Herkes onu dikkatlice izledi.Everyone watched him carefully.
Onları uyandırmamak için dikkatli olun.Be careful not to wake them up.
Onu uyandırmamak için dikkatli olun.Be careful not to wake him up.
Onlara dikkatli olmalarını söyledim.I told them to be careful.
Ona dikkatli olmasını söyledim.I told him to be careful.
Kimse bize dikkat etmiyor.No one pays attention to us.
Kimse onlara dikkat etmiyor.No one pays attention to them.
Kimse bana dikkat etmiyor.No one pays attention to me.
Kimse ona dikkat etmiyor.No one pays attention to him.
Onlara dikkat et.Pay attention to them.
Ona dikkatli olmasını söyle.Tell him to be careful.
Onları rencide etmemek için dikkatli ol.Be careful not to offend them.
Onu rencide etmemek için dikkatli ol.Be careful not to offend him.
Onların dikkatini dağıtmasına izin verme.Don't let them distract you.
Onun senin dikkatini dağıtmasına izin verme.Don't let him distract you.
Onları dikkate almadım.I ignored them.
Onlar için dikkatli ol.Watch out for them.
Onun için dikkatli ol.Watch out for him.
Onlara dikkat ediyoruz.We're looking out for them.
Onlara dikkat ediyorum.I'm looking out for them.
Ona dikkat ediyorum.I'm looking out for him.
Ben sadece onlara dikkat ediyorum.I'm just looking out for them.
Ben sadece ona dikkat ediyorum.I'm just looking out for him.
Ben sadece sana dikkat ediyordum.I was just looking out for you.
Ben sadece onlara dikkat ediyordum.I was just looking out for them.
Ben sadece ona dikkat ediyordum.I was just looking out for him.
Onlar ona dik dik bakıyor.They're staring at him.
Neden herkes ona dik dik bakıyor?Why is everyone staring at her?
Tom dikkatsizliği için kendini lanetledi.Tom cursed himself for his carelessness.
Tom Mary'nin daha dikkatli olması için baskı yaptı.Tom urged Mary to be more careful.
Tom okulda dikkat etmiyor.Tom doesn't pay attention in school.
Dan Linda'yı kaçırmak için polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Dan tried to distract the police to let Linda escape.
Bana, kurallarını dikte etme.Don't dictate your rules on me.
Çavuş Dan Anderson polis karakolunun etrafına barikat dikilmesini emretti.Sergeant Dan Anderson ordered a barricade erected around the police station.
Dan diktatör olmak istiyor.Dan wants to be a dictator.
Dan bir diktatör olmak istiyor.Dan wants to be a dictator.
O, kıyafeti hakkında dikkatsiz.She is careless about her attire.
Dikkat et! Trafik şekli değişti. Daha yavaş sür.Watch out! Traffic pattern changed. Drive slower.
Yavru horoza dikkat edin. O ısırır.Beware of the cockerel. It bites.
Dan bile Linda'ya dikkat etmedi.Dan didn't even pay attention to Linda.
Onun, caddeyi geçerken çok dikkatli olması gerekir.She needs to be very careful when she crosses the street.
Bu ağaç büyükbabam tarafından dikildi.This tree was planted by my grandfather.
Teğmen Dan Anderson DNA testi için örnekleri dikkatlice topladı.Lieutenant Dan Anderson carefully collected samples for DNA testing.
Dan kedinin kötü biçimde çürümüş cesedini dikkatle kaldırdı.Dan carefully lifted the badly decayed body of the cat.
Onlar size dikkat ediyorlar mı?Are they taking care of you?
Onlar sana dikkat ediyorlar mı?Are they taking good care of you?
Bunu dikkate alır mısınız lütfen?Would you please consider that?
Tom dikkatli olmazsa yaralanacak.If Tom's not careful, he's going to get injured.
Neden nereye gittiğine dikkat etmiyorsun?Why can't you watch where you're going?
Tom Mary'nin kaçabilmesi için polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Tom tried to distract the police so Mary could escape.
Tom Mary kaçabilsin diye polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Tom tried to distract the police so Mary could escape.
Fransız dersinde daha çok dikkat etmeliydim.I should've paid more attention in French class.
Silahın dolu olduğunu sanmıyorum fakat hâlâ çok dikkatli olmalısın.I don't think the gun is loaded, but you should still be very careful.
Pekala, dikkatle dinleyin.All right, listen carefully.
Dikkatini çekebilir miyim?May I have your attention?
Dikkatini çekeyim.Let me have your attention.
Yollar kaygan, onun için lütfen dikkatli ol.The roads are slippery, so please be careful.
O zamana nalları dikmiş olurum.I'll be six feet under by then.
Cüzdanına dikkat et.Keep an eye on your wallet.
Dikkatli ol, bu bıçak çok keskin.Be careful. This knife is really sharp.