Ana içeriğe geç
Sözlük

devamlı ile cümle

devamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.Hij kreeg permanente politiebewaking.
Göbü bu sebepten dolayı devamlı sel felaketleri ile karşılaşmaktadır.Vanwege deze eigenschap hebben de Lamaars het continu aan de stok met de Woefs.
Sergiler devamlı değiştirilmektedir.Ze worden steeds vervangen.
Stukalar savaş boyunca devamlı geliştirilmişlerdir.Het ontwerp werd tijdens de oorlog nog voortdurend verbeterd.
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.Zekerheid van een vaste baan moest je hebben.
R2-D2 ile devamlı sırf bu yüzden tartışır.R2-D2 bleef hiervan gespaard.
Sonra da Avrupa'daki opera-evlerinde devamlı temsil edilerek çok büyük sükse kazandı.Hierna volgden succesvolle optredens in operahuizen in de gehele VS.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Hier volgden hoogtepunten en dieptepunten elkaar op.
Buna göre İngiltere Fransa ile barışacak ve devamlı barışı koruyacaktı.Ze probeerde, samen met Frankrijk, de stabiliteit en rust te bewaren.
Eyllul başında hava sıcak olabilir ama hava devamlı olarak soğumaya başlamıştır.Soms kan het wel kouder worden 's nachts, maar vorst komt bijna nooit voor.
Devamlı yeşil giyinir.Doorgaans draagt ze groene kledij.
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.Uiteindelijk zou hij echter nooit onverdeeld voor de kunst kiezen: zijn leven lang bleef hij gelovig.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Als ze in het water staan drijven ze soms.
Bu tarihten sonra Viterbo devamlı Guelfolar safında olmuştur.Vanaf toen zag Vittorio overal het aangezicht van het fascisme.
Benim gençliğimde, Tahran'da devamlı en az on santimetre kar yağardı.Tijdens mijn jeugd sneeuwde het altijd minstens tien centimeter in Teheran.
Köpeğimiz okşanırsa devamlı kuyruğunu sallar.Onze hond kwispelt altijd met zijn staart als hij geaaid wordt.
Bunlar arasında devamlı öksürmekte olan Mimi de vardır.Jest wśród nich Mimì, krztusząca się gwałtownie.
Burada devamlı televizyon hakları meselesini meydana çıkardı..W pobliżu cały czas czekała sprawa praw telewizyjnych.
Bizans altını da devamlı değer kaybına uğramaktaydı.Moneta bizantyńska stale traciła na wartości.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.W środku gaiku pali się wieczny ogień.
Bu tarihten sonra devamlı olarak, hemen hemen her yıl yeni albümlerini yayınlamıştır.Praktycznie co roku były publikowane jej zaktualizowane wydania.
Bu sayede top hareketli hedeflere karşı devamlı bir atış üstünlüğüne sahipti.Ciągle stanowili jednak wyśmienity cel dla strzelających ze skrzydeł łuczników.
Yakıt ve oksijen devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur.W kontakcie z wodą i kwasami zapala się i często wybucha.
Bu dönemde de FKF’nin TİP ile ilişkisi devamlılık arz etmiştir.Warto jeszcze odnotować losy MTK w tym okresie.
Uzun süreli bellek, bilgilerin devamlı kaldığı bellektir.Być przedmiotem, to tutaj być zawsze danym w doświadczeniu.
Devamlı yeşil giyinir.Zwykle ubrana na zielono.
Bu ilişkiler günümüze yaklaştıkça daha fazla, daha devamlı ve sürdürülebilir olmuştur.Każde z tych osiągnięć ma tym większą wartość, im trudniejsza i dłuższa była droga.
Mısır ilk defa bu dönemde medeniyet gelişmişliği ve başarıları açısından devamlı zirvededir.Prawdopodobnie to tam Agricola po raz pierwszy zetknął się z tezami reformacji i humanizmu.
Doçe olduğu zaman 75 yaşını aşkındı ve sağlığı devamlı olarak kötü olarak devam etmekte idi.Miał już wtedy 73 lata i coraz bardziej podupadał na zdrowiu.
Bu katkısı sayesinde Osmanlı-Venedik barışının tutarlı ve devamlı olmasını sağladı.Dzięki jej testamentom działalność donacyjna uzyskała trwałą i stałą formę.
Devamlı bir örgütlenme Çıkarları savunma: Çıkarlarlarını savunan topluluklar çeşitlidir.W grupach zadaniowych istnieje imperatyw organizacyjny, czyli zbiór tendencji, którym się one poddają.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.Cały czas był pod obserwacją tajnej policji.
( Gökgürültüsü ve rüzgâr, devamlılığı simgeler. )(O poincie i dowcipie...), powst.
Asi köyler devamlı olarak bombalandı.Wojska były bez przerwy bombardowane z powietrza.
Sıhhatinden devamlı şikayetçiydi ve 1830'da doktorunun tavsiyesi üzerine İtalya'ya gönderildi.W wyniku przeciążenia ciągłą pracą zachorowała na gruźlicę i na polecenie lekarza w 1836 wyjechała do Anglii.
İnsan uygarlığı enerjinin devamlı uygulanışına çalışma gereksinimi duyar.Robot musi nieprzerwanie poszukiwać coraz lepszych źródeł energii.
Hizmet süreleri devamlı ve uzun hale geldi.Prace trwały długo i przeciągały się.
Ben bunu devamlı insanlarla yapıyorum.Det kombineras alltid med andra person.
2009'dan beridir snt Sanat Dergisi’nde devamlı olarak sanatçılar ve sanat yapıtları hakkında yazı yazmaktadır.Sedan 2015 skriver Schmidt konstkritik för svenska konst- och kulturtidskrifter.
Ertesi yüzyıl, İtalya'da Bizans etkisi devamlı düşerek sonunda yol oldu.Under århundradet därefter avtog det bysantinska inflytandet i Italien stadigt, och upphörde sedan.
Bu su dolaşımının sağlanabilmesi için ağacın devamlı ve yeterli miktarda suya ihtiyacı vardır.För att driva dessa vattenhjul, behövdes en stadigvarande och betydande tillförsel av vatten.
Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı, yeme-içmeye çok dikkat etmelidir.Man bör dricka mycket och tugga maten noga.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.I den finns en evig eld.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomiska defekter tillåter kontinuitet mellan yttermiljön och nervsystemet.
Bu durum devamlı harekete izin verirdi.Den är ständigt i rörelse.
Köy devamlı göç vermektedir, bu yüzden nüfus 630 civarındadır.Runt Jouret Aali Daher är det tätbefolkat, med 636 invånare per kvadratkilometer.
Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar.Damerna gör upprepade grimaser gentemot varandra.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Inom konsten har nakenhet alltid varit ett vanligt motiv.
Kadrolarında devamlı memur şeklinde on altı bin kişi (tahmini) çalışmaktadır.Under festen arbetar totalt 12 000 personer.
Tüm yaz devamlı vasıta bulunur.Parken är öppen varje sommar.
( Gökgürültüsü ve rüzgâr, devamlılığı simgeler. )(Se nickepinnar och lunor.)
Devamlı yeşil giyinir.Daglig dräkt.
Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir."Det måste finnas en konstant förening mellan orsakan och verkan.
Bu süreç, devamlı ve düzenli olmamıştır.Produktionen var under denna tid varken tillförlitlig eller regelbunden.
Fakat Savoy Düklerinin savaşlarında devamlı hücumlara uğradı.Utdelning fortsatte emellertid under Huset Savojen.
Bu moddaki giysi devamlı olarak yumuşak bir kırmızı ışık saçar.Костюм у цьому режимі постійно випромінює неяскраве червоне світіння.
Mısır, Sicilya, Tunus ve Kuzey Afrika'nın alınması devamlı bir hububat akışı sağlamıştı.Анексія Єгипту, Сицилії та Тунісу у Північній Африці забезпечила постійне постачання зерна.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.За ними постійно стежила поліція.
Bu sırada kesit kurutulmaz; işlenmekte iken devamlı olarak ıslak tutulur.За своїм змістом це не таксон, але за складом він близький до надряду Ungulata (унгуляти).
Devamlı olarak yeni kostümler geliyor.Доводилося постійно перешивати їм костюми.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod