Dikkat et de, güverteden düşme.Be careful not to fall overboard.
Tom, dikkatini veriyor gibi görünmüyordu.Tom doesn't appear to be paying attention.
Dikkat et! Bu bir tuzak!Watch out! It's a trap!
Bunu dikkatlice düşünmek zorundayım.I have to think this over carefully.
Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirsin?How could you be so careless?
Belki Tom sınıfta daha dikkatli olmalı.Maybe Tom should pay more attention in class.
Benim için çocuklara dikkat edin.Take care of the kids for me.
Bu çok dikkat dağıtıcı.It's very distracting.
Bana dikkat ediyor musun?You pay attention to me?
Tom derste dikkatini vermiyordu.Tom wasn't paying attention in class.
Tom bu öğleden sonra bahçede bazı çiçekler dikti.Tom planted some flowers in the garden this afternoon.
O, fiyata dikkat etmeden istediği her şeyi alır.She buys everything she wants without paying attention to the price.
Bu soruna dikkat edin.Pay attention to this problem.
Yola dikkat et.Pay attention on the road.
Dikkatini yola ver.Pay attention on the road.
Bu sözlere dikkat et.Be careful with these words.
Diktatör demir yumrukla ülkeyi yönetiyor.The dictator rules the country with an iron grip.
Dikkat! Zeplin kaptanı konuşuyor!Attention! The captain of the airship is speaking!
Annem kapağı dikkatlice açtı.My mother carefully opened the door.
Burada ne tür portakallar dikersin?What kind of oranges do you plant here?
Mary dikkatini Tom'un yorumuna çevirdi.Mary turned her attention to Tom's comment.
Dikkat! Birisi bizi duyabilir!Careful! Someone could hear us!
Genellikle onun gibi insanlara dikkat etmiyorum.Usually I don't pay attention to people like him.
Son zamanlarda Tom bana dikkat etmiyor.Lately Tom hasn't been paying me any attention.
Çamur birikintisine basmamaya dikkat et.Be careful not to step in the mud puddle.
Etiketi dikkatlice okuyun.Read the label carefully.
Biz onu dikkate almayı unuttuk.We forgot to take that into consideration.
Diktatörler oylanamaz, onlar dışarı atılmalı.Dictators can't be voted out, they must be thrown out.
Buna o kadar dikkat etmemiştim.I had never given it much thought.
Bunu yalnızca bir kere söyleyeceğim bu yüzden dikkatlice dinle.I will say this only once, so listen carefully.
Bana dikkat etmiyorsun gibi görünüyor.It appears that you are not paying attention to me.
Kolay rencide olan insanlara ne söyleyeceğinize dikkat etmelisiniz.You've got to be careful what you say to people who are easily offended.
Alıngan insanlara söyleyecekleriniz konusunda dikkatli olmak zorundasınız.You've got to be careful what you say to people who are easily offended.
Kapa çeneni! Benim dikkatimi dağıtıyorsun.Shut up, you're distracting me.
Trafik ışıklarına dikkat etmek zorundayız.We must pay attention to the traffic light.
Ben dikkat edeceğim. Söz veriyorum.I'll pay attention. I promise.
Yoldan karşıya geçerken dikkatli ol.Be careful when you cross a road.
Dik dik bakmak hoş değildir.It's not polite to stare.
Tom dikkatlice bir iyimserdi.Tom is cautiously optimistic.
Belki Tom'un dikkati dağınıktı.Maybe Tom was distracted.
Biz dikkatsizdik.We were imprecise.
Dikkat tavsiye edilir.Caution is advised.
Eğer dikkatini verirsen, bir şey öğrenirsin.You might learn something if you pay attention.
Bu sorunun dikkate ihtiyacı var.This question needs attention.
Tom sadece dikkat çekmek istedi.Tom just wanted attention.
Dene ve dikkat et.Try and pay attention.
Tom her şeyi okuması gerektiği kadar dikkatli okumadı.Tom didn't read everything as carefully as he should have.
Lütfen bu raporları dikkatlice oku.Please read these reports carefully.
Tom her şeyi çok dikkatle okudu.Tom read everything very carefully.
Dinleyin ve dikkatle dinleyin.Listen and listen carefully.
Tom dikkatli olsa iyi olur.Tom had better be careful.
Hamlelerinizi dikkatlice planlayın.Plan your moves carefully.
Herhangi biri gerçekten dikkat edecek mi?Will anyone really care?
Benim için Tom'a dikkat et.Take care of Tom for me.
Neden herhangi biri dikkat etsin?Why would anyone care?
Ona dikkatle bak.Look at it carefully.
Sadece çok dikkatli ol.Just be very careful.
Bunu dikkatlice oku.Read this carefully.
Değişim dikkat çekiciydi.The change was remarkable.
Tom dik dik bakışını indirdi.Tom lowered his gaze.