derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kendini hafif, dünyayı derin düşün.Maguk körül, felfedezik a nagy világot.
Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir.Nagyon heves vagy hosszan tartó fájdalmak esetén okvetlenül forduljunk orvoshoz.
İrlanda Bağımsızlık Savaşı (1919–1921) İrlanda ordusunda derin izler bıraktı.Az IRA (Irish Republican Army) az Ír függetlenségi háborúban (1919-1921) harcolt.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Néhány előleges pont a közoktatásügy legégetőbb szükségleteiről.
Evliya Çelebi bu göl için "O kadar derin değil, suyu ab-ı hayata benzer.Evlija Cselebi írja: „Nem olyan mély (a tó), mint az élet.
Uzun boylu, uzun suratlı ve derin, karanlık gözlere sahip bir adamdı.Magas, hosszú fülű, nagy szemű, széles homlokú és vastag ajkú ember volt.
Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi.Több később megalakuló együttesre is nagy hatással voltak.
Yoncanın derin köklü bir bitki olması nedeniyle sonbaharda derin işlenmesi gerekir.Nyáron a fokozottabb jégolvadás miatt hágóvasat szükséges használni.
Derin Düşünce.Aggodalmas gondolatok.
Özelikle derinleştirildi ve genişletildi.Széles körben elfogadott és használt.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.Az 1990-es évek újabb fordulatot jelentett a koreai sorozatgyártás számára.
Eğer bir şey dünyadan derine inmek istiyorsa bırakın denesin.Ha tehát hozzá akar vágni egy nagy darab evilágot, elugrik előle.
Bu durum Yahudileri derinden yaraladı ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.A csata után a kunok egy része behódolt, másik része elmenekült az országból.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Miután Harry visszautasítja a barátságát, utálatuk egymás iránt kölcsönös lesz.
Siyasi kriz Ekim ayında derinleşti.Szeptemberben elindították a politikai terrort.
Familyanın en derin dalgıçların biridir.A család egyik leginkább veszélyeztetett faja.
Cilt üzerinde derinin açık yüzeylerinde meydana gelir.Alatta a fődolomit a Látó-hegy lábánál bukkan a felszínre.
Yaratık, bedeninden çıkıyor ve mağaranın derinliklerine gidiyor.A lény meghal, lekerül a csatatérről, és a temetőbe kerül.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.Gondolatait meghallgatva láthatjuk, amint megbékélve önmagával elalszik.
Japonya'da bu göl en derin göldür.Ez a legmélyebb tó Japánban.
Andy Warhol'un 1987'deki ölümü Basquiat'i derinden etkiledi.Andy Warholin kuolema vuonna 1987 oli ankara isku Basquiat’lle.
Onların derin gagaları, küçücük yiyecek maddelerini süzerek almak için özelleşmiştir.Ələkbər Tahirzadə syntyi pikkukauppiaan perheeseen.
Derin mağaralarda yaşarlar.Se elää maanalaisissa luolissa.
Deep Throat (Türkçe: Derin Gırtlak) 1972 yazında yayımlanan Amerikan yapımı porno film.Syvä kurkku (Deep Throat) on yhdysvaltalainen pornoelokuva vuodelta 1972.
Bu saklı derinliğidir.”Tämä on kätketty ulottuvuus."
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Kublai kukisti kapinan nopeasti, mutta se osoitti hänelle han-kiinalaisten kapinallisuuden.
Adanın Orta Atlantik Sırtında bulunması denizin çok derin olduğunu gösterir.Scott näyttää etelänavalla otetuissa kuvissa selvästi pettyneeltä.
Göğüs: Derin; fakat fazla geniş değildir.Rintakehä on erittäin syvä, mutta ei kovin leveä.
1200 metre derinliğe dalıp, bir saat su altında kalabilirler.Se pystyy sukeltamaan 200 metrin syvyyteen ja voi pysytellä veden alla puoli tuntia.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Jos se olisi paisunut yhtään enempää, olisin kuollut."
Latin Amerika edebiyatını derinden etkilemiş bir şairdir.Hänellä oli suuri vaikutus latinalaisen Amerikan kirjallisuuteen.
Ancak Ekim 2000'de babasının ve Mart 2002'de annesinin ölümü onu derinden etkiledi.Hänen isänsä kuolema ja siskonsa itsemurha vuonna 1994 vaikuttivat häneen syvästi.
