dikbaşlı ile cümle
dikbaşlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?CAPULETO ¿Qué tal, mi cabezota! ¿dónde has estado deambulando?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?Capulet Wie jetzt, meine eigensinnige! wo hast du herumgetrieben?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?CAPULET Πώς τώρα, ισχυρογνώμων μου! Που ήσουν gadding;
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?CAPULET Как сега, вироглав ми! къде сте се шляят?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?CAPULET איך עכשיו, עקשן שלי! איפה היית בטיול?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?Kapulet Jak teraz, mój uparty! gdzie byłeś gadding?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?Капулетти Ну что, мой упрямый! где ты был бурение шпуров?
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?كيف CAPULET الآن ، عنيد بلدي! أين كنت الهيام؟
Capulet Ne şimdi, benim dikbaşlı! nereye gadding olmuştur?私は不従順な反対の罪を悔い改めるように私をlearn'dているジュリエット
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.A ki a feddésekre is nyakas marad, egyszer csak összetörik, gyógyíthatatlanul.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Aquele que, sendo muitas vezes repreendido, endurece a cerviz, será quebrantado de repente sem que haja cura.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Člověk, kterýž často kárán bývaje, zatvrzuje šíji, rychle potřín bude, tak že neprospěje žádné lékařství.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Človek, mnoho ráz karhaný, zatvrdzuje svoju šiju; bude rýchle skrúšený, a nebude lieku.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Człowiek, który na częste karanie zatwardza kark swój, nagle zniszczeje, i nie wskóra.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Den som får mycken tillrättavisning, men förbliver hårdnackad, han varder oförtänkt krossad utan räddning.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Een man die (ondanks veelvuldige waarschuwingen) weigert zijn leven te beteren, komt onverwacht ten val.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.El hombre que al ser reprendido endurece la cerviz, de repente será quebrantado, y para él no habrá remedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Hvo Nakken gør stiv, skønt revset tit, han knuses brat uden Lægedom.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.자주 책망을 받으면서도 목이 곧은 사람은 갑자기 패망을 당하고 피하지 못하리라
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Kuritusta saanut mies, joka niskurina pysyy, rusennetaan äkisti, eikä apua ole.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.L'uomo che, rimproverato, resta di dura cervice sarà spezzato all'improvviso e senza rimedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Mož, ki, večkrat posvarjen, postane trdovraten, se zdrobi nagloma, tako da mu ne bode zdravila.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở trách thường, lại cứng cổ mình, Sẽ bị bại hoại thình lình, không phương cứu chữa.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở_trách thường , lại cứng_cổ mình , Sẽ bị bại_hoại thình_lình , không phương cứu_chữa .
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Siapa terus membangkang kalau dinasihati, suatu waktu akan hancur dan tak dapat diperbaiki lagi
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un homme qui mérite d`être repris, et qui raidit le cou, Sera brisé subitement et sans remède.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un om care se împotriveşte tuturor mustrărilor, va fi zdrobit deodată şi fără leac. -
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Wer wider die Strafe halsstarrig ist, der wird plötzlich verderben ohne alle Hilfe.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Ανθρωπος οστις ελεγχομενος σκληρυνει τον τραχηλον, εξαιφνης θελει αφανισθη και χωρις ιασεως.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Человек, который, будучи обличаем, ожесточает выю свою, внезапно сокрушится, и не будет ему исцеления.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Човек, който често е изобличаван, закоравява врата си. Внезапно ще се съкруши и то без поправление.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.איש תוכחות מקשה ערף פתע ישבר ואין מרפא׃
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.الكثير التوبّخ المقسي عنقه بغتة يكسر ولا شفاء.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢 次 受 責 罰 、 仍 然 硬 著 頸 項 . 他 必 頃 刻 敗 壞 、 無 法 可 治
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢次 受 責罰 、 仍然 硬 著 頸項 . 他 必頃刻敗壞 、 無法 可治
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Ascoltatemi, voi che vi perdete di coraggio, che siete lontani dalla giustizia
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Ascultaţi-Mă, oameni cu inima împietrită, vrăjmaşi ai neprihănirii!
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Dengarlah Aku, hai orang-orang congkak, kamu yang menyangka bahwa kemenangan masih jauh
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Écoutez-moi, gens endurcis de coeur, Ennemis de la droiture!
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Hallgassatok reám, kemény szívûek, a kik távol vagytok az igazságtól.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Hỡi những người cứng lòng , xa_cách sự công_bình , hãy nghe ta phán .
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Hỡi những người cứng lòng, xa cách sự công bình, hãy nghe ta phán.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Höret mir zu, ihr stolzen Herzen, die ihr ferne seid von der Gerechtigkeit.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Hør på mig, I modløse, som tror, at Retten er fjern:
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Hør på mig, I sterke ånder, I som er langt borte fra rettferdighet!
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!마음이 완악하여 의에서 멀리 떠난 너희여 나를 들으라
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Kuulkaa minua, te kovasydämiset, jotka olette kaukana vanhurskaudesta.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Luister naar Mij, koppige mannen, die u verre houdt van mijn heil.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!"Oídme, duros de corazón, que estáis lejos de la justicia
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Ouvi-me, ó duros de coração, os que estais longe da justiça.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Počujte ma, vy urputného srdca, ďalekí od spravedlivosti!
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Så hören nu på mig, I stormodige, I som menen, att hjälpen är långt borta.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Słuchajcie mię, wy upornego serca, którzy jesteście dalekimi od sprawiedliwości.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Slyšte mne, vy urputného srdce, kteříž jste dalecí od spravedlnosti.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Ακουσατε μου, σκληροκαρδιοι, οι μακραν απο της δικαιοσυνης.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Послушайте Меня, жестокие сердцем, далекие от правды:
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!Слушайте Ме, вие коравосърдечни, Които сте далеч от правдата:
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!שמעו אלי אבירי לב הרחוקים מצדקה׃
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!اسمعوا لي يا اشداء القلوب البعيدين عن البر.
‹‹Ey dikbaşlılar, doğruluktan uzak olanlar, Dinleyin beni!你 們 這 些 心 中 頑 梗 、 遠 離 公 義 的 、 當 聽 我 言