Ana içeriğe geç
Sözlük

din ile cümle

din kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ben oturup dinlenir dinlenmez telefon çaldı.No sooner had I sat down and relaxed than the phone rang.
Sessiz kalın ve dinlenin.Stay quiet and rest.
Can kulağı ile dinledik.We were all ears.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Müzikten hoşlanırım ve her gün dinlerim.I like music, and I listen to it every day.
Linda müzik dinlemek için parka gitti.Linda went to the park to listen to the music.
Rahatlamak için rahatlatıcı müzik dinlemem gerekiyor.In order to relax, I need to listen to soothing music.
Telsizi dinlerken telefonun çaldığını duydum.Listening to the radio, I heard the telephone ring.
Radyo dinlerken uyuya kaldım.While listening to the radio, I fell asleep.
Radyo dinliyorum.I'm listening to the radio.
Radyodaki İngilizce programlarını dinlersen bedava İngilizce öğrenebilirsin.If you listen to English programs on the radio, you can learn English for nothing.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Dikkatlice dinle.Listen carefully.
Dikkatlice dinleyin, yoksa onun söylediklerini kaçıracaksın.Listen carefully, or you'll miss what he says.
Sonunda hepsi bitti. Şimdi dinlenebiliriz.It is finally all over. Now we can relax.
Yan gelip yatarsan ve dinlenirsen çok daha iyi hissedersin.If you sit back and rest, you will feel much better.
Tavsiyemi dinleseydin, böyle bir sorunun içinde olmazdın.If you had taken my advice, you wouldn't be in such trouble.
Bob benim tavsiyemi dinleseydi, şimdi her şey tamam olacaktı.If Bob had taken my advice, everything would be all right now.
Mary arkadaşının tavsiyesi dinlemeyecektir.Mary won't listen to her friend's advice.
Herkes çok dikkatli dinliyordu.Everyone was listening very carefully.
Hepiniz, dinleyin.Listen, all of you.
Yakında dinleneceğiz.We will take a rest soon.
Madonna'nın konseri büyük bir dinleyici çekti.Madonna's concert drew a large audience.
Önce, her iki tarafı dinlemeliyim.First, I should hear both sides.
Otur ve bir süre dinlen.Sit down and take it easy for a while.
Sadece birkaç kişi onu dinledi.Only a few people listened to him.
Hangi dine inanıyorsun?What religion do you believe in?
Tom, bütün gün çalışıyordu, dinlenmek istedi.Tom, who had been working all day, wanted to have a rest.
Tony sık sık müzik dinlemedi.Tony did not often hear music.
Hangisi bizim son dinlenme yerimiz olacak?Which one will be our final resting place?
Nerede dinleneceğimize karar vermedik.We haven't decided where to take a rest.
Niçin nedeni dinlemiyorsun?Why will you not listen to reason?
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Sanırım daha fazla dinlenmelisin.I think you should get more rest.
Canım dinlenmek istiyor.I feel like taking a rest.
Niçin biraz dinlenmiyorsun?Why don't you rest a bit?
Bir süre dinlenelim.Let's take a rest for a while.
Duralım ve dinlenelim.Let's stop and take a rest.
Hiçbiri konuşanı dinlemiyordu.None were listening to the speaker.
Dinamit bir patlama ile ses çıkardı.The dynamite went off with a bang.
Daha yarısını dinlemedin.You haven't heard the half of it yet.
İki ülke dinde ve kültürde farklıdır.The two countries differ in religion and culture.
Sorunla ilgili gerçekleri dinleyin.Listen to the facts relative to the issue.
Suç hakkında dinlemek korkunçtu.It was horrible to hear about the crime.
O haberi dinlediğinde titriyordu.She was trembling as she listened to the news.
Öğretmenin nasihatını dinlemeliyiz.We ought to take the teacher's advice.
Kız gözlerini kapatarak papazı dinledi.The girl, closing her eyes, listened to the pastor.
Kız annesi ile birlikte alışverişe gideceğini söyledi ve söylediğimi dinlemedi.The girl said she was going shopping with her mother, and didn't listen to what I said.
Bu ayin onların dinlerinin bir parçasıdır.This rite is part of their religion.
Bilginin konuşması dinlenmeye değer.The speech of the scholar is well worth listening to.
Yaralı adam şimdi dinlenmede.The injured man is now at rest.
Bilimci vadideki dinozor kemiklerini araştırdı.The scientist searched for the bones of the dinosaurs in the valley.
O müzik defalarca dinlemeye değer.That music is worth listening to many times.
Konuşma dinleyicileri derinden etkiledi.The speech deeply affected the audience.
O tür bir hikayeyi ağlamadan dinleyemiyorum.I cannot hear such a story without weeping.
Teybi dinleyelim.Let's listen to the tape.
Sonra dolma kalem elimden düştü ve ben sadece dinledim.Then the pen fell from my hand and I just listened.
Ve ben onun kayıtlarını hiç dinlememiştim.And I had never listened to his records.
Benim orada dinlenmek için hiçbir şansım yoktu.I had no chance to relax there.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod