Ana içeriğe geç
Sözlük

dilek ile cümle

dilek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dilek: Vive la reine !: "Long live the queen!": "Yaşasın Kraliçe!"I huvudsatser förekommer konjunktiv endast i särskilda uttryck: Vive la reine! - Leve drottningen!
Halkın karşısına çıkarak masum dilekçelerini kabul ediniz.Påtala folks misstag indirekt.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Var är mitt folk? frågar han sig, och ber.
Yaralılara Allah'tan acil şifalar dileklerimi ilettim.Tacksägelse för GUDs margfaldiga wälgerningar.
Dilekçesi aynı yılın Eylül ayı sonunda red edildiğinde, itiraz dilekçesi yazdı.När hans ansökan avslogs i slutet av september, klagade han omedelbart.
Fakat daha sonradan Yüksek Seçim Kurulu'na dilekçe vererek adaylığını çekti.Han prisades dock senare för sitt val av kandidater.
Konusmalannda savunduğu görüşler 1628'de yayımlanan Haklar Dilekçesi'nin temelim oluşturdu.Det var på hans förslag, som den ryktbara petition of right 1628 blev antagen av parlamentet.
Ema (Japonca: 絵馬), Şinto tapınaklarında dua ya da dileklerinin yazıldığı küçük ahşap plaklardır.Ema (絵馬), är små träskyltar som shintoister skriver böner och önskningar på.
Dilek kipi Bildirme ekiTyst bön kontemplation
Şikayetçi olmak isteyenlere, dilekçe yazımında destek olur.Den som vill överklaga ett beslut av inskrivningsmyndigheten ska göra det skriftligen.
Aynı gün Dilek ile Çınar evlenir.Samma år gifte han sig på Görväln.
Dilek dilemek isteyenler elinin başparmağını sütundaki deliğe sokup elleriyle bir daire çizerler.Alla som har hört orden skall lägga händerna på hans huvud, och hela menigheten skall stena honom.
Dilek dilendikten sonra toplar farklı yönlere dağılır ve bir yıl süre ile hepsi taşa dönüşür.När man har önskat sig något så blir alla drakkulor till sten i ett helt år och sprids ut över hela jorden.
Buna göre, davanın tarafları dava dilekçesine göre belirlenir.Domstolen kan inte annat än meddela dom i enlighet med yrkandet.
Dilekçe daha sonra Alman federal hükümeti tarafından reddedildi.Petitionen lades återkommande fram för den tyska riksdagen.
Halk Feridun'a iyi dileklerini sunarken Feridun da onların kahramanlığını ve gözü pekliğini över.Må de jubla över finnarnas seger och känna sig nöjda!
Olumlu dilekte bulunma.Не сподівайтеся аплодисментів.
Dileklerimiz ve dualarımız tüm Japonya halkının yanında.«Наші переживання і молитви з французьким народом.
Niyet Mektubu Dilekçesi 08/14/2002.Статус надано згідно з рішенням облради від 04.08.2006 року.
Hayri ve Dilek evlenir.Аврелій та Міра одружуються.
Prenses Peach bu esnada umutsuzca bir dilek diler, Mario için.Принцеса Піч дуже прихильно ставиться до Маріо.
Kişisel mektuplarda belirtilen olay, duygu ve dilekleri anlayabilirim.Я розумію опис подій, відчуттів, намірів в листах особистого характеру.
Hayatının kalan anlarını dileklerini gerçekleştirmek istemektedir.Z jejich života se ale vytratila touha po životě.
Hükûmet yetkilerini ve dilekçeleri dosyalama denetim hakkına sahipti.Mají povoleno mít dokumenty týkající se jejich procesu a případného odvolání.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Optativ vyjadřuje naděje, přání či rozkaz.
Dilekçe verilmesi şart değildir.Objednávat se není potřeba.
En içten dileklerimle, Bobby Henderson, ilgili vatandaş.Poslední rozloučení s Janem Skácelem .
Kaymakamlık makamına bir dilekçe ile başvurusunu yapar.Pošle vyslance do Indie s žádostí o půjčku.
Ancak dilekçe bir kandırmacaydı.Poprava však byla pouze fingovaná.
Dilek Dağı (Samson Dağı) ile Ege Denizine ulaşır.Západně se nachází v Moři dešťů osamocená hora Mons Piton.
