Ana içeriğe geç
Sözlük

devamlı ile cümle

devamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat Endülüs Emevi Emirliği'ndeki iç problemler bu hevesin gerçekleşmesine devamlı engel olmuştur.However the overall intricacy of this algorithm has prevented, so far, its practical implementation.
İş devamlılığı ve felaket kurtarma için yedekli planlar daha uygundur.In truth, proper planning and procedures are more likely to help than anything else.
Bu şekilde bireyler, içsel olarak devamlı bir ıstırap halinde olmaktadır.Then they are forced up it, over and over again, ceaselessly, to their doom.
Allah mülkünü devamlı eylesin...God’s purvayance For sustenance.
1830 yılına kadar Paris'te devamlı olarak temsil edildi.By 1860 he was permanently in Paris.
Köy devamlı göç vermektedir, bu yüzden nüfus 630 civarındadır.The village has an approximate population of 630.
İsmi Richard Henry olarak vaftiz edilmesine rağmen, ailesi devamlı onu Peter olarak çağırdı.Although christened Richard Henry, his parents called him Peter, after his elder stillborn brother.
Bu işlemler usta-çırak ilişkisiyle devamlılığını günümüze kadar sürdürmüştür.This lineage still exits with relationships maintained to this day.
Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü'nün web sitesi de devamlı güncellenmektedir.In addition, everyone's blind spot in daily life has also been addressed.
Arazi azlığı ve verimsizliği nedeniyle köyden devamlı göç olmaktadır.The Earth is rendered uninhabitable due to human destruction and carelessness.
Sadrazamın yanında devamlı olarak bostancı hasekisi bulunmaktaydı.There is always at least one peacock roaming wild in the grounds.
Ve her şey O ile devamlılığını sürdürür..."If we let it all just happen..."
12. yüzyılda Trani şehrinin Venedik'te bir devamlı konsolos-elçisi bulunduğu da belgelidir.Trani, in turn, maintained a consul in Venice from 12th century.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.It means you’re continuously learning.
Fakat devamlı gelişme hâlindedir.It is under continued development.
Matematik modeller ortak bir stratejiyi saniyede 50 defa devamlı tekrar planlamak için kullanılır.Mathematical models are used to continuously re-plan a cooperative strategy 50 times per second.
Burdaki örüntüyü fark ettiniz mi? Devamlı aynı sonucu alıyoruz.As you see it's actually 0.3333.
Bunu sonsuza kadar devam ettirebiliriz. Devamlı olarak 8 elde etmeye başladık.And clearly, I could keep doing this forever and we'd keep getting 8's.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.The first string is the drone string, which plays a continuous sound like the bagpipe.
Devamlı yapıp durursunuz.You can just keep doing it.
İnsanın ölmesinin sebebi de her şeyin devamlı değişim halinde olması.In fact, this form, the human being, dies, because everything is metamorphosing.
Devamlılık, ahengi oluşturur.Repetition creates pattern.
Sonra da devamlı sınıfa geçeceğiz.We'll have regular classes afterwards.
Devamlı kınama.A continuous reprimand.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak. Ben buna devamlılık diyorum.The first goal we share with every other living thing on this planet, which is to survive.
Garip, büyüleyici ve olağanüstü bu sayı devamlı olarak karşılarına çıktı. .It was a strange fascinating metaphysical number that kept showing up.
Bunları devamlı duyuyoruz.We hear about them all the time.
Ben Worldchangind'de yazıyorum, ve devamlı üzerinde konuştuğumuz konu şu,I write with Worldchanging, and the one thing we've been talking about is,
Bu nesne devamlılğı hissinin de geliştiği süreçtir.And that's when object permanence is developing.
Devamlı keşfederler.They're always exploring.
Eğitim, öğrenmenin devamlı doğmakta bir olgu olduğu, kendi kendini organize eden bir sistemdir.Education is a self-organizing system where learning is an emergent phenomenon.
Çünkü, çete içinde, kimse benim devamlı hamlelerime dayanamaz.Because, within the gang, no one can retreat my continuous attack.
Kasırgaların geçmişte de devamlı olduklarını biliyoruz."We know that hurricanes have always happened in the past."
Bizim devamlı üreten bir çözüme ihtiyacımız var.We need a solution that generates all of the time.
Devamlı bir madde kullanıcısı değildi.He hasn't been using stuff constantly.
Siyasi ve dini liderler devamlı surette İsrail'in yokedilmesini teşvik ederler.Political and religious leaders continuously promote Israel's destruction.
Devamlı gelişiyorlar, bazı durumlarda da, hükümet yardım ediyor.They are constantly upgrading, and in a few cases, the government helps.
Biz devamlı paradan değer elde etmeye çalışıyoruz.All the time we are trying to get value for money.
Azdan çok var etme hakkında devamlı konuşuyorum.I've been talking about getting more from less for more.
Biz devamlı olarak,We need to be continually reassured that
Bu yeri devamlı öldürerek ve öldürerek korudum!This is the seat I've kept by killing and killing!
Dünyada bir devamlılık var.We have a continuum in the world.
Bir devamlılık mevcut.We have a continuum.
Ve bu robot çalışırken devamlı "Beni besle, beni besle" diyordu.And as it ran, this thing was saying, "Give me input. Give me input."
Unutmayın ki otomasyon, devamlı tekrar eden herhangi bir işin yerine geçebilir.Remember that any repetitive work can be automated, as for the other jobs...
Ve bunun nedeni hepimizin devamlı olarak mikroplara ev sahipliği yapıyor olması.And this is because we're all constantly shedding microbes.
Ama bunun sonunda devamlı bağlantıda olsak bile kendimizi birbirimizden saklanırken bulabiliriz.But you can end up hiding from each other, even as we're all constantly connected to each other.
Ama belirtiden daha çok, devamlı bağlantı insanların kendileri hakkında düşüncelerini değiştiriyor.But more than a symptom, constant connection is changing the way people think of themselves.
Bir şekilde devamlı bağlantıda olmanın bizi daha az yalnız hissettireceğini sanıyoruz.We slip into thinking that always being connected is going to make us feel less alone.
Ancak borç sorunumuzu çözmeden, güçlü bir orta sınıfın devamlılığını sağlayamayız.Though we won't be able to sustain a vibrant middle class unless we solve our debt problem.
Buranın gördüğü zarar, seri içicilerin devamlı durup tekrar içmesinden kaynaklanıyor.The damage being caused comes from the constant stopping and starting technique of binge drinking.
Peki, devamlı içmek seri içici olmaktan daha mı iyi?So, is it better for you to drink constantly than to binge drink?
Onların ne kadar gürültülü olduğu farketmez, Onları gören devamlı sessizlik içinde.Doesn't matter how loud this is, the seer is constantly silent.
Ama alışkanlıklar bir çeşit, devamlı senin içinde bir şeyler oturuyormuş duygusunu uyandırır.But habit creates the sense there are some things consistently sitting on you.
Devamlı büyük sorular sormaya çalışırız.So, we've always been trying to ask big questions.
Bu priz -- (Kahkahalar) ve o yüzden kablo devamlı düşüyor, ben de bantladım.This light socket -- (Laughter) and so the cord keeps falling out, so I taped it in.
Daha dogrusu bunun gibidir. O devamli bir seyahattir.It's a continuous journey.
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.Something's always moving from circumstances to circumstances, situation to situation.
[S]: Ama bir parçam var ki devamlı özel olmak istiyor.But some part of me always wants to be special.
Kızların devamlılığında bir dönüşüm gözlüyoruz.We see a transformation in attendance by girls.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod