Tom, kız kardeşinden özür dile. Onu ağlattın.Tom, apologize to your sister. You made her cry.
Tom dilini deldirdi.Tom got his tongue pierced.
Özür dilemene gerek yok.There's no need for you to apologize.
Tom'un iki dilli olduğunu düşünüyorum.I think Tom is bilingual.
Sen çift dilli misin?Are you bilingual?
Seni beklettiğim için özür dilerim.I'm sorry I kept you waiting.
Seni beklettiğim için özür diliyorum.I'm sorry I kept you waiting.
Tom, Mary'nin John ve onun onun hakkında konuşmasına kulak misafiri olmamasını diledi.Tom wished that Mary hadn't overheard John and him talking about her.
Özür dilerim. Seni uyandırdım mı?I'm sorry. Did I wake you up?
Tom birkaç dil konuşur.Tom speaks a few languages.
Kalmayı diliyor musunuz?Do you wish to stay?
Tom, meyve salatasında sadece bir çilekten daha fazlası olmasını diledi.Tom wished there was more than just one strawberry in his fruit salad.
Tom her çileği dikkatle dilimledi.Tom sliced each strawberry carefully.
Dinlerken dilleri öğrenmeyi severim.I love learning languages by listening to them.
Tom'a gerçekten yardım edebilmeyi dilediğimi söyle.Tell Tom I really wish I could help.
Belki sen yaptığın aptalca şeylerin hepsi için özür dilemelisin.Maybe you should apologize for all of the stupid things you did.
Tom sağır ve dilsizdir.Tom is deaf and mute.
Arkadaşlarınız ve ailenizle bu dilekçeyi paylaşmak için lütfen aşağıdaki mesajı gönderin.Please forward the message below to share this petition with your friends and family.
Bir dil öğrenmek 70 yaşın üzerinde olduğunuzda zordur.Learning a language when you are over 70 years of age is difficult.
Bay Smith tatlı dilli bir insandır.Mr Smith is a softly-spoken person.
Humphrey tatlı dilli bir kişidir.Humphrey is a softly-spoken person.
Çoğu dilde ölüm ve ölmeyi açıklamak için örtülü ifadeler vardır.Most languages have euphemistic expressions to describe death and dying.
O, diliyle burnuna dokunabilir.She can touch her nose with her tongue.
Ona iyi geceler diledim.I told him good night.
Yabancı dil bilgisi, beyin etkinliğini uyarır.Knowledge of foreign languages stimulates brain activity.
Ben dili güzel biçimde kullanan insanları severim.I like people who use language beautifully.
O, iki dilli olma avantajına sahiptir.She has the advantage of being bilingual.
O, iki dilli olma avantajına sahip.He has the advantage of being bilingual.
Bu kompozisyonda dil bilgisi hataları var.There are grammar mistakes in this composition.
Ofisim Yabancı Diller Bölümünde.My office is in the Foreign Languages Department.
Dilenci bir parça ekmek istiyor.The beggar is asking for a piece of bread.
Annene ve babana en iyi dileklerimle.Best wishes to your parents.
Yabancı dil öğrenmek yararlıdır.It's useful to study foreign languages.
Bana Çince dilimle yardımcı olan Wang adında bir kişiyi tanıyorum.I know a person whose name is Wang, who helps me with my Chinese language.
Kendi kabilenin dilini konuşabilir misin?Are you still able to speak your tribal language?
Dilerlerse bir şey ekleyebilirler.They can add something if they wish.
En azından onun özür dileyeceğimi düşündüm, ama hayır.I thought he'd apologize at least, but no.
Yapmamayı dilediğim bir şeyi yaptım.I did something I wish I hadn't.
Öğretmen tahtaya bilmediğim bir dilde bir şey yazdı.The teacher wrote something on the blackboard in a language I didn't know.
Tüm dilleri onlardan Lojbana çevirmek zordur.All languages are hard in translating from them to Lojban.
Bütün dilleri çevirmek zordur.All languages are hard to translate into.
Her dilde yanlış arkadaşlar vardır.There are false friends in every language.
Dil formu zamanla değişir.The form of language changes over time.
Geciktiğim için çok özür dilerm.I'm terribly sorry for being late.
Vietnamca öğrenmek için zor bir dil değildir.Vietnamese is not a hard language to learn.
Benim akıcı bir biçimde konuşabileceğim tek dil İngilizce'dir.The only language I can speak fluently is English.
Ben bu makalenin özür dileyen tonundan hoşlanmıyorum.I don't like the apologetic undertone of this article.
Ben yol kenarı boyunca gıda için dilenen çocuklar gördüm.I saw children begging for food along the side of the road.
Dilimizi konuşamıyor.She does not speak our language.
O, bizim dilimizi konuşmuyor.She does not speak our language.
Dil, düşündüğümüz şeyi şekillendirme gücüne sahiptir.Language has the power to shape the way we think.
Peştuca ilginç bir dildir.Pashto is an interesting language.
Size şans dilemek için uğradık.We came by to wish you luck.
Özür dilemeye geldik.We came to apologize.
O özür dilemeli.He should apologize.
Profesyonel çevirmenler çoğunlukla sadece kendi ana dillerine çeviri yapar.Professional translators often only translate into their own native language.
Ağzını aç, dilini çıkar.Open your mouth and stick out your tongue.
Tom öfkeden çıldırmıştı ama dilini tuttu çünkü çocuklar vardı.Tom was furious, but he tempered his language because there were children present.
Dil öğrenmek ilginçtir.Learning languages is interesting.
Seni ürküttüğüm için özür dilerim.I'm sorry I startled you.