derin ile cümle

derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yönelim Nietzsche ile derinleşecektir.I Nietzsche do takiej krytyki się posuwa.
Uzun sürdü ama kendi derinliklerime daldım ve onu buldum.Zajęło mi to trochę czasu, ale zagłębiłam się i w końcu skończyłam to.
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Genellikle 1–100 m derinlikler arasında bulunurlar.Zwykle przebywa na głębokościach od 100 do 1000 m.
Bundan sonra okul derin bir mutsuzluğa gömülür.Olbracht został pochowany w Niepołomicach.
Denizin derin olduğu bölgelerinde hiçbir ada yoktur.Na wodach cieśniny nie ma żadnej wyspy.
Derin bilgi sahibi değildi, ama etkileyici bir konuşmacıydı.Był nie tylko wybitnym naukowcem, lecz także znakomitym popularyzatorem wiedzy.
Aynı yıl İtalyan yazarı Alessandro Manzoni ile tanışması hayatını derinden etkiledi.Tego samego roku włoski autor Edmondo de Amicis wydał Serce.
Lamson, çarpma sırasında derin yaralar alır.Emerson odniósł poważne obrażenia pleców.
Bu takım çeşitli derin deniz balık türlerini içerir.Wody te obfitują także w rozmaite gatunki ryb.
O derin bir uykuya daldı.Zapadł w głęboki sen.
Bu büyük musibet hepimizi derinden üzmüştür.O högsta tröst i alla nödh!
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.Qimmat Mayrkah Kūzah (kurdiska: Luktey Mêrge Kuje, لوتكەى مێرگە كوژە) är en bergstopp i Iran.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.Framsteg inom mikroskopi hade även en påverkan på det biologiska tänkandet.
İkinci Dünya Savaşı dünyanın politik düzenini ve sosyal yapısını derinden etkiledi.Andra världskriget förändrade den politiska inriktningen och sociala strukturen i världen.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.Den har en djup naturhamn.
Neden bize bu derin bakışları verdin?Varför håller ni på med den här hanteringen?
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Alla väntar med spänning.
Çukurlar derin olmalıdır.Grävlingar är allätare.
Göğüs: Derin; fakat fazla geniş değildir.Bröstet är ofta djupt men inte särskilt brett.
Onun kökleri çok derindedir.Dess rötter tränger ganska djupt ned.
Derinlik algısı ve hareket algılanması bir dizi duyusal illüzyondan sorumludur.Vårt sinne för djup och rörelse används för flera sensoriska illusioner.
Begil’in bundan haberi olunca, derin üzün­tüye kapıldı.När Birger fick höra detta greps han av stor sorg.
Derin Göl'ün altındadır.Den ligger vid sjön Syväjärvi.
Bu olay daha sonraki kayıt süreci üzerinde derin etkiler bıraktı.Detta gjorde att de hade djupa diskussioner under inspelningen.
Aynı yıl İtalyan yazarı Alessandro Manzoni ile tanışması hayatını derinden etkiledi.Han vänskap med den italienske poeten Alessandro Manzoni blev av stor betydelse för denne.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Djupa kanaler och fjordar skiljer dem från fastlandet.
Derin, intikamı seçer.De bestämmer sig för att hämnas.
Savunması derinlemesine siperlerden oluşuyordu.Man hade dock byggt ut försvaret i djupet.
O on dört fit derinlikte petrol buldu.Man hittade olja på 25 meters djup.
Böylece ses hızından hareket edilerek derinlik ölçümü yapılabilir.Därmed kan ljudets våglängd mätas.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Kommer den upp på grunt vatten så dör den.
Bu konumlama sayesinde resimdeki uzaklık ve derinlik hissi artırılmıştır.Detta patent förbättrade djupet och upplösningen på bilden.
Almanca Tiefdruck (derin baskı) sözcüğünden gelmektedir.I tyskan sker det med presens av verbet werden (= bli).
