Ana içeriğe geç
Sözlük

devamlı ile cümle

devamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Buna göre İngiltere Fransa ile barışacak ve devamlı barışı koruyacaktı.Той заявява, че Франция ще участва и ще съдейства за мирното справяне с положението.
Yeni hizmetler devamlı olarak entegre edilmiştir.Слуги се създават непрекъснато.
Bu gelişmelerden devamlı haberdar olan Papa IV. Eugenuius açıkça bir aksi reaksiyon göstermemiştir.Подобен подарък е изпратен и на папа Йоан III. Въпреки това тяхната религиозна политика не е достатъчно ясна.
Kadrolarında devamlı memur şeklinde on altı bin kişi (tahmini) çalışmaktadır.Във веригата магазини работят близо 12 000 служители в 11 държави.
Ayrıca Eyübiler prensleri de devamlı olarak birbirleri ile mücadele halinde idiler.Междувременно членовете на Съюза на тримата императори се намират в постоянен контакт помежду си.
Bu aynı zamanda geçmişle bugün ve devamlılıkla değişim arasındaki bağı da yansıtır.Тя показва връзката между настоящето и миналото.
Buna rağmen Eduige onunla evlenme tarihini devamlı ileriye atmiştır.Постепенно бракът им навлиза в критична фаза.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Татуирането било обичайна практика.
Bu durum devamlı müşterisi olan Augusto'yu kızdırır.Постоянно поучава сина си, което вбесява Емилио.
Ben bunu devamlı insanlarla yapıyorum.Ja to neprestano radim sa svojom publikom.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.Ipak, mafija je također plaćala reket policiji da bi spriječili stalne racije.
Juanito,Betis'le ilk resmi maçını 2001 yılında yaptı ve o günden itibaren devamlı oynamaktadır.Svoj debi za prvu momčad Betisa imao je 2001. godine i od tada je standarni igrač u klubu.
Hava kararmaktadır ve bir koyun sürüsünün devamlı melemesini ve birden melemeyi kestiklerini duyarlar.Ima nevjerojatan sluh te čuje kako raste trava i ovčje runo.
Cami ve devamlı imamı vardır.Postoje privremeni i trajni zavjeti.
Bu nedenle eriyiğin kimyasal bileşimi devamlı olarak değişir.Zbog toga se sjaj kometa stalno mijenja.
Dağın üst tarafları devamlı olarak sis ve bulutla kaplı ve devamlı ıslaktır.S plaža se vide vrhovi planina stalno pokrivenih snijegom.
Moralleri yüksek tutmak için, başarıları devamlı basına taşınıyordu.Nakon uspjeha, Presley je namjeravo nastaviti redovno nastupati uživo.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Nakon pijenja vode svaki put su seoporavili.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.V tomto čase bol už chorý a začínal byť aj unavený.
İlçe devamlı göç vermektedir.Po prvom pôrode rodí skoro stále.
Ben bunu devamlı insanlarla yapıyorum.Ľudia sa ma na to ale stále pýtajú.
Devamlı mülkiyet için sıralı olarak ödüllendirildi.Jeho dielo bolo vždy patrične honorované.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Expanzia a spaľovanie sú navzájom prepojené.
Bu yarış 13. yüzyıldan beri neredeyse devamlı her yıl yapılmıştır.So zborom sa pravidelne začal používať až od 13. storočia.
Sıtmalı hasta devamlı yatakta bulundurulmalıdır.Pacient pritom sedí väčšinou vzpriamene na posteli.
Hizmet süreleri devamlı ve uzun hale geldi.Zlaté časy vždy boli, sú a budú!
Bu 1031-105 döneminde Bağdad devamlı karışıklık içinde bulunmakta idi.Počas Solu 3510 sa však všetko vrátilo do normálu.
Asi köyler devamlı olarak bombalandı.Ves čas so zelo bombardirani.
Devlet, devamlı ve süreklidir.Ti si vedno bil, vedno si in vedno boš.
Yerleşimler bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir.Zaradi tega je območje obljudeno vse od tiste dobe.
Cami ve devamlı imamı vardır.Tam je sedaj tudi redno bogoslužje in verouk.
Banda devamlı, buliya ise satış anlamına gelir.Komponiral je skladbe za prodajo.
Her şey devamlı bir devinim içindedir, dolayısıyla koşullar ve bu arada nesnenin kendisi de değişmektedir.Vse je v nenehnem plimovanju, zato se pogoji, kot tudi pojavi, nenehno spreminjajo.
Tüm yaz devamlı vasıta bulunur.Dom je odprt celo leto.
Bunun en büyük nedeni ise masrafların devamlı bi şekilde geliri aşması olmuştur.Težava nastane predvsem zaradi tega, ker ljudje potrebo po denarju zadovoljujejo na progresiven način.
Çok inişli çıkışlı ve döngüsel devamlı büyüme.Rastejo neprenehoma in se tako obnavljajo.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Ves čas je študiral in se izobraževal.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Zmerno, a vztrajno je uveljavljalo novosti.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Njihov stil oblačenja je po navadi formalen.
1830 yılına kadar Paris'te devamlı olarak temsil edildi.Godi se v Parizu okrog leta 1830.
Köy devamlı göç vermektedir, bu yüzden nüfus 630 civarındadır.Naselje ima 129 gospodinjstev, pri čemer je povprečno število članov na gospodinjstvo 3,63.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Bolniki s hudo obliko bolezni imajo pogosto občutek, da so ves čas utrujeni.
Yurtiçi ve yurtdışında devamlı konserler vermektedir.Nuolat koncertuoja respublikoje ir užsienyje.
Orsaya kaçmak: Bir yelkenli teknenin devamlı olarak baş tutamayıp rüzgar üstüne kaçmasıdır.Laivas – vaiduoklis neįprastas: jis gali plaukti be vėjo ir atsilaikyti prieš bet kokią audrą.
Baldouin Kurlandiya'a devamlı Papalık temsilcisi yapıldı.Terminas buvo pasiūlytas J. Bodueno de Kurtenė.
Batı yönünden ise önemli ve devamlı bir kol almaz.Teka į šiaurės vakarus, sudaro meandras ir senvages.
Devlet, üretimi kontrol altına almış ve üretimde devamlılığı sağlamıştır.Kaip ir anksčiau, valstybė visiškai kontroliavo gamybą.
Zaman ve devamlılık anlamları bulunur.Me eeldame aja ja ruumi pidevust.
Devamlı olarak yeni kostümler geliyor.Traditsiooniliselt saadi albumi ilmumiseks uued kostüümid.
Kişi, doğum ve ölüm döngüsü içinde devamlı gidip gelir.Igal ajahetkel toimub surm ja sünd.
Bu teknik zamanda devamlılığı keser ve şaşırtıcı bir efekt üretir.Sellega ironiseerib ta sündmuste üle ja loob võõrandumisefekti.
Köy nüfusu devamlı suretle azalmaktadır.Valla elanikkond vähenes pidevalt.
Mevsimin geç olması dolayısıyla hava devamlı yağışlıydı.Õhk oli lämbe, sellest hoolimata et päev läbi oli vihma sadanud.
Rolüne ve oyunculuğuna gelen olumlu tepkiler sayesinde ikinci sezonda devamlı karakterlerden biri oldu.Tänu nendele ja teistele rollidele sai ta püsiva mehelikkuse ikooniks.
Göbü bu sebepten dolayı devamlı sel felaketleri ile karşılaşmaktadır.Põhjuseid seovad tagajärgedega pidevad põhjuslikud rajad.
Bu tarihten sonra devamlı olarak, hemen hemen her yıl yeni albümlerini yayınlamıştır.Edaspidi ilmus temalt peaaegu igal aastal üks või mitu romaani.
Kulüp ülkesinde devamlı olarak artan bir ilgi uyandırdı.Ta kaebas juba lennujaamas halba enesetunnet.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.Juba väljakujunenud infektsioon vajab peaaegu alati ravi.
10 ile hepsini çarparız. Bunu kopyalayıp yapıştırayım. böylece aynı şeyi devamlı yazmam.Gyorsan ide másolom ezt, hogy ne kelljen még egyszer leírnom.
10 ile hepsini çarparız. Bunu kopyalayıp yapıştırayım. böylece aynı şeyi devamlı yazmam.Lad os kopiere det her og sætte ind, så vi ikke behøver at skrive det igen og igen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod