Evet,yoğun işimi unutabileceğim ve dinlenebileceğim.Yes, I will be able to forget my busy work and relax.
Susan müzik dinlemekten hoşlanır.Susan enjoys listening to music.
John dikkatle dinledi.John listened carefully.
George, radyoyu dinlemiyorsan, onu kapat.George, if you are not listening to the radio, turn it off.
Dinsizin hakkından imansız gelir.Set a thief to catch a thief.
Dinlendikten sonra daha iyi hissettim.I felt better after I took a rest.
İzleyicinin şikayetlerini sabırla dinledikten sonra, hakimler sonuçları değiştirdi.After patiently listening to the audience's complaints, the judges changed the results.
Hiç kimse onu dinlemek için durmaz.No one stops to listen to him.
Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Söyle bana. Dikkatle dinliyorum.Tell me. I'm all ears.
Konuşmayı bırakın ve müziği dinleyin.Do stop talking and listen to the music.
Sen hiç böylesine iyi bir müzik dinledin mi?Have you ever listened to such a good music?
Ben bu hikayeyi defalarca kez dinledim.I've heard this story scores of times.
Bu ilaç ağrıyı dindirecektir.This medicine will take the pain away.
Ağrıyı dindirmek için biraz ilaca ihtiyacım var.I need some medicine to kill the pain.
Bu iş bittiğinde iyice dinlenebilirim.I can take a good long rest when this work is finished.
Bu müziği dinle ve rahatla.Listen to this music and relax.
Ben bu grubu dinliyorum.I'm listening to this band.
Yağmur dinince dışarı çıkacağız.We'll go out when this shower is over.
Bu bilgisayarı bir yıl önce satın aldım ve o şimdiden bir dinozor.I bought this computer one year ago and it's already a dinosaur.
O bu günlerde anne babasının sözünü dinlemiyor.These days he disobeys his parents.
Gel, çocuk, otur. Otur ve dinlen.Come, boy, sit down. Sit down and rest.
Burada dinlenelim.Let's rest here.
Burada dinlenirsen daha iyi olurdu.It would be better if you took a rest here.
Kate bütün gün radyo dinledi.Kate listened to the radio all day.
Klasik müzik dinlemeyi severim.I like to listen to classical music.
Temizlik, dindarlığın yanındadır.Cleanliness is next to godliness.
Hıristiyanlık ve İslam, iki farklı dindir.Christianity and Islam are two different religions.
Dinozorlar dünyayı yönetirdi.Dinosaurs used to rule the earth.
Babamın bir dinlenmeye ihtiyacı var. O üç saattir bahçede çalışmaktadır.Dad needs to take a rest. He's been working in the garden for three hours.
Konuşmayı bırakın ve beni dinleyin.Stop talking and listen to me.
Eski müzik formatlarını dinlemek bana memleketimi hatırlatıyor.Listening to oldies reminds me of my hometown.
İnkalar dindar insanlardı.The Inca were religious people.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Alice kız kardeşini dinlemiyordu.Alice wasn't listening to her sister.
Fırtına dindi.The storm abated.
ABD'de din özgürlüğü Haklar Bildirisinin teminatlarından biridir.In the U.S., freedom of religion is one of the guarantees of the Bill of Rights.
O dini mezhebin bazı acayip fikirleri var.That religious cult has got some pretty off the wall ideas.
Keşke ebeveynlerimi dinleseydim.If only I had listened to my parents!
Lise günlerimi düşünmeden o şarkıyı dinleyemem.I can not hear that song without thinking of my high school days.
Evde her gün radyo dinler misin?Do you listen to the radio at home every day?
Yorgun olduğun için, dinlensen iyi olur.As you are tired, you had better take a rest.
Onu dinliyor musun?Are you listening to him?
Herhangi bir dine inanıyor musun?Do you believe in any religion?
İngilizce dinliyor musun?Are you listening to English?
Doktorunuzun tavsiyesini dinlemelisiniz.You should follow your doctor's advice.
Radyo dinlemeye düşkün müsünüz?Are you fond of listening to the radio?
Radyodaki haberi dinledin mi?Did you hear the news on the radio?
İyice dinlenmen lazım.It is necessary that you take a good rest.
Dinlendikten sonra çalışmana devam etmelisin.After you have taken a rest, you must carry on your study.
Hangi CD'yi dinlemek istersin?Which CD do you want to listen to?
Benimle her zaman tartışıyorsun, beni asla dinlemiyorsun.You always bandy words with me: you never listen to me.
Saat dokuzda haberi radyoda dinleyebilirsin.You can hear the news on the radio at nine o'clock.
Keşke tavsiyeni dinleseydim.I wish I had listened to your advice.
Irkın ya da yaşın ya da dinin umurumda değil.I don't care about your race or age or religion.
Dinlediğin müzik neydi?What was the music you were listening to?
Onların dinlerini göz önünde bulundurmalısın.You should think of their religions.
Onun söylediklerini dinlemek zorunda değilsin.You don't have to listen to what he says.
Onun dersini dinlemek için elli kadar çok öğrenci toplandı.As many as fifty students gathered to hear his lecture.
Bir saat yürüdükten sonra dinlenmek için durduk.After walking for an hour, we stopped to take a rest.