Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.Εάν κοιτάξετε, θα δείτε ότι η γύρη έχει μικρές ακίδες πάνω της.
Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.На пыльце можно заметить небольшие шипы.
Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.Цветният прашец има малки влакънца, ако се загледаме.
Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.באבקת הפרחים יש קרסים זעירים, אם נביט היטב,
Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.وحبة اللقاح هذه تملك شعيرات على سطحها إذا نظرتم هنا
Bakarsanız bu polenin küçük dikenleri var.小さな突起があります この小さな突起のおかげで
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Aj ja som si sadol, všade som mal husiu kožu.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Anch'io mi sedetti, con i brividi in tutto il corpo.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Én is leültem, libabőrös voltam mindenütt.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Ich setzte mich auch, mit Gänsehaut überall.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Ik ook met kippenvel over heel mijn lijf.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Ja również usiadłem... dostałem gęsiej skórki.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Já se také posadil a měl husí kůži po celém těle.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Je me suis assis aussi avec la chair de poule partout.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.온몸에 소름이 끼친 저 또한 자리에 앉았습니다.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.M-am așezat și eu, aveam pielea ca de găină.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Sentei-me também, completamente arrepiado.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Tôi cũng ngồi xuống sởn da gà khắp người.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Έκατσα μαζί του, είχα ανατριχιάσει παντού.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Аз също седнах, целият настръхнал.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.Я тоже сел рядом, и у меня по коже пошли мурашки.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.גם אני ישבתי, צמרמורת עברה בגופי.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.جلست أيضا وقشعريرة اجتاحت كل جسدي.
Ben de oturdum, bütün tüğlerim diken diken.両足はなく 腕も一本で
Beni diken üstünde tutma!Håll mig för fan inte på halster.
Beni diken üstünde tutma!Jetzt ist ein perfekter Moment für vertrauliche Mitteilungen.
Beni diken üstünde tutma!Jetzt ist ein perfekter Moment für vertrauliche Mitteilungen.
Beni diken üstünde tutma!¡Me tienes en ascuas!
Beni diken üstünde tutma!Ne me fais pas cuire à petit feu.
Beni diken üstünde tutma!Nu mã þine pe jeratic!
Beni diken üstünde tutma!Tämä on hyvä hetki uskoutua.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder. Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Powiedział też coś, co przyprawia mnie o gęsią skórkę. " Wybór, a nie przypadek, rządzi twoim losem " .
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.E disse depois algo que me põe arrepiado.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.En dan zegt hij iets dat me kippenvel geeft:
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.E poi ha anche detto una cosa che mi fa venire la pelle d'oca.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.És akkor mondott valamit, amitől libabőrös leszek.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Et puis il a dit quelque chose qui me donne la chair de poule.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.또한 소름이 돋는 다른 말도 했지요.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Og så sagde han noget der giver mig gåsehud.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Şi a mai spus ceva care îmi face pielea de găină.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Und dann sagte er etwas, das bei mir Gänsehaut auslöst.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Và ông ấy còn nói một điều đã kích thích tôi
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Y luego dijo algo que me puso la piel de gallina.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Και μετά είπε κάτι που με ανατριχιάζει.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.А ще він сказав одну річ, від якої в мене мурашки по шкірі:
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.Затем, он сказал нечто, что до сих пор бросает меня в дрожь.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.ואז הוא אמר משהו שגורם לי צמרמורת.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.وعندئذ قال شيئاً أصابني بقشعريرة.
Bir başka sözü de tüylerimi diken diken eder.「己の運命を決めるのは 偶然ではなく選択だ」
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Bo tak jako ciernie splecieni a opojeni są jako winem; przetoż jako ściernisko suche do szczętu pożarci będą.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Cual espinas entretejidas y cual borrachos en su embriaguez, serán consumidos como paja seca
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Engkau akan dibakar seperti jerami yang kering seperti semak berduri yang terjalin-jalin
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Er de end som sammenflettet Tjørn og gennemdrukne af Vin, skal de dog fortæres som fuldført Strå.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Kajti čeprav bi bili enaki izprepletenemu trnju in vina pijani, jih docela požre ogenj kakor suho strnišče.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.가시덤불 같이 엉크러졌고 술을 마신 것 같이 취한 그들이 마른 지푸라기 같이 다 탈 것이어늘
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Nebo rovně jako trní spleteni jsouce, a jako vínem opojeni, jako strniště suché docela sehlceni budou.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.poiché come un mucchio di pruni saranno consunti, come paglia secca
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Vì chúng nó xỏ xen như gai gốc, và mê man như say rượu, thì sẽ bị thiêu hủy hết như rơm khô.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Vì chúng_nó xỏ xen như gai gốc , và mê_man như say rượu , thì sẽ bị thiêu_hủy hết như rơm khô .
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.Διοτι ενω συμπεριπλεκονται ως ακανθαι και μεθυουσιν ως μεθυσται, θελουσι καταναλωθη ως καταξηρον αχυρον.