İnsanlar devamlı müşteri olarak görülmekte ve sürekli ezilip aşağılanmaktadır.Цим людям постійно здається, що їх обманюють і зневажають.
Kelbiler devamlı (ama bazen çok zayıf bir şekilde) Fatımilere bağlı tabi bir hükümdarlık oldular.Вони часто зверталися за порадами до ворожок; більше того — народ охопив страх перед відьмами.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Анатомічні дефекти призводять до контакту між зовнішнім середовищем та нервовою системою.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.Лікування має бути постійним, протягом всього життя.
Bu nedenle eriyiğin kimyasal bileşimi devamlı olarak değişir.Хімічний склад продуктів спайс постійно змінюється.
Sergiler devamlı değiştirilmektedir.Тобто їх потрібно регулярно міняти.
Devamlı yeşil giyinir.Постійно носить маску.
Fakat Çağatay Hanına yerlerini belli etmemek için devamlı hareket etmek zorundaydılar.Тому всюди, де він з'являвся, забороняли дзвонити у дзвони.
Bu kayıplar devamlı olarak arttırılan motor gücüyle dengelenmeye çalışılmıştır.Цей тип двигуна створений з метою поліпшення властивостей двигунів постійного струму.
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.І я повинний їх навчити бути завжди в формі, працювати на повну віддачу.
Yerleşimler bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir.Все життя поселенців з цього часу підпорядковувалося твердому розпорядку.
Herhangi bir yangın çıkışı yoktu ve tuvaletler devamlı olarak kaplanıyordu.Nebyly tam žádné únikové východy a toalety neustále přetékaly.
Owl City devamlı olarak The Postal Service ile karşılaştırılmaktadır.Owl City je přirovnáváno ke skupině The Postal Service.
Derginin websitesi derginin yüzde 30'u kendi sitesinden takip edilebilir ve site devamlı güncellenmektedir.Webová stránka časopisu obsahuje přibližně třicet procent obsahu tištěného čísla a je denně obnovována.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomické defekty způsobují průchodnost mezi vnějším prostředím a nervovým systémem.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.Také ale platil policii, aby zabránil častým raziím.
Yeni hizmetler devamlı olarak entegre edilmiştir.Nové zdroje přenašečů se neustále přidávají.
Yurtiçi ve yurtdışında devamlı konserler vermektedir.Pravidelně koncertuje v tuzemsku i v zahraničí.
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.K udržování stálého stavu bylo nutné pořizovat stále nová zvířata.
Uçak motorları üretimi kurulup devamlı geliştirilmektedir.Produkční letouny byly postupně upravovány a modernizovány.
Savaştan sonra Komünist Parti içinde devamlı olarak yükseldi.Mezitím si ale získával stále pevnější pozici v komunistické straně.
Böylece devamlı koleksiyon sergisi hem tarihi hem de günümüzdeki modern sanat eserlerini içermektedir.Dále pak grafické sbírky starého i novodobého evropského umění.
Akademik olarak devamlı çok yüksek seviye tutturur, genellikle en iyi 5 arasında sınıflandırılır.Zjevně přetrvává až do vyšších ročníků, často i do 5. třídy.
Şekli ve kıyafetleri devamlı değişir.Změnil si podobu a oblečení.
Ama bu başarının ne kadar devamlı olacağı şüphelidir.Na něm závisí, jak dlouho u dané činnosti setrvá.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Musí být vykonáván vždy v tekoucí vodě ponořením.
Devamlı yorgunluk göstermeye başladı.Začala jsem pociťovat stagnaci.
Köy devamlı göç vermektedir, bu yüzden nüfus 630 civarındadır.Obec zaujímá rozlohu 636 ha a žije v ní 909 obyvatel.
Diğer taraftan Richard devamlı olarak sorunlarla karşılaştı.Richard obě křídla pravidelně střídal.
Pek derin olmayan kıyılar derelerin taşıdığı molozlarla devamlı sığlaşmaktadır.Na sušších (písčitých či skalnatých) místech se pak nacházejí různé typy borů.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.O roabă credincioasă este mai bună decât o închinătoare la idoli, chiar dacă vă place de aceasta.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Defectele anatomice permit continuitatea dintre mediul extern și sistemul nervos.
Tersine Bronz Çağı kültürü ile belirgin bir devamlılık görülmektedir.Se pare că aparține de cultura Unétice din Epoca de Bronz.
Akım, iletken ortamın süperiletken hali nedeniyle devamlılık göstermişti.Turnul,datorita structurii solului,s-a inclinat de-a lungul timpului.
Devamlı maruz kalma sonucunda kişilerde izosiyanatlara duyarlılık oluşur.Trebuie notat că speranța de viață crește abrupt în toate cazurile pentru cei care ating pubertatea.
Devamlılık: Sistem bir başarısızlık durumunda dahi geçerli durumda bulunur.Durabilitatea sistemului stă tocmai în teroare.
Öte yandan Sovyet cephesi gerisine devamlı olarak yeni filolar getirildi.De altfel, toate politicile de acest gen erau trecute mai întâi prin filtrul secției sovietice internaționale.
Köy nüfusu devamlı suretle azalmaktadır.Populația însă scade mereu.
Bu tarihten sonra devamlı olarak, hemen hemen her yıl yeni albümlerini yayınlamıştır.Azóta is folyamatosan, gyakorlatilag minden évben adott ki új lemezeket.
Ala-kul bozkırlarında devamlı karlı rüzgar eser.A Nagy-Duna-ág felől mindig érezni szelet.
1983'ten beri devamlı püskürme göstermekte.1983 óta állandó kiállítása van Óbudán.
Gaga kullanım dolayısıyla aşınır ve kuşun hayatı boyunca devamlı olarak gelişir.A csőr a használat során állandóan kopik, így a madár egész élete során nő.
Su devamlı kendini yenilemekte, her zaman taze ve temiz akmaktadır.Egyszerre minden modern lett, friss és hallatlanul szellemes.
Üreme işlevini yerine getirerek neslin devamlılığını sağlar.A vállalat épsége érdekében bármit hajlandó feláldozni.
R2-D2 ile devamlı sırf bu yüzden tartışır.R2-D2 is velük volt.
Kültepe, MÖ 4000 yılından Roma devri sonuna kadar devamlı olarak yerleşme görmüştür.A római település a 4. századig biztosan folyamatosan lakott volt.
Daha sık ve devamlı yetenek kullanmak için bekleme süresinde azalma çıkılır.Az értelmi képességek lassú, folyamatos hanyatlása.
Ama bu başarının ne kadar devamlı olacağı şüphelidir.Azt azonban még nem lehet tudni, hogy a változás mennyire bizonyul tartósnak.
Fani şeylere bağlı ve onlarla geçerli hiçbir mutluluk devamlı olamaz.A bennünket körülvevő tárgyak nem adhatnak tartós boldogságot.
Bunlar üyeliğin derecelerinin devamlı ve aralıksız bütünüyle bir kümedir.Igazán maradandó és páratlan a kor hétköznapjainak leírása.
Eylül ayından itibaren sıcaklık devamlı düşüş gösterir.Február közepétől a hőmérséklet fokozatosan növekszik.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.A rendőrség állandó megfigyelés alatt tartotta.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Ezek az anatómiai eltérések kapcsolatot teremtenek az idegrendszer és a külvilág között.
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.Kötelességük volt az állandó személyzet pihenését biztosítani.
Şehir bu kontluk başkentlik niteliğini o zamandan günümüze kadar devamlı korumaktadır.A főváros ezt követően végig meg tudta őrizni előnyét.
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.A visszaemlékezések szerint nem látszott rajta félelem, s folyamatosan vidám volt.
Sera ürünlerinin kalitesi sürekli artan kalite kontrolleri ile devamlı yükselmiştir.A szabadklór értékét betáplálással növelték, azt folyamatosan ellenőrizve.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Nousukaudet ja laskukaudet seuraavat toisiaan syklisesti.
Herhangi bir yangın çıkışı yoktu ve tuvaletler devamlı olarak kaplanıyordu.Baarissa ei ollut hätäuloskäytäviä, ja käymälät menivät jatkuvasti tukkoon.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.Mafia kuitenkin maksoi poliisille lahjuksia jatkuvien ratsioiden välttämiseksi.