Hiç kimse dikkat etmedi.Nobody paid any attention.
Dikkatli ol. Acıyor!Be careful. That hurts!
Lütfen söylediğimi dikkatlice dinle.Please listen carefully to what I say.
Lütfen bu düğmeleri dik.Please sew these buttons on.
Nasıl dikileceğini biliyor musun?Do you know how to sew?
Nasıl dikiş dikileceğini biliyor musun?Do you know how to sew?
Tom Mary'nin gerçekten dikkat etmediğini biliyordu.Tom knew Mary wasn't really paying attention.
Bir şey Tom'un dikkatini çekmiş gibi görünüyor.Something seems to have caught Tom's attention.
Pencerenin dışındaki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something outside the window caught Tom's attention.
Belli ki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something has obviously caught Tom's attention.
Güllerin saplarında dikenleri var.Roses have thorns on their stems.
Tom cılız merdivene dikkatlice tırmandı.Tom carefully climbed up the rickety staircase.
Tom Mary'nin söylediklerine dikkat etmiyordu.Tom wasn't paying attention to what Mary was saying.
Tom gerçekten tam dikkat etmiyordu.Tom wasn't really paying close attention.
Tom'un sadece biraz dikkat çekmek istediğini düşünüyorum.I think Tom is just looking for a little attention.
Kararınızı vermeden önce tüm sonuçları çok dikkatli düşünün.Think very carefully of all the implications, before you make your decision.
Dans, yatay arzunun dikey bir ifadesidir.Dancing is a perpendicular expression of a horizontal desire.
Tom dikkatle kapıya yaklaştı.Tom cautiously approached the door.
Tom dikkatlice açık kapıyı itti ve odaya girdi.Tom cautiously pushed the door open and entered the room.
Tom dikkatlice duvardaki deliğe elini soktu.Tom cautiously stuck his hand into the hole in the wall.
Tom dikenli tel altında süründü.Tom crawled under the barbed wire.
X ekseni yatay eksendir ve Y ekseni dikey eksendir.The X-axis is the horizontal axis and the Y-axis is the vertical axis.
O çivide giysilerini yırtmamaya dikkat et.Be careful not to tear your clothes on that nail.
Tom dikiz aynasında kendine baktı.Tom looked at himself in the rear-view mirror.
Tom kumaşı bir makasla dikkatlice kesti.Tom carefully cut the fabric with a pair of scissors.
Dikkatlice araba kullanırsanız, kazalardan kaçınırsınız.If you drive carefully you'll avoid accidents.
Keşke herkes bana daha dikkatli olmam gerektiğini söylemeyi bırakmasa.I wish everybody would stop telling me I need to be more careful.
Çok dikkatsiz olmasaydın kazayı önleyebilirdin.You might have prevented the accident if you hadn't been so inattentive.
Tom dikkatini vermede güçlük çekiyordu.Tom had difficulty paying attention.
Tom öğretmenin dikkatini çekmek için elini kaldırdı.Tom raised his hand to get the teacher's attention.
Ağzından çıkanlara dikkat et.Mind your language.
Söylediklerine dikkat et.Mind your language.
Konuşmana dikkat et.Mind your language.
Konuşmanıza dikkat edin.Mind your language.
Bunu kendin mi diktin?Did you plant this yourself?
Tom ve ben evin güney tarafında bazı ağaçlar diktik.Tom and I planted some trees on the south side of the house.
Tom'un, laleleri meşe ağacının yanına dikeceğini sanıyordum.I thought Tom would plant the tulips near the oak tree.
Aynı hatayı tekrar yapmamak için dikkatli olmalısın.You should be careful not to make the same mistake again.
Sakin kalalım ve bunu enine boyuna dikkatlice düşünelim.Let's stay calm and think this through carefully.
Söylemek zorunda olduğum şeyi dikkatlice dinle.Listen carefully to what I have to say.
Bunu çok dikkatli yapmanızı öneririm.I suggest you do it very carefully.
Dikkat çekmemeni öneriyorum.I suggest you keep a low profile.
Dikkatli olmazsak o burada olabilir.That could happen here if we're not careful.
Ne yaptığına dikkat etseydin bunun hiçbiri olmazdı.None of this would've happened if you'd paid attention to what you were doing.
Eğer dikkatli olmazsak aynı şey bize olacak.If we're not careful, the same thing will happen to us.
Sen Tom'a ne olduğuna dikkat etmez misin?Don't you care what happens to Tom?
Dikkatli olmazsan bu tekrar olacak.It'll happen again if you aren't careful.
Dikkat çekici bir şey oldu.Something remarkable happened.
Arabaya dikkat et!Watch out for the car!
Lütfen Boston'da dikkatli ol, tamam mı?Please be careful in Boston, OK?
Pinochet askeri bir diktatörlük uyguladı.Pinochet applied a military dictatorship.
Çocuk arsızca gözlerini annesine dikti.The child glared impudently at its mother.
Tom bir tane aldı ve ona dikkatlice baktı.Tom picked up one and looked at it carefully.
Tom birayı bir dikişte içti.Tom drank the beer in one gulp.
Eğer dikkatli olmazsak, bizden birisi yaralanacak.If we're not careful, one of us is going to get hurt.
Gittiğin yere dikkat et.Watch where you're going.
Bu merdivenler çok kaygan, bu yüzden lütfen dikkatli ol.These stairs are a little slippery, so please be careful.
Dikkat edin. Güverte kaygan.Be careful. The deck is slippery.
İnsanlar spikeri dikkatlice dinledi.The people listened to the speaker attentively.
O mavi kutuya çok dikkat edin.Be very careful with that blue box.