derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Buyurun bir cümle okuyorum: "Ağlamayı aşan bir derinlikteydim."Це був один з тих емоційних моментів, коли мені хотілося плакати».
Tüm yıl boyunca açık denizde derin sularda yaşarlar.Живе в глибоких водах, можливо, цілий рік.
Göl çok derin.Озеро дуже глибоке.
Tom Mary'ye derinden âşık.Том глибоко кохає Мері.
Tom Mary'ye derinden âşık.Том глибоко закоханий у Мері.
Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehri de bazı sahnelerde yer alıyor.У деяких сценах також бере участь Каймакли та Дерінкуйське підземне місто.
Şaftın bitişiğinde 20 metre genişliğinde ve 10 metre derinliğinde bir hendek bulunmaktadır.До валу прилягає рів шириною 20 метрів і глибиною 10 метрів.
Allah, Âdem’e derin bir uyku verdi.Bůh proto na Ádovce seslal ničivé sucho.
Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır.Charakteristika popálenin souvisí s jejich hloubkou.
Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir.Hloubka popáleniny se obvykle určuje prostřednictvím vyšetření, ačkoli lze využít i biopsii.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Nejběžněji používaná klasifikace je založena na hloubce poranění.
Yanıklar derinlik, yaralanma şekli, boyut ve bağlantılı yaralanmalara göre sınıflandırılabilir.Popáleniny lze klasifikovat podle hloubky, mechanismu poranění, rozsahu a souvisejících poranění.
Neden bize bu derin bakışları verdin?Proč jsi zkrotil své vášně?
Yapılışı Derin bir kap içerisinde un su ile karıştırılarak hamur haline getirilir.Žijí v blízkosti vody a s oblibou se v ní potápějí.
Derin devletPrávní stát
Dördüncü derece yanıkta ise yara ilaveten kas veya kemik gibi daha derin dokuları da etkiler.Popáleniny čtvrtého stupně zasahují i do tkání nacházejících se hlouběji, například do svalstva nebo kostí.
Kalın bir kabukları ve Dünya'nın mantosuna birkaç yüz kilometre kadar uzanan derin litosferik kökleri vardır.Mají tlustou kůru a hluboké litosférické kořeny, které sahají až několik set kilometrů do zemského pláště.
İstasyonların yedisi büyük derinliktedir.Sedm z devíti stanic je přestupních.
Özellikle insanların teknolojiye olan güvenleri derinden sarsılmıştır.Kombinují se zejména techniky tisku z hloubky.
Mazı derin vadilerde büyür.Teče v hluboké dolině.
Bu tepe, doğu Eminönü'de Bâb-ı Âli'den itibaren uzanan oldukça derin bir vadi ile ikiye ayrılmıştır.Dali přednost k jihu ukloněnému svahu mezi dvěma lesnatými hřebeny.
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.Za to bych rád jeho jménem všem slušným lidem poděkoval.
İzleyende sanal bir derinlik yanılsaması oluşmasına neden olur.Zdá se vám, že vidíte pravopisnou chybu?
Derin boğaz seksi 69 seks pozisyonunda da yapılabilir.Vzájemný orální sex v poloze označované jako 69.
Derin Tarih.Dějiny Hloubětína.
Gündüzleri derin denizde geçirdikleri ve geceleri deniz yüzeyine doğru yükseldikleri bulunmuştur.Přes den se ukrývají při zemi, za potravou se vydávají až večer.
Derin bilgi sahibi değildi, ama etkileyici bir konuşmacıydı.Přestože nebyl dobrým řečníkem, vydobyl si značný respekt.
Buffy bölümleri genellikle derin manalar ya da mecazlar barındırmaktadır.Díly Buffy často obsahují hlubší myšlenky nebo metafory.
Derin kar Karadeniz kıyılarına 1910'da yağmış.V roce 1930 došlo na Lučinském potoce k povodni.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Pokud projdeme strom do hloubky, hrozí nám zacyklení.
İşgalin Galler, İrlanda ve İskoçya üzerinde de derinden etkisi olmuştur.Je jisté, že vystěhovalectví silně poškodilo kornštinu podobně jako v Irsku či Skotsku.
Çok derine inşa edilmiştir.Jsou hluboko posazené.
Bu istasyonlardan 4’ü büyük derinlikte idi.Zajímavostí je, že tentokrát měly být v těsné kabině 4 osoby.
Derincespor'da oynamaktadır.Hraje se v hloubce min.
Gölün derinliği ortalama 2 m civarındadır.Průměrná hloubka jezera je okolo 2 metrů.
50 m ve üstü derinliklerde yaşarlar.Žijí v hloubce 40 m a níže.
Bir kraterin boyutları büyük olabilir ve bazen derinliği de çok fazla olabilir.Sněhová pokrývka bývá dlouhodobá a může být i dost vysoká.
Derinlemesine uzun yolculukları boyunca kendilerine düşen parçacık halindeki maddelerin dökülmesinden oluşur.K jeho oddálení je schopna rozkmitat ocas, čímž se prodlouží doba strávená nad hladinou.
Ormanların derinliklerinde de, açık alanlarda da yaşayabilir.Vyskytovala se například v lesích, avšak mohla žít i v otevřených oblastech.
Alan derinliği aynı zamanda format büyüklüğünden de etkilenmektedir.Mohutnost rostliny je ovlivňován i délkou fotoperiody.
Kadınlar ayrıca erotizm güçlü ve derin bir his olduğundan korkar.Jeho snímky charakterizuje intenzivní emotivní a smyslně erotický náboj.
Derin devlet biziz.Severka polohu státu.
Sığ Alan Derinliği Nedir?Co je na dně nejpevnějšího vztahu?
Eritem, kılcal damarlarda konjesyon (kan toplanması) sonucunda derinin kızarması.Zbarvení je červené s příčnými pruhy, čímž připomíná korálovce.
Bu topraklar genellikle orta derin veya sığdır.Tyto půdy jsou hluboké až středně hluboké.
Derinlik külteleri arasında hacmen % 40'tan fazla kuvars ihtiva eden türe rastlanmaz.Při lovu na dlouhé šňůry dosahují nechtěné výlovky až 40%.
Müzik derin bir yoğunluk taşır ve yavaş tempoda bir seviyededir.Hudba je rázná, energická, v pochodovém rytmu.
Göl suları derin olup kenarları sazlık ve bataklıktır.Jezero je mělké, dno je bažinaté a jílové.
Orada kendi vatandaşlarının yaşadığı zor şartlar üzerinde derin bir iz bırakır.Poukazuje na drsné podmínky, ve kterých zdejší lidé musí žít.
Sert doğa ve iklim koşulları bu bölgenin insanlarının yaşam tarzlarını derinden etkilemiştir.Zároveň nástinem drsné přírody a nepřívětivého počasí podtrhuje drsné charaktery tamějších obyvatel.
Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu'nun tropik bölgelerinde, 5 – 30 m derinliklerde yaşarlar.Žije v tropických oblastech Tichého, Atlantského a Indického oceánu přibližně od 30° j. š. do 30° s. š.
Bakunin' göre gerçek devrimci güçler, derinliklerdeki, uygarlaşmanın dışındaki halk yığınlarıdır.Lidové masy se podle Bakunina vyznačují socialistickými instinkty a nevyčerpatelností živelné revolučnosti.
2 - 3 bireyden meydana gelen gruplarda, açık denizin derin bölgelerinde yaşar.Dalších tři až čtyři sta jedinců žije na soukromých pozemcích při břehu řeky.
Bu 35mm-gibi çerçeve aynı lenslerle herhangi bir 35mm kameraya benzer bakış alanı ve alan derinliğini verir.Značí ohniskovou vzdálenost, jakou by měl objektiv se stejným zorným úhlem na 35 mm fotoaparátu.
Varlığının derinliklerini harekete geçiren görülmemiş güçler ve seni ve var olan her şeyi kucaklayan doğa.Jeho moc ničila a degradovala všechno a všechny, kteří s ním přišli do styku.
Kalbinin derinliklerinde sakladığı bir sırrı var.To zanechá v jeho duši hluboký šrám.
Bu tür sözler, derin anlamlıdır.Tato slova mají mnohem, mnohem hlubší význam.
Uzun boylu, uzun suratlı ve derin, karanlık gözlere sahip bir adamdı.Byl vysoký, měl hluboké černé oči.
Genelde mantarı yiyen kişi derin bir uykuya dalar.Joe – tlouštík, který konzumuje spoustu jídla a je neustále ospalý.
Bu derslerin onun üzerinde derin bir etkisi vardı.Jeho učitel na něj měl značný vliv.