Ana içeriğe geç
Sözlük

dikme ile cümle

dikme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Er entwickelte einige derselben Technologien, mit denen man heute Blutgefäße näht.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.오늘날에도 혈관 봉합에 사용되는 몇 가지 기술을 저분이 실제 개발했죠.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Ông là người đã phát minh ra các kỹ thuật được dùng để khâu các mạch máu ngày nay.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Ve skutečnosti vynalezl některé z technologií, které dnes používáme k sešívání cév.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Wynalazł on właściwie metodę stosowaną dzisiaj, zszywania naczyń krwionośnych.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Той всъщност създаде някои от същите технологии, използвани днес за зашиване на кръвоносните съдове.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.Фактически он изобрёл некоторые из технологий, используемых сегодня для сшивания кровеносных сосудов,
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.הוא המציא חלק מהטכנולוגיות המשמשות עד היום לתפירת כלי דם.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.ولقد ابتكر بالفعل بعض الوسائل التكنولوجية المستخدمة اليوم في خياطة الأوعية الدموية.
Kan damarlarını dikmek için, günümüzde halen kullanılmakta olan bir teknoloji geliştirdi.方法を彼は考案しています 現在使われている血管移植片も
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Ik heb mezelf leren naaien, koken, sanitair repareren en meubels maken.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.저는 바느질도, 요리도, 파이프를 고치고 가구를 만드는 일도 혼자 배웠어요
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Sam nauczyłem się szyć, gotować, majsterkować, budować, mogę się też, w razie potrzeby, poklepać po plecach.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Я научился шить, готовить, чинить водопровод, собирать мебель, я могу сам себя похлопать по плечу, если надо.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim."יש רק עוד דבר אחד שכדאי שתביני. "לימדתי את עצמי לתפור, "לבשל, לתקן את הצנרת, לבנות רהיטים.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.لقد علّمت نفسي الخياطة ، الطبخ ، أعمال السباكة ، وعمل الأثاث ،
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.必要なら自分で自分を褒めてやることだってできる
‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››네 이웃의 집을 탐내지 말지니라 네 이웃의 아내나 그의 남종이나 그의 여종이나 그의 소나 그의 나귀나 무릇 네 이웃의 소유를 탐내지 말지니라
‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››לא תחמד בית רעך לא תחמד אשת רעך ועבדו ואמתו ושורו וחמרו וכל אשר לרעך׃
‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››لا تشته بيت قريبك. لا تشته امرأة قريبك ولا عبده ولا امته ولا ثوره ولا حماره ولا شيئا مما لقريبك
‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››不 可 貪 戀 人 的 房 屋 、 也 不 可 貪 戀 人 的 妻 子 、 僕 婢 、 牛 驢 、 並 他 一 切 所 有 的
‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››不可貪戀 人 的 房屋 、 也不可貪戀 人 的 妻子 、 僕婢 、 牛驢 、 並 他 一切 所有 的
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.Felfedezték, hogy egy zászlót helyezhessenek el a mágneses Déli-Sarkon.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.Ils l'ont exploré pour planter un drapeau sur le pôle sud magnétique.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.그들은 남극 대륙을 탐험하고 자남극에 깃발을 꽂았습니다.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.La exploraron para clavar una bandera en el Polo Sur.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.Lo esplorarono per piantare una bandiera al Polo Sud Magnetico.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.Odkrywali ją, żeby zatknąć flagę na południowym biegunie magnetycznym.
Manyetik Güney Kutbu'na bayrak dikmek için keşfettiler.הם חקרו אותה כדי להציב דגל בקוטב המגנטי הדרומי,
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.머큐시오를 '내가 너희에게 더 적은 권위 없으며 다이얼의 외설 손에입니다 이제 정오의 비열한시.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio Hisz nem kevesebb, mondom ti, a trágár keze a tárcsa Most fel a pöcs a dél.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio "Je to o nič menej, poviem ti, pre oplzlé ruky volič Teraz na pichnutie poludnie.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio "Je to o nic méně, řeknu ti, pro oplzlá ruky volič Nyní na píchnutí poledne.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis ikke mindre, siger jeg eder, thi den sjofle hånd skiven er nu på pik af middag.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis inte mindre, säger jag eder, ty fräcka hand ratten Nu på stick i middagstid.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.MERCUTIO 'Tis không ít hơn, tôi nói với các ngươi, cho tay dâm dục quay khi chích của buổi trưa.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis não menos, digo-vos, porque a mão obscena do mostrador é agora sobre a picada do meio-dia.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.MERCUTIO 'Tis nič manj, vi mi povejte, za bawdy roko dial je Zdaj, ko Kurac od poldneva.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis nie mniej, mówię wam, na sprośny strony tarczy jest teraz na ukłucie południe.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis pas moins, je vous dis, car la main de débauche du cadran est maintenant sur la piqûre du midi.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercutio 'Tis yhtä, minä sanon, että rivo käsi Dial on nyt kun pistää keskipäivän.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.MERCUTIO "Тис не по-малко, аз ще кажа, за неприличен страна на циферблата сега при убождане на обяд.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Mercuzio 'Tis non meno, io vi dico, perché la mano osceno del quadrante è ora sul cazzo del mezzogiorno.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine."Tis Mercutio nu mai puţin, eu voi spune, pentru mâna licenţios a cadranului este acum la intepatura de prânz.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.'Tis Mercutio tidak kurang, aku memberitahu kamu, karena tangan mesum dial adalah sekarang pada tusukan siang.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.Меркуцио 'Это не менее, я говорю вы, ибо похабные руки циферблат Сейчас на укол полдень.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine."מרקוטיו Tis לא פחות, אני אומר לך: כי ביד זימה של חיוג הוא עכשיו על הזין של הצהריים.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.'تيس MERCUTIO لا تقل ، وأنا أقول انتم ، على يد فاجر من الطلب هو الآن لوخز في الظهر.
Mercutio 'ye söyle en az Tis; kadran müstehcen el için şimdi öğle dikmek üzerine.今正午の刺す時に。 この時にナースアウト!男は何です!
Mezarını işaretleyemeyeceğimize göre, en azından o sopayı toprağa dikmelisin.Puisqu'on ne peut pas inscrire son nom sur sa tombe, tu devrais au moins planter ça devant.
Mezarını işaretleyemeyeceğimize göre, en azından o sopayı toprağa dikmelisin.Ta không thể đặt bia mộ, anh cũng nên cắm cây gậy đó trên mộ ông ấy.
Mezarını işaretleyemeyeceğimize göre, en azından o sopayı toprağa dikmelisin.Ya que no podemos gravar su timba, deberías clavar el palo en la tierra.
Mezarını işaretleyemeyeceğimize göre, en azından o sopayı toprağa dikmelisin.Мы не можем украсить его могилу, давай хоть эту штуку воткнём туда.
Mezarını işaretleyemeyeceğimize göre, en azından o sopayı toprağa dikmelisin.След като не можем да надпишем гроба му, остави поне тоягата.
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum.""Antes de morir quiero plantar un árbol".
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum.""Antes de morrer, quero plantar uma árvore".
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum."" Avant de mourir, je veux planter un arbre. "
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum.""Bevor ich sterbe, möchte ich einen Baum pflanzen."
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum.""Înainte să mor doresc să plantez un copac."
"Ölmeden önce bir ağaç dikmek istiyorum.""Inden jeg dør, vil jeg plante et træ."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod