Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Fragmenty te poprzedzała krótka przedmowa tłumaczki.
Bu sözleşme kendi deyimiyle onun son sözleşmesiydi ve bunda da oldukça kararlıydı.Wydawane przez niego decyzje (psak din) były wiążące w danej sprawie.
Hızir Ilyas (Yerel deyimle Hıdır Ellez) Şenlikleri .O Shi Shi, który jadał lwy (chin. upr.
"John Doe" kimliği belirlenemeyen veya adı olmayan erkekler için kullanılan bir deyimdir.John Doe – nazwisko używane w USA dla określenia mężczyzny o niezidentyfikowanej lub ukrytej tożsamości.
"Stockton to Malone" ("Stockton`dan Malone`a pas") tümcesi bir deyim halini aldı.Większość z asyst Stocktona było rezultatem podań do Malone’a.
Hakuna Matata "Hiç üzülme" ve "Hiç sorun yok" anlamlarına gelen Svahili dilindeki bir deyimdir.Ich motto brzmi Hakuna Matata, co znaczy „nie martw się”.
Bu onun deyimiyle ilk performanslarıydı.Scudda Hay! – były to jej pierwsze role mówione.
Her bölümün başında Oyuncak Dünyası deyimiyle ile başlamaktadır.Każdy odcinek rozpoczyna się czołówką pod tytułem All Around The World.
Ana madde: Haram aylar Kur'anda haccın zamanı ile ilgili iki deyim bulunur.Tekst ten wylicza kolejno miesiące kalendarza rolniczego: „Dwa miesiące zbiorów.
"Beni kızdırırsan senin için kötü şeyler söylerim." anlamında kullanılıyorsa deyim olur.Jeśli dasz mi dobrą odpowiedź, podam ci wszystko, co zechcesz – za darmo.
Sadece bazı eşya ve yer adları ile birkaç deyim Rumca olarak bilinir.Niektórych znamy z imienia a część z miejsca pochodzenia.
("Anneciğim, Türkler geliyor!") deyimidir.("Piefkowie nadchodzą!").
"Örtüyü uzatmak" deyimi, kadının evlenme isteğini ifade eden bir terimdir.Att "gå under pällen" var ett annat uttryck för giftermål.
Bu sözleşme kendi deyimiyle onun son sözleşmesiydi ve bunda da oldukça kararlıydı.(Jag har gjort den själv) Skilj på its (possessivt pronomen) och it's = it is (det är)!
"Tanrı Vergisi" deyimi bu kavramı biraz daha açıklar.Smeknamnet "Taxen" är lättare att förstå.
Hakuna Matata "Hiç üzülme" ve "Hiç sorun yok" anlamlarına gelen Svahili dilindeki bir deyimdir.Hakuna matata är swahili och betyder ungefär "Det finns inga bekymmer".
("Anneciğim, Türkler geliyor!") deyimidir.("Mamma har kommit!").
Türk deyimlerinden biri de şöyledir: "Dam başında saksağan, vur beline kazmayı!"Den drabbade skulle säga: "Jag har blemmor på tungan!"
Staunton'un millî takım teknik direktörlüğü kariyeri kendi deyimiyle "bir peri masalı gibi" başladı.Stadsskrivarsonen från Norrköping lät på sin tid tala om sig som en lysande begåvning.
Bir başka deyimle, bütçe hesabı saymanın yönetim zamanının sonunda kapatılır.Detta eftersom den slutgiltiga skatten räknas ut på deklarationen vid slutet av taxeringskalendern.
Flora şu anlamlara gelebilir: Flora, bir bölgede yetişen bitkilerin ortak adı, diğer bir deyimle Bitki örtüsü.Lokalflora är den samlade växtligheten inom ett visst område, eller en beskrivning av densamma.
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilce anlaşılmamaktadır.Varifrån uttrycket kommer är osäkert.
"Uzun Bıçaklar Gecesi" deyimi Almanca'da katliamdan önce de kullanılıyor ve intikam gecesi anlamına geliyordu.Nacht der langen Messer) існувала в німецькій мові задовго до операції та означала акт помсти.
END: Programın sona erdiğini belirten deyimdir.Це говорить про те, що проект мав закінчитися.
Göze hoş görünen deyimi yanlış anlaşılmamalı.І знаєте, я переживала через те, що погано виглядаю.
Hatta bu deyim biraz anlam değiştirerek günümüzde bile kullanılmaktadır.З деякими змінами, вона використовується й сьогодні.
Bu yüzden dönemin popüler deyimiyle "telesafirlik" kavramı ortaya çıktı.Подібно є справа, наприклад, з позначенням поняття «телевізор».
("Anneciğim, Türkler geliyor!") deyimidir.Росіяни йдуть!» / The Russians Are Coming!
Genellikle deyimleri yanlış söyler.Často slyšíme nesprávnou výslovnost .
Gündelik dilin deyimlerini ve kalıplarını kullandı.Užívání a zneužívání jazyka v naší době.
Benzeri bir anlam taşıyan bu deyim Türkçede de 'ekmek yemeye gitmek' olarak kullanılır.Odtud výraz "najíst se" (albánsky: për të ngrënë bukë) lze přeložit jako "jít jíst chléb".
Deyim yerindeyse köyün başına talihkuşu konmuştur.Pokud se jim to podaří, je to pro vesnici velká ostuda.
Tecavüze karşı savaş deyimi Sovyetler Birliğinden önce ABD ve Japonya tarafından kullanıldı.Porušila rezoluci Rady bezpečnosti, tvrdí Spojené státy a Japonsko.
Deyimler, ilgi çekicidirler.Jsou podle nich přitažlivější.
Zeitgeist deyimi, Fransız Devrimi'nden sonra popüler hale gelmiştir.Oblíbeným se stal po Francouzské revoluci.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Všechny verze byly zpětně kompatibilní s těmi předchozími.
Ancak deyimler genelde atasözü olarak kullanılmazlar.Protesty nemusí být nutně vždy jen slovní.
Yemek olarak en çok beğenilen ve sevilen yöre halkının deyimiyle, Topça'dır.Pro ostatní obyvatele však stále zůstává podivínským, avšak oblíbeným obyvatelem Bon Temps.
Bu söz daha sonra toplum içinde deyimleşti.Aceasta le-a adus ulterior mai multă simpatie în rândurile opiniei publice.
("Anneciğim, Türkler geliyor!") deyimidir.Cum puteți să-l cereți?”, „Ucrainenii îl cer!
Abasıyanık, kendine özgü deyimler ve argolar da kullandı.Se mânca cu mâna, dar se foloseau cuțite și linguri .
Başka bir deyimle, N yapısı E'nin bir modelidir.Obișnuim să spunem în aceste condiții că C-D reprezintă o componentă a procesului inovativ.
Fosterin deyimine göre: "Kendimi aynı 18 yaşındaki bir Hunter S. Thompson hissettim."Úgy éreztem magam, mint egy 18 éves Hunter S. Thompson.
Eric Brewer'in deyimiyle CAP teorem, Couchbase bir CP tipi sistemdir.Eric Brewer CAP teória beszédében a HBase egy CP típusú rendszer.
Film yönetmenin kendi deyimi ile bir "pop-art opera" veya "Sinematik opera"dır.Szó szerinti jelentése: „kis opera” vagy „operácska”.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Ez a verzió visszafelé kompatibilis az előzőekkel.
Sözcüklerin, tamlamaların, deyimlerin ve kısaltmaların anlamını açıklamak.Jellemző rá a hivatkozások, rövidítések használata.
Aynı zamanda adından türetilmiş olan Almanca bir deyim bulunmaktadır.Előzménye a szintén Jäschke nevéhez fűződő Tibeti-német szótár.
Kendi deyimiyle muhteşem bir çocukluk geçirmiştir.Saját bevallása szerint boldog gyerekkora volt.
Genellikle deyimleri yanlış söyler.Rendszerint kijavítja a helytelen szóhasználatot.
C. G. Jung'un deyimiyle: "Ben inanmıyorum, biliyorum."C. G. Jungin sanoin: ”Minä en usko, minä tiedän.”
Çünkü deyime özgü o anlam kaybedilir.Itse aihe menetti tavallaan merkityksensä.
Flora şu anlamlara gelebilir: Flora, bir bölgede yetişen bitkilerin ortak adı, diğer bir deyimle Bitki örtüsü.Kasvisto eli floora on käsite, joka tarkoittaa jonkin tietyn alueen kasveista koostuvaa elämää, kasvilajistoa.
Bu deyim imparatorluğun yıkılışına kadar devam etmiştir.Tämä taistelu aloitti Imperiumin luhistumisen.
Havuç ve sopa, İngilizce deyim.Μιλά απταίστως σουαχίλι και αγγλικά.
Kendi deyimiyle Malibu'dan "kaçtıktan" sonra uzun yıllar New Mexico'da yaşamıştır.Το παράξενο είναι ότι η Βραζιλία πριν να φθάσει στο Μεξικό, πέρασε από πολλές "αναταράξεις".
Mayıs 2005'te The Economist, "Avrupa'nın gerçek hasta adamı" diyerek bu deyimi İtalya için kullanmıştır.I maj 2005 brugte The Economist betegnelsen om Italien og kaldte landet for "Europas rigtige syge mand".
Çünkü deyime özgü o anlam kaybedilir.For her ender de begreber, der mister betydning.
Benzeri bir anlam taşıyan bu deyim Türkçede de 'ekmek yemeye gitmek' olarak kullanılır.Det kan sammenlignes lidt med, at man på dansk siger "et par bukser".
Bu deyimler tartışmalı konulara taze bakış açısıyla bakılmasına fırsat verebilir.Man taler om at se på tingene i et helhedsperspektiv.