Loch Ness, Loch Lomond'dan sonra en geniş, Loch Morar'dan sonra da en derin ikinci İskoç gölüdür.Loch Ness är Storbritanniens näst djupaste sjö efter Loch Morar, belägen på det skotska höglandet.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün.För begreppet, se Idévärld.
Bu da fazla suyun derin hendekten aşağı boşalmasını sağlıyordu.Detta gjorde det möjligt att arbeta samtidigt helt nedsänkt i vatten.
Fakat kesin olan gölün çok derin olmasıdır.Terrängen runt Järvakandi är mycket platt.
Su çok derin değildir ve derinlik genellikle 20 metreyi aşmaz.Kanalen är mycket grund och är aldrig djupare än åtta meter.
1973 Petrol Krizi İspanya ekonomisini derinden etkilemiş, büyümeyi durdurarak önemli bir krize sürüklemiştir.Oljekrisen 1973 gjorde att råmaterialet blev avsevärt dyrare, vilket ledde till att efterfrågan minskade.
Bunlar denizaltında muhtelif derinliklerde bulunmaktadır.Den lever på stora djup i havet.
Derin boğaz seksi 69 seks pozisyonunda da yapılabilir.69 saker du vill veta om sex, TV 3
Fakat bu hayvanlar daha çok ormanların derinlerine çekilmişlerdir.De undviker däremot allt för täta skogar.
Arkeologlar, çürüyen sarayı restore edebilmek için 15 m derine inmişlerdi.Arkeologer påträffade den 15 meter djupa håligheten under restaureringsarbeten i det vittrande palatset.
ABD Başkanı Barack Obama şiddetle ilgili "derin kaygıları" olduğunu ifade etti.USA:s president Barack Obama var snabb med att fördöma "militärkuppen".
Ilımlı Çok Parti Sistemi: Ülkedeki var olan partiler arasında, ideolojik ayrılıklar çok derin değildir.Båda är tämligen moderata partier utan några större ideologiska meningsskiljaktigheter.
Derinlikleri tercih ederler.De föredrar grunt vatten.
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.Under vintern vandrar den till djupare vatten.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Han lyckades dock inte upprepa succén och föll snart i glömska.
Zerdüştçülük’te bir denizin derin sularından çıkan, ölümsüzlük sağlayıcı gaokerena ağacı.Arten är en djuphavsart som lever vid (och nära) bottnen.
Cisimler; uzunluk, genişlik ve derinliği ile gösterebiliyorsa bu durumda üç boyuttan bahsedilebilir.Vill man ange läge för ett hus kan man ange latitud, longitud och höjd över havet alltså tre tal.
(Enjektörü derinize batırmadan yapmalısınız.)(Jag kliar din rygg, om du kliar min).
Depremin merkez üssü Lima'nın 150 kilometre güneydoğusunda ve 39 kilometre derinliktedir.Hypocentrum låg 150 kilometer sydsydost från Lima på ett djup av 39 kilometer .
Vadilerin derinliği azdır.Honornas fläck är mindre.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Ibland kommer de upp på land, men håller sig då nära stranden.
ABD'de bulunan Büyük Kanyon'un derinliği ise sadece 1.6 kilometredir.Som jämförelse kan nämnas att Grand Canyon i USA endast är 446 km lång och 2 km djup.
2004 yılındaki çalışmalarda 460 metre derinlikte elde edilen bulgular çalışmalar açısından risk taşımaktaydı.Under 2008 utmanade han på allvar Wariner på 400 meter.
Bu hayvanlar aslında genetik olarak çok izole kalmış, çok derinsularda yaşayan çok küçük denizyıldızlarıdır.Det gäller särskilt för arter som lever endemiskt på mindre öar.
Izdırabı boyunca sürekli Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti.Där våndades Jesus svårt över det kommande lidandet.
İşgalin Galler, İrlanda ve İskoçya üzerinde de derinden etkisi olmuştur.Rasen förekom tidigare vida spritt över Skottland och Irland.

İlgili Sayfalar