derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Filmin konusu Amerikan derin devletidir.O filme está em domínio público nos Estados Unidos.
1920-21 kuraklığı bu felaketi derinleştirdi.As secas de 1920 e 1921 ajudaram a completar um cenário catastrófico para o país.
Sığ Alan Derinliği Nedir?Como podemos sair de tão grande profundidade?
Genellikle açık denizlerdeki derin suları tercih eder.Prefere as águas profunas na maior parte do tempo.
Derin zon: Bitkilerin olmadığı dipler.Cobertura vegetal: presença de áreas sem vegetação.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.A cidade possui um porto de águas profundas.
Doğu Akdeniz Havzası, Batı Akdeniz Havzası'ndan daha derindir.O Gorila do Ocidente é mais delgado do que o do leste.
Siyasi kriz Ekim ayında derinleşti.A guerra civil foi sufocada em outubro do ano seguinte.
Yapıldığı ilk dönemlerde etrafı derin çukurlarla çevriliydi.Nos três primeiros anos, foi disputado em quadras duras cobertas.
Hayat, ölüm ve ölümden sonraki ahiret hayatı gibi konula üzerinde çok derin düşüncelere daldı.A religião fazia da família um só corpo, nesta vida e na outra, após a morte.
Ulusal Park içerisinde yer alan yolların birçok bölümünde derin çukurlar mevcuttur.Existem muitas trilhas turísticas dentro do parque nacional.
Bilinen son kontrol noktalarından daha derinde blok zincirinin yeniden yapılandırılmasına izin verilmemiştir.Nenhuma reorganização de blockchain foi permitida mais profundamente que os últimos checkpoints conhecidos.
1870'li yıllarda limanın kanalları derinleştirilirken, deniz doldurularak ada da genişletildi.Os canais que foram completados aos finais de 1870, incrementaram o tráfego fluvial.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.A profundidade do lago varia de 1 a 3 metros.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.Mas quando ele se mata, as coisas se complicam, e as manobras se tornam mais desesperadas.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Levou vários anos para completar seus estudos acadêmicos.
Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir.Esta profundidade geralmente é determinada mediante observação, embora também se possa recorrer a uma biópsia.
Uzay Yolu: Derin Uzay Dokuz (Deep Space Nine) Uzay Yolu evreninde geçen bir bilim kurgu dizisidir.Voyager se passa quase ao mesmo tempo que Deep Space Nine.
Gölün derin katmanlarındaki su, fosil su olarak adlandırılabilir.A água, aprisionada em seu interior, é então chamada água fóssil.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Kuras então parece desaparecer dos registros históricos.
Ayrıca bu derinlik dünyadaki en alçak üçüncü noktadır.É também o sétimo ponto mais baixo do mundo.
Cihaz iPad Air 2'nin derinliğini 6.1 milimetreye yansıtıyor.É também mais fino, assemelhando a profundidade do iPad Air 2 com 6,1 milímetros.
Çin "derin taziyelerini" belirtti.Mas a China ainda tem que definir o que entende por uma "postura de dissuasão mínima".
Zaten Buda’nın öğretilerinde derin bir gerçeklik de fark edilemez.Este é um profundo ensinamento do Buda.
Buradaki kıyasın illeti, üzerinde derince düşünüldüğünde ve incelendiğinde anlaşılabilecek şekildedir.Pois, assim como os ouvimos, seremos ouvidos e, quando os considerarmos, seremos considerados.
İsim mahalledeki içme suyu kuyusunun 85 metre derinliğinde olmasından dolayı verilmiştir.O seu nome deve-se facto de o rio ser subterrâneo durante cerca de 500 metros.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.E quando ele está adormecido ele se recarrega durante o sono.
Bu yavrular akıntıdan derin sulara taşınırlar ve orada plankton'dan beslenirler.Estes peixes habitam rios de curso lento, permanecendo junto ao fundo onde se alimentam sobretudo de plancton.
Ağır ve derinden gelen bir ses, gök gürültüsünün uzaklardan geldiğini gösterir.C'um tom de voz nos fala horrendo e grosso, Que pareceu sair do mar profundo.
İşini kaybetmesi onun derin bir depresyona girmesine neden olmuştu.O fato dele não se importar muito com ela leva-a a uma depressão profunda.
Öykü daha sonra Derin Aydın ile karşılaşır ki kendisi fotoğrafçıdır.Com isso, ela vive posando para fotos feita por seu amigo que é fotógrafo.
Bazen 50 metreden daha derin çukurlarda suyu yukarı çıkarmak için sifon kullanılırdı.Dessa forma conseguia tirar água a mais de 50 metros de profundidade ininterruptamente.
Bu olay onun sonraki yaşamını derinden etkiledi ve bir daha asla evlenmedi.O seu marido ficou muito afectado com a sua morte e fez luto o resto da vida, nunca mais se voltando a casar.
İkinci sezonda (Toprak Kitabında) kaçırılınca Aang derinden etkilenir.No final do último episódio da segunda temporada, Aang é atingido por Azula.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Em janeiro de 2014, as manifestações se intensificaram.
ABD'de bulunan Büyük Kanyon'un derinliği ise sadece 1.6 kilometredir.Vale lembrar que o Grand Canyon, na Terra, possui apenas 1.6 de profundidade.
Dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur.Entre as montanhas há fundas bacias e vales.
Kardeş ülke Türkiye'deki terör olayları bizi derinden etkiledi.Estes ataques causaram pânico num campo de refugiados Sírios na Turquia.
Elmasların yaklaşık 200 km kadar derinliklerde oluştuğu düşünülmektedir.Seu diâmetro foi estimado em cerca de 160 km.
"Derinkuyu'nun heykelcisi öldü".«Faleceu o cartunista Lage».
Platform derin kazık teknolojisiyle güçlendirilmiş beton tekniği kullanılarak inşa edildi.A área será dedicada a tecnologias baseadas em plataforma vegetal.
Derin Düşünce.Pensamento extinto.
Dalyan kanalını bazı yerleri 10 m derinliğe sahiptir.O canal do poço tem um diâmetro de 2 metros.
Bu derinlikle dünyanın 35. en derin mağarasıdır.É considerada a 35.ª avenida mais cara do mundo.
Çoğunlukla genişlikleri fazla, derinlikleri daha azdır.Devida frequência alta seu alcance é menor.
Derinin altında kalın bir yağ tabakası vardır.Debaixo da pele existe uma camada de gordura.
Destanlarda anlatılan olaylar toplumlarda derin izler bırakmıştır.A crise política deixou profundas marcas na sociedade local.
Derin Göl'ün altındadır.O Fundo do Lago.
Ayrıca, derinlere inen çok sayıda kök oluşturur.De nada adianta cavar um monte de buracos rasos.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Só que não conseguiu mais ganhