derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Familyanın en derin dalgıçların biridir.Je to jeden z nejčastějších lišejníků u nás.
Gölün derinliği yüzebilmek için uygundur.Proto je jezero vhodné i k potápění.
Aralarında derin bir aşk doğar.Mezi nimi vznikne milostný poměr.
Bu yüzden onlara genellikle göllerin en derin kısımlarında rastlanır.Nejčastěji se vyskytují v mělčích částech jezer.
Pek derin olmayan kıyılar derelerin taşıdığı molozlarla devamlı sığlaşmaktadır.Na sušších (písčitých či skalnatých) místech se pak nacházejí různé typy borů.
Genelde 200 metre derinlikte yaşar.Obvykle se ale vyskytuje v hloubce okolo 100 metrů.
Babasının ölümü Ampère üzerinde derin bir etki bırakmıştır.Smrt jeho otce znamenala pro matku velké trauma.
Doğu Akdeniz Havzası, Batı Akdeniz Havzası'ndan daha derindir.Východní kráter je však větší než jeho západní druh.
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.Aceia care sunt înrădăcinați în știință spun: „Noi credem în ea; toate sunt de la Domnul nostru!”
1966'daki Batman televizyon serileri karakter üzerinde derin etki bırakmıştır.Debutul serialului de televiziune "Batman" în 1966 a influențat profund personajul.
Yalnızca derinin üst katmanını etkileyen yanıklar yüzeysel veya birinci derece yanık olarak tanımlanmaktadır.Arsurile care afectează superficial pielea sunt cunoscute drept arsuri superficiale sau de gradul întâi.
O sırada Sovyet kuvvetleri Mançurya'nın derinlerine girmişti.În acel moment, forțele sovietice înaintaseră adânc în teritoriul manciurian.
Devrim sonrası ilk on yıl derin düzenlemeler, krizler ve aynı zamanda araştırmalarla geçti.Primul deceniu post-revoluționar a fost unul marcat de transformări profunde, de crize, dar și de căutări.
Eğer bir şey dünyadan derine inmek istiyorsa bırakın denesin.Dacă un lucru dorește să meargă mai adânc decât pământul, să încerce.
Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir.Adâncimea unei arsuri este de obicei constată prin examinare, totuși se poate folosi și biopsia.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.Progresele realizate în domeniul microscopiei au avut un puternic impact asupra gândirii biologice.
Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır.Caracteristicile unei arsuri depind de adâncimea acesteia.
1970'li yıllarda Sovyetler Birliği Vostok istasyonundan 500–952 m derinliğinde buzul karot almıştır.În anii 1970 Uniunea Sovietică forat un set de miezuri de gheață de la 500–952 m adâncime.
Tam kalınlıkta veya üçüncü derece yanıklarda, yara derinin tüm katmanlarına geçmiş olur.În arsurile de grosime totală sau de gradul al treilea, rănirea se extinde în toate straturile pielii.
1939'da Albert R. Behnke Jr. derin su dalgıçlarında meydana gelen sarhoşluğu araştırmaya başladı.În 1939, fizicianul americann Albert R. Behnke Jr. a început să exploreze cauzele beției scufundătorilor.
Bu olay onun sonraki yaşamını derinden etkiledi ve bir daha asla evlenmedi.Acest lucru l-a afectat profund pentru tot restul vieții sale, iar el nu s-a mai recăsătorit.
InSight, Mars'ın derinliklerini incelemek üzere tasarlanmış bir uzay aracıdır.InSight este o navă spațială robotizată concepută pentru a studia interiorul profund al planetei Marte.
Bir kraterin boyutları büyük olabilir ve bazen derinliği de çok fazla olabilir.Un crater vulcanic poate avea dimensiuni mari, uneori de foarte mare adâncime.
İkinci Dünya Savaşı dünyanın politik düzenini ve sosyal yapısını derinden etkiledi.Al Doilea Război Mondial a modificat alinierea politică și structura socială a lumii.
En derin sondaj 1989 yılında 12.262 metreye ulaşmıştır.Groapa a atins 12.262 m adâncime în 1989.
Daha sonra 25. Tank Kolordusu Tatsinskaya'nın doğusuna, Morozovskaya yönünde derinliğine bir akın başlattı.Corpul al 25-lea de tancuri a desfășurat un raid în adâncime spre Morozovskaia, la est de Taținskaia.
Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir.Este nevoie de o adâncă profunzime spirituală.
Yanıklar derinlik, yaralanma şekli, boyut ve bağlantılı yaralanmalara göre sınıflandırılabilir.Arsurile pot fi clasificate după adâncime, mecanismul rănirii, întindere și răni asociate.
Sessiz bir günde, bir tek tankın bile çıkardığı derin gürleme sesi çok uzaktan duyulabilir.Zgomotul generat de un singur tanc se poate auzi la mari distanțe.
Mazı derin vadilerde büyür.Popas în Valea Adâncă.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Cea mai frecventă clasificare este cea bazată pe adâncimea rănilor.
Su geçiş derinliği genellikle motorun hava alma yolu yüksekliği ve az olsa da sürücünün konumuna bağlıdır.Adâncimea vadului este limitată în general de înălțimea prizei de aer a motorului și de poziția conductorului.
Cyclops ise, hâlâ Jean Grey'i kaybetmiş olmanın verdiği derin acıyla depresyondadır.Xavier își face griji pentru Cyclops, care acum are inima sfărâmată din cauză că a murit Jean Grey.
Haçlılar Avrupa'nın birçok yerini derin bir şekilde etkiledi.Napoli a influențat profund multe zone ale Europei și alte zone.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.Adâncimea lacului variază între 1 și 3 m.
Derin Düşünce.Gânduri triste.
Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.Un șir de recolte proaste a dus la înrăutățirea și mai accentuată a situației politico-economice a Egiptului.
Ama ben artık derin hissedemiyorum.Ca să fiu cinstit, acum nu o mai cred deloc.
Göl derinliklerinin görülebileceği kadar durudur.În depărtări, apele lacului Oltina se pot vedea.
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.Este datoria musulmanului de a oferi condoleanțe familiei și rudelor celui decedat.
Bilinen en derin yeri, Visingsö Adası'nın hemen güneyindeki 128 metrelik kısımdır.Adâncimea maximă a lacului este de 128 metri, cel mai adânc punct fiind situat în sudul insulei Visingsö.
Çukurlar derin olmalıdır.Frunzele sunt spintecate adânc.
Beyaz yanlı musurlar derin dalgıçlardır.Tulpinile bambușilor mai mari sunt goale pe dinăuntru.
Burada tanklardan, düşman hatlarının gerisinde birkaç yüz kilometre derinlikte ilerlemiş olunması beklenir.S-au aflat la o distanță de circa 300 de metri de tancurile și lunetele inamicilor.
Genelde derinlikleri azdır.Ele au de obicei intensitatea redusă.
Ayrıca A++ derin dondurucu üretimini ilk gerçekleştiren Türk firmasıdır.Imperatriz este, de asemenea, o altă întreprindere importantă care produce înghețată.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Cu toții erau exaltați.
St. John's limanında deniz derindir.Mai multe forturi au fost construite pentru apărarea portului St. John's Harbour.
Depremin merkez üssü Lima'nın 150 kilometre güneydoğusunda ve 39 kilometre derinliktedir.Epicentrul a fost localizat la circa 150 km sud-sud-vest de Lima la o adâncime de circa 30 de km.
Yarmuk Savaşı'ndan sonra Müslümanlar kuzey bölgelere Suriye'nin derin içlerine yürüyüşe geçtiler.După ce cuceriseră Emesa, musulmanii s-au îndreptat spre nord pentru a cuceri întreaga zona nordică a Siriei.
Derince kaymakamlığı.Depresiunea Afar ^ lui!
Dördüncü derece yanıkta ise yara ilaveten kas veya kemik gibi daha derin dokuları da etkiler.O arsură de gradul al patrulea cuprinde rănirea țesuturilor mai adânci, cum ar fi mușchii sau oasele.
"İspanya'da GAL davası derinleşiyor".Tratamentul cu marijuana a devenit legal în România”.
İstasyonların yedisi büyük derinliktedir.Slujba Utreniei este de șapte tipuri principale.
Johnny'nin ölümü onu derinden üzer.Moartea lui l-a marcat profund.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün.Dacă faci acestea, arată-Te pe Tine lumii.
Kalbimin derinliklerindeki bu Atman dünyadan, gökyüzünden, göklerden ve bütün dünyalardan daha büyüktür.Ceva mai complicată este, în aceeași manieră, Lume, lume, soro lume...
Neden bize bu derin bakışları verdin?Ce mă privești astfel?
Bence Dünya'nın derinliklerinde daha fazla altın olmalı.Din punctul meu de vedere în adâncul Pământului trebuie să fie mai mult aur.
Hiçbir koşulda derin nehirde yüzmemen gerekir!Sub nici o formă nu trebuie să înoți într-un râu adânc.