derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şarj durumu yüzde ile gösterilirken (%0 = boş; %100 = dolu), boşalma derinliği Ah (ör.Wordt uitgedrukt in procenten, en loopt van 0% (flets, grijs) naar 100% (volle kleur).
Hacmi hesaplamak için uzunluğu enle, daha sonra da derinlikle çarparsın.Om de inhoud te berekenen vermenigvuldig je de lengte met de breedte en daarna met de diepte.
Göğüs: Derin; fakat fazla geniş değildir.Klatka piersiowa głęboka, lecz niezbyt szeroka.
İç kabuğun optik derinliği 1,9, dışta kalanın ise 0,33'dür.Głębokość optyczną wewnętrznej powłoki określono na 1,9 a zewnętrznej na 0,33.
Kalbinin derinliklerinde sakladığı bir sırrı var.Jaka tajemnica drzemie w sercu?
ABD Başkanı Barack Obama şiddetle ilgili "derin kaygıları" olduğunu ifade etti.Prezydent Barack Obama wyraził "głębokie zaniepokojenie" przemocą w Iranie.
Yapılan son ölçümlere göre en derin noktası yaklaşık 10.994 metredir.Według ostatnich pomiarów głębokość rowu wynosi 10 994 m.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Tymczasem w styczniu 2014 nastąpiła intensyfikacja działań partyzantów.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Szeroka i głęboka pierś.
Virginia'nın ölümünün ardından Poe aylarca derin bir üzüntü yaşadı.Po śmierci żony Poe przez kilka miesięcy pogrążył się w głębokim smutku.
Derine aşındırma akarsuyun yatağını derine doğru kazmasıdır.Głos kobiety odpowiada jej, że głębokim snem.
Derin, yarım daire şeklindeki bir körfezde bulunur.Usytuowane jest w półkolistej, głębokiej zatoce.
Bu alana netlik derinliği denir.Nazywają to miejsce Na Głębokie.
Girişte ön kısmında, yüksek kemerli derin bir niş bulunmaktadır.Na górnej stronie okryty jest twardą i niepękającą skorupą.
Petrolün rafine derinliği %80'den fazladır.Korzenie wierzby wychwytują ponad 80% zanieczyszczeń.
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.Na zimę przenosi się do głębszych wód.
Faraday araştırmalarını derinleştirince iki önemli buluş gerçekleştirdi.Nie posiadając naukowego wykształcenia Daguerre dokonał dwóch zasadniczych odkryć.
Bilinen en derin yeri (7,685 m) Küba ile Jamaika arasındaki Cayman Çukurudur (Bartlett Derinliği).Najgłębszy punkt znajduje się w Rowie Kajmańskim, pomiędzy Kubą a Jamajką, na głębokości 7680 m.
Onun kökleri çok derindedir.Korzenie Bardzo głębokie.
Sığ Alan Derinliği Nedir?Ile waży grosik?
Çukurlar derin olmalıdır.Jaskinia Głęboka. .
Babasının ölümü Ampère üzerinde derin bir etki bırakmıştır.Jego śmierć wywarła głęboki wpływ na Pertwee.
Derin bir bilgiye sahiptir.Posiada ogromną wiedzę.
MK-84 bombası 15.2 m genşlinde ve 11 m derinliğinde bir krater oluşturabilir.Wybuch bomby Mk 84 powoduje powstanie krateru o średnicy 15,2 m i głębokości 11 m.
Gölün ortalama derinliği 2,5 metredir.Średnia głębokość jeziora wynosi 2,5 m.
Soruşturmasını derinleştirdikçe, olayın bir kaza değil, örgütlü bir cinayet olduğunu bulur.Badając kulisy katastrofy, kapitan odkrywa, że incydent nie był dziełem przypadku, ale aktem terroru.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.Wykorzystanie mikroskopu przyczyniło się do ogromnego postępu w biologii.
Derin denizlerde balık avlamaktan zevk alıyor.W sprzyjających warunkach chętnie zjadają ryby.
Dindar Ludwig'in ölümünden sonra doğu-batı ayrılığı farklı krallıkların kurulması sonucu derinleşmiştir.Po śmierci Saula doszło do ponownego podziału królestwa.