Bir Dilek Tut Derneği, amacı doğrultusunda çocukların isteklerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.Dítě chce plnit to, co od něj očekávají blízcí.
Fay: Dilek: Dünyasına geri dönmemek.Ia hotărârea de a nu reveni în țară.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/03/1992.Coperta numărului 3/1992
Dilekleri yerine getirebilir.Így beteljesülhetnek vágyai.
Tapınağa insanlar dilekler dilemek için geliyor.A templom adütonjában a hívek jóslatokért folyamodtak.
Korkan ve şaşıran vatandaşlar belediye başkanına bir dilekçe ile başvurur.A jelentkező hazai és külföldi befektetőket összevont rendezési terv várja a Polgármesteri Hivatalban.
Yaralılara Allah'tan acil şifalar dileklerimi ilettim.Itt mondhatják el kívánságaikat az isteni kalauzoknak.
Yeni ödül sistemi Dilekler, önceki oyun The Sims 2'deki İstekler ve Korkular bölümüyle değiştirilmiştir.Myös uutena ominaisuutena pelissä on onnellisuuspisteet, jotka korvasivat The Sims 2:n toiveet ja pelot.
6 Mayıs'ta köyün bir tepesine çıkılarak maniler söylenir ve genç kızlar dilek tutarlar.He kulkevat 6. joulukuuta yhdessä talosta taloon kyselemässä, ovatko lapset olleet kilttejä.
Bir Dilek Tut Derneği, amacı doğrultusunda çocukların isteklerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.Eduskunnan toivomuksesta hän seuraa myös lasten oikeuksien toteutumista.
Dilek Şendil.Toivo Holopainen.
Olumlu dilekte bulunma.Älkää ryhtykö mihinkään mielenilmaisuihin.
Doğum Günü Kartları, iyi dileklerin iletilmesi ve bir kişiye sevginin önemli bir yoludur.Rakkauskirje on tapa osoittaa ihastumista ja rakkautta toiseen ihmiseen kirjeitse.
İkinci toplantı yılından itibaren Dilekçe Komisyonluğunun kâtipliğini yaptı.SUL lupasi etukäteen noudattaa lautakunnan päätöstä.
Müzik piyasasında Dilek soyadını kullandı.Taidemuseo käyttää Onni-nimeä markkinoinnissaan.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Keisarillisen Majesteetin Armollinen Julistuskirja (26/1901).
Arap harfleriyle dilekçe ve kitap yazılması yasaklandı.Απαγόρευση χάραξης αραβικών επιγραφών και σφραγίδων.
Olumlu dilekte bulunma.Μὴ προσδέχου τὸ φαῦλον.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Κατατέθηκε 01/12/1971.
Dilekçe verilmesi şart değildir.Δεν θα ασκήσει έφεση · .
Tam bugünlerde Dilek’in karşısına Aydın çıkar ve kontrolsüz arzusunu Dilek’e yöneltir.Οι ευσεβείς πόθοι κρύβουν πίσω τους την επίκληση στο συναίσθημα και αποτελεί πλάνη αγνοίας ελέγχου.
MSF bu konuda internet sayfasında bir dilekçe hazırlayarak, Novartis'in bu davayı bırakmasını talep etmiştir.MSF har lanceret en underskriftsindsamling på sin hjemmeside for at få Novartis til at frafalde sit søgsmål.
Ancak bu dilekçe de ilki gibi Parlamento tarafından reddedildi.Dette princip gjorde han gældende så vel ved debatten som uden for Folketinget.
Eichmann, hemen dilekçe yazarak İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi'den merhamet diledi.31. maj afviste Israels præsident Yitzhak Ben-Zvi Eichmanns bønskrift.
Her sene mayıs ayında Hıdırellez ateşi yakılır ve dilekler tutulur.Til sankthans bliver der hvert år opstillet bål i havnen og afholdt båltaler.
Freud, bu rüyaları da bebeklikten kalma dileklere bağlamaktadır.Freud kaldte drømmene for kongevejen til det ubevidste.
Ancak bu dileklerle ilgili değil.Og det er ikke noget at ønske sig.
Bu dilek akla gelebilecek herhangi bir şey olabilir.Håb er forventningen om at noget ønsket måske vil indtræffe.
Dilekçe daha sonra Alman federal hükümeti tarafından reddedildi.Opdelingen blev senere omstødt af en føderal appeldomstol.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.Juventus skulle dog ikke få ret meget glæde af dette.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod