bizi dinlemiyor.No one is listening to us.
Hiç kimse onları dinlemiyor.No one is listening to them.
Hiç kimse onu dinlemiyor.No one is listening to him.
Bizi dinlemeliydin.You should've listened to us.
Onları dinlemeliydin.You should've listened to them.
Onu dinlemeliydin.You should've listened to him.
Onu dinlemeliydim.I should've listened to him.
Onları dinlemeliydim.I should've listened to them.
Onları dinledim.I listened to them.
Onu dinledim.I listened to him.