168 metrelik derinliği ile İsveç'in en derin ikinci gölü durumundadır.Z głębokością dochodzącą do 180 m jest drugim najgłębszym jeziorem w Islandii.
Dört tane kolonun üstünde yapılan köprü, kanyonun en derin olduğu yerlerin üstünden geçmektedir.Jest to najwyżej położony z 4 potoków, które szlak ten przekracza w Dolinie Wierchcichej.
Milli parkın doğusunda Una nehri derin bir kanyona giriyor.Poniżej wodospadu rzeka wpływa do głębokiego kanionu.
Ortalama derinlik 4,8 m.dir.Mają średnicę 0,4-0,8 mm.
Bu saklı derinliğidir.”Niech zasłonięty będzie!".
Alman savunmasında oluşan gedik, 29 Ağustos'ta 7 km.lik bir derinliğe ulaştı.29 sierpnia przerwa w niemieckiej linii obrony była głęboka na 7 km.
Fransız edebiyatı birçok ülkedeki yazarların çalışmalarını derinden etkilemiştir.Tendencje feministyczne są bardzo widoczne w wielu dziełach pisarki.
Narkoz bütün dalgıçları etkilerken, hangi derinlikteki narkozun etkileyeceğini tahmin etmek zordur.Pala rozumie nagle o jaką truciznę tu chodzi.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.Głębokość jeziora waha się od 1 do 3 metrów.
Suları çok berrak ve derindir.Zamieszkuje wody dość głębokie i otwarte.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opętanie jest zniewoleniem wewnętrznym i najwyższą formą demonicznej ingerencji.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Bytuje zazwyczaj w płytkich wodach blisko brzegu, najczęściej w strefie pływowej.
Böylece ses hızından hareket edilerek derinlik ölçümü yapılabilir.Do czego może doprowadzić zmniejszenie dozwolonej prędkości?
Arazi dik yamaçlı derin vadilerle ayrılmıştır.Zbocza porozcinane głębokimi dolinami.
Derin, intikamı seçer.Postanawiają się na nim zemścić.
Genellikle, Estonya güney-doğu kesiminde derin bir kar örtüsü, Aralık ortasından Mart ayı sonuna kadar sürer.Najgrubsza pokrywa śnieżna występuje w południowo-wschodnich rejonach kraju od połowy grudnia do końca marca.
Tüm yıl boyunca açık denizde derin sularda yaşarlar.W ciągu lata przebywają na głębszych wodach.
Daha derin hedefli bir operasyon olması dolayısıyla da hazırlık zamanı gerektirmiştir.Później okazuje się, że jest to coś poważniejszego, będzie potrzebna operacja.
Yukarıdan aşağıya doğru derin yarık ve çatlaklar vardır.Górna strona jest wklęsła a dolna płaska.
Projenin amacı yerkabuğunu mümkün olduğunca derine inerek incelemektir.Jego następczyni robi, co może, aby polepszyć atmosferę.
Suyun yüzeyine yakın olarak dalsalar da, 60 metre derinliğe kadar dalabilirler.Pokarm zbierają z powierzchni wody, mogą jednak nurkować na głębokość do 6 m.
Körfezin en büyük derinliği 1500 metre civarındadır.Maksymalna głębokość zatoki to około 1500 metrów.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.Japońska recesja w latach 90. miała znaczący wpływ na keiretsu.
Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur.Występuje w wodach płytkich, ciepłych i zamulonych.
A Turn in the South (1989) Güney Afrika’nın derinliklerine yaptığı yolculuk hakkındadır.A Journey into the World of the Deaf 1989). przeł.
Çok derine inşa edilmiştir.Jest silnie zbudowany.
Eğer bir şey dünyadan derine inmek istiyorsa bırakın denesin.Chcąc opuścić w nim planetę, przeszkadzają mu Maximale.
Bunların aynı zamanda derin kökleri vardır.Posiada ono też niezwykle wielkie rogi.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Po dwóch latach zmienił kierunek studiów na matematykę.
Çin "derin taziyelerini" belirtti.ONZ wyraził „głębokie zaniepokojenie”.
Genelde mantarı yiyen kişi derin bir uykuya dalar.Śpioszek – krasnal będący prawie zawsze śpiący.