168 metrelik derinliği ile İsveç'in en derin ikinci gölü durumundadır.Torniojärven suurin syvyys on 168 metriä ja se on näin Ruotsin toiseksi syvin järvi.
Bilinen en derin yeri (7,685 m) Küba ile Jamaika arasındaki Cayman Çukurudur (Bartlett Derinliği).Meren syvin kohta on Kuuban ja Jamaikan välissä sijaitseva Caymanin hauta, joka on 7 686 metriä syvä.
Mağara dünyanın en derin 14. mağarasıdır.Laatokka on maailman 14. suurin järvi.
Son güncel bilgilere göre Uğur Soğutma, 2015 yılında Delta derin dondurucu markasını oluşturmuştur.Vuonna 2012 julkistetun tutkimuksen mukaan Columbian jäätikkö jatkaa nopea vetäytymistään vuoteen 2020 saakka.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Mielenosoitukset yltyivät tammikuussa 2014 väkivaltaisiksi.
1982'de derin deniz araştırmaları yapmak üzere ayrılana kadar programda kaldı.Vuonna 1982 hän erosi avaruusohjelmasta ja siirtyi syvän meren tutkimukseen.
Haplo'nun efendisi hakkındaki şüpheleri derinleşmektedir.Sitten Leon epäilykset Valtion suurenmoisuudesta vahvistuvat.
Mjøsa, Norveç'in en büyük gölü ve Hornindalsvatnet'ten sonra Norveç'in ve Avrupa'nın en derin gölüdür.Hornindalsvatnet on Norjan ja koko Euroopan syvin järvi.
Çin "derin taziyelerini" belirtti.Hitler kertoi myös "salaisia asioita aseistaan".
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.Talvella ne siirtyvät syvempiin vesiin.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.Kaupungilla oli pieni luonnonsatamalahti.
En derin yeri 1025 m olup, güneydedir.Meren syvin kohta on eteläosassa, 1 025 metriä.
Matematikte Bernoulli sayıları, sayı kuramıyla derin bir ilişkisi olan rasyonel sayı dizisidir.Bernoullin luvut ovat rationaalilukujono, jolla on suuri merkitys lukuteoriassa.
1920-21 kuraklığı bu felaketi derinleştirdi.Vuosien 1920 ja 1921 kadot ja niistä johtunut nälänhätä vain pahensivat tilannetta.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Pitkät ja kapeat saaret erottavat laguunit toisistaan sekä Patraksenlahdesta.
Derin Göl'ün altındadır.Siellä sijaitsee järven syvin kohta.
Ayrıca derin bir baritondur ve güçlü vokal stiliyle bilinir.Hän on tunnettu matalasta, vahvasta baritoniäänestä.
Köpek pozisyonu penetrasyonu azami düzeye getirerek penetrasyon derinliğini artırır.MIPS -näkökulma vie tarkastelun astetta syvällisemmäksi.
Kanalın ortasındaki derinliği altı buçukk metreye çıkarıldı.Kanavan syväykseksi tuli 1,5 metriä.
Bunların aynı zamanda derin kökleri vardır.Rodulla on myös tiheä aluskarva.
Wiechert-Gutenberg süreksizliği yeryüzünden 2900 km derinlikte yer alan süreksizlik zonu.Alaraja on vaipan ja ulkoytimen välinen Gutenberg-rajapinta, noin 2 900 km syvyydessä.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün.Räyhätä ja ottaa kantaa maailmanmenoon.
Genelde 200 metre derinlikte yaşar.Se elää yleensä yli 20 metrin syvyydessä.
Bu yöntemle deniz suyu küçük ve derin olmayan havuzlara aktarılır.Kivujärvellä on vesireittejä aluksille, joilla ei ole suuri syväys.
Derinlik ve risk faktörleri hesaplanarak ücret cetvelleri buna göre düzenlenmiştir.Päätökset hinnoista ja palkoista tehdään tämän odotuksen mukaisesti.
Korsika'nın Kuzeyinde, en derin noktası olan 2.850 metre derinliğe sahiptir.Meri saavuttaa Korsikan pohjoispuolella jopa 2 850 metrin syvyyden.
Ormanın derinliklerinde yaşarlar.Ne elävät metsien pohjakerroksessa.
Gece yüzeye yakın sularda beslenen kriller, gün ışımasıyla birlikte dinlenecekleri derinliğe inerler.Esimerkiksi lyhtykalat käyvät öisin syömässä pinnan lähellää ja palaavat sitten taas syvyyksiin.