Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.Porque sabemos que vemos agujas.
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.Porque sabemos que vemos agulhas.
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.Want we hebben allemaal naalden gezien.
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.Защото знаем, че виждаме иглите.
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.Так как мы знаем, мы видим иголки.
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.כי אנחנו יודעים שאנחנו רואים מחטים,
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.لأننا نعلم ما هي الإبر
Dikiş iğnesini hepimiz görürüz, biliriz.でも糸を通す以外
Dikişlerine bakıyor, modeline bakıyor.A varrásokat nézegeti. Az összerakást vizsgálja.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Assomigliava molto ad una di quelle donne che siedono dietro alle macchine da cucire.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ea semăna foarte mult cu femeile care stau în spatele maşinilor de cusut.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ela era muito como aquelas mulheres sentadas por trás das máquinas de costura.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ella era muy parecida a esas mujeres sentadas detrás de las máquinas de coser.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Elle ressemblait beaucoup à ces femmes derrière leurs machines à coudre.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Hun var rigtig meget som de kvinder, der sidder bag symaskinerne.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.그녀는 재봉틀 뒤에 앉아있는 여성들과 매우 비슷합니다.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ona była jedną z tych kobiet siedzących za maszyną do szycia.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ő nagyon hasonló volt azokhoz a nőkhöz, akik a varrógép mögött ülnek.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Sie war wie einer diesen Frauen, d hinter den Nähmaschinen sitzen, ziemlich ähnlich.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Vo veľa veciach sa podobala tamtým ženám sediacim za šijacími strojmi.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ze lijkt erg op die vrouwen achter de naaimachines.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Она была очень похожа на тех женщин, что сидят за швейными машинками.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Тя много приличаше на тези жени, седнали зад шевните машини.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.היא היתה דומה מאוד לנשים האלו שיושבת מאחורי מכונות התפירה.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.لقد كانت لحد كبير تشبه أؤلئك النسوة الجالسات خلف ماكينات الخياطة.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.彼女はオーストリアの農家で育ち 貧乏でした
Dikiş malzemeleri vardı.Foto de afghan aid.org.uk.
Dikiş malzemeleri vardı.Reproduction autorisée
Dikişten nakıştan anlıyın ha?Así que sabes coser, ¿verdad?
Dikişten nakıştan anlıyın ha?Donc, , vous savez coudre, hein?
Dikişten nakıştan anlıyın ha?Ώστε ξέρεις να ράβεις, ε;
Dikişten nakıştan anlıyın ha?Значи разбираш от шиене, кроене?
Dikişten nakıştan anlıyın ha?إذن، أنتِ تعرفين الخياطة، أليس كذلك؟
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.그 옷은 정말 무거워지고, 결국 이음새가 떨어져 헐벗은 것처럼 느껴지게 될 것입니다.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.Oblečení by pořádně ztěžklo a nakonec by se asi rozpadlo -- takže bych byla úplně nahá.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.Stała by się wyjątkowo ciężka, w końcu najprawdopodobniej by się rozpadła -- zostawiając mnie kompletnie nagą.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.Το φόρεμα θα βάραινε πολύ, και τελικά οι ραφές μάλλον θα διαλύονταν -- αφήνοντας με να νιώθω κάπως γυμνή.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.Платье станет очень тяжелым, а швы, скорее всего, лопнут — и я буду почти голая.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.Сукня стала б дуже важкою, і як наслідок шви розійшлись, і я була б майже голою.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.השמלה היתה נעשית ממש כבדה, התפרים היו ודאי מתחילים להתפרק-- והייתי מרגישה די עירומה.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.فيصبح اللباس في غاية الثقل، وفي نهاية المطاف قد تتفكك اللحامات -- تاركة إياي عارية في الواقع.
Elbise iyice ağırlaşır ve sonunda, büyük ihtimalle dikişler parçalanır -- beni epeyce çıplak hissettirir.縫い目からはがれてきて 肌もあらわになってしまうでしょう パフォーマンスには適していても
Emily Dickinson bir şiire şöyle başlar: "Göklere dikiş atılmış olacağını sanmam."Emily Dickinson begint een gedicht met "Ik zag geen uitweg, de hemel was dichtgenaaid."
Emily Dickinson bir şiire şöyle başlar: "Göklere dikiş atılmış olacağını sanmam."에밀리 디킨슨은 시를 이렇게 시작합니다, "나는 아무 길도 보이지 않았고, 천국은 서로 뀌메어 있었다,"
Emily Dickinson bir şiire şöyle başlar: "Göklere dikiş atılmış olacağını sanmam."אמילי דיקנסון מתחילה את הפואמה "לא ראיתי דרך, השמיים היו תפורים,"
Emily Dickinson bir şiire şöyle başlar: "Göklere dikiş atılmış olacağını sanmam."قالت ديكينسون في إحدى قصائدها: لم أستطع رؤية الدرب فالسماء كانت محاكة بإحكام.
Emily Dickinson bir şiire şöyle başlar: "Göklere dikiş atılmış olacağını sanmam."空が織物のように縫い合わされたら - 我々は直ぐにイメージすることができます
Hasat için dikiş sonra taşımaKinh Thánh với họ thực hiện sau đó khâu thu hoạch trong một cuộc tấn công hoảng loạn
Hasat için dikiş sonra taşıma기증 재봉 후 운반
Hasat için dikiş sonra taşımaMeinung, dass dieser Plan ein biblisches mit ihnen
Hasat için dikiş sonra taşımaSama vaikea ympäröi loput Koko katsoo, että tämä suunnitelma
Hasat için dikiş sonra taşımaנושא מכן תפירה למסוק
Hasat için dikiş sonra taşımaحمل ثم خياطة لجني
Hasat için dikiş sonra taşımaパニック発作で
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.Aucun de mes anciens travails n'a duré.
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.Geen één baan was een blijvertje.
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.Nenhum dos meus trabalhos duraram.
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.Niciuna din fostele mele slujbe n-au ţinut mult.
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.No acabé ningún trabajo.
Hiç bir işte dikiş tutturamadım.Nobena služba se ni obnesla.