Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.Nu is er een alternatief voor alleen bomen planten en hopen dat ze niet neergehakt zullen worden.
Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.Υπάρχει μια εναλλακτική λύση στο απλό φύτεμα δέντρων και την ελπίδα ότι αυτά δε θα κοπούν.
Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.Има и една алтернатива пред това просто да засаждаш дървета и да се надяваш, че няма да ги отсекат.
Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.עכשיו יש אלטרנטיבה לסתם נטיעת עצים ולקוות שהם לא יכרתו.
Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.والآن يوجد بديل لزرع الأشجار والرجاء بأن لا يتم قطعها
Şu an ağaç dikmeye bir alternatif var ve umit ediyoruz ki onlar kesilmeyecek.植林の代替え品があるのです 私が提案している砂岩の壁は3つのことをします
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.ולא תקים לך מצבה אשר שנא יהוה אלהיך׃
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.älä myöskään pystytä itsellesi patsasta, sillä niitä Herra, sinun Jumalasi, vihaa."
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Ani si nepostavíš modlárskej sochy, čoho nenávidí Hospodin, tvoj Bôh.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Ani vyzdvihneš sobě modly, což v ohavnosti má Hospodin Bůh tvůj.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Cũng chẳng nên dựng lên một trụ thờ nào : Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời ngươi lấy_làm ghét các vật ấy .
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Cũng chẳng nên dựng lên một trụ thờ nào: Giê-hô-va Ðức Chúa Trời ngươi lấy làm ghét các vật ấy.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.dan jangan mendirikan tiang untuk memuja berhala, karena TUHAN Allahmu membenci perbuatan itu
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Du sollst keine Säule aufrichten, welche der HERR, dein Gott, haßt.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Heller ikke må du rejse dig nogen Stenstøtte; dem hader HERREN din Gud.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.icke heller skall du resa åt dig någon stod, ty sådant hatar Herren, din Gud.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.자기를 위하여 주상을 세우지 말라 네 하나님 여호와께서 미워하시느니라
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.nem levantarás para ti coluna, coisas que o Senhor teu Deus detesta.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.No levantarás piedras rituales, lo cual aborrece Jehovah tu Dios
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.og du skal ikke reise nogen billedstøtte, for det hater Herren din Gud.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Oszlopot se emelj magadnak, a mit gyûlöl az Úr, a te Istened.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Să nu ridici nici stîlpi idoleşti, cari sînt urîţi de Domnul, Dumnezeul tău.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Tudi si ne postavi poslikanega stebra; to sovraži GOSPOD, tvoj Bog.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.Tu ne dresseras point de statues, qui sont en aversion à l`Éternel, ton Dieu.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.ουδε θελεις στησει εις σεαυτον αγαλμα τα οποια μισει Κυριος ο Θεος σου.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.и не ставь себе столба, что ненавидит Господь Бог твой.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.нито да си поставиш стълб, нещо , което Господ твоят Бог мрази.
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.ولا تقم لك نصبا. الشيء الذي يبغضه الرب الهك
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.也 不 可 為 自 己 設 立 柱 像 、 這 是 耶 和 華 你 神 所 恨 惡 的
Tanrınız RAB'bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.也 不 可 為 自己 設 立柱 像 、 這是 耶和華 你 神 所 恨惡的
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Du sollst keinen Hain von Bäumen pflanzen bei dem Altar des HERRN, deines Gottes, den du dir machst.
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Kalau kamu membuat mezbah untuk TUHAN Allahmu, jangan menaruh patung berhala kayu lambang Asyera di sebelahnya
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.네 하나님 여호와를 위하여 쌓은 단 곁에 아무 나무로든지 아세라 상을 세우지 말며
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Não plantarás nenhuma árvore como asera, ao pé do altar do Senhor teu Deus, que fizeres,
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Nevysadíš si hája nijakých stromov pri oltári Hospodina, svojho Boha, ktorý si spravíš.
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Nevysadíš sobě háje jakýmkoli dřívím u oltáře Hospodina Boha svého, kterýž uděláš sobě,
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz."No plantarás para ti ningún árbol de Asera junto al altar de Jehovah tu Dios que te has de hacer
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Să nu-ţi aşezi niciun idol de lemn lîngă altarul pe care -l vei ridica Domnului, Dumnezeului tău.
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Tu ne fixeras aucune idole de bois à côté de l`autel que tu élèveras à l`Éternel, ton Dieu.
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Да си не садиш дъбрава+ от какви да било дървета при олтара на Господа твоя Бог, който ще си издигнеш;
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.Не сади себе рощи из каких-либо дерев при жертвеннике Господа, Бога твоего, который ты сделаешь себе,
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.לא תטע לך אשרה כל עץ אצל מזבח יהוה אלהיך אשר תעשה לך׃
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.لا تنصب لنفسك سارية من شجرة ما بجانب مذبح الرب الهك الذي تصنعه لك.
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.你 為 耶 和 華 你 的 神 築 壇 、 不 可 在 壇 旁 栽 甚 麼 樹 木 、 作 為 木 偶
‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz.你 為 耶和華 你 的 神築壇 、 不 可 在 壇 旁 栽 甚 麼樹 木 、 作為 木偶
Tek bildiğim tepeden diğer kenara bir dikme çizdiğim. .Čo viem je, že som šiel z tohto bodu a urobil čiaru, ktorá je kolmá na túto stranu.
Tek bildiğim tepeden diğer kenara bir dikme çizdiğim. .Co vím je, že jsem z tohoto vrcholu spustil kolmici na tuto stranu.
Tek bildiğim tepeden diğer kenara bir dikme çizdiğim. .Всичко, което знам от този връх и аз пуснах права, която е перпендикулярна на другата страна.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Aika on reväistä rikki ja aika ommella yhteen. Aika on olla vaiti ja aika puhua.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.å sønderrive har sin tid og å sy sammen har sin tid; å tie har sin tid og å tale har sin tid;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.čas, da se raztrga, in čas, da se sešije, čas molčanja in čas govorjenja,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Čas roztrhování a čas sšívání, čas mlčení a čas mluvení;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.čas trhaniu a čas sošívaniu, čas mlčaniu a čas hovoreniu,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.có kỳ xé rách , và có kỳ may ; có kỳ nín_lặng , có kỳ nói ra ;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.có kỳ xé rách, và có kỳ may; có kỳ nín lặng, có kỳ nói ra;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Czas rozdzierania, i czas zszywania; czas milczenia, i czas mówienia;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.een tijd om te scheuren en een tijd om te herstellen; een tijd om stil te zijn en een tijd om te spreken;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.eje [van] a szakgatásnak és ideje a megvarrásnak; ideje a hallgatásnak és ideje a szólásnak.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.찢을 때가 있고 꿰멜 때가 있으며 잠잠할 때가 있고 말할 때가 있으며
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Riva sönder har sin tid, och sy ihop har sin tid. Tiga har sin tid, och tala har sin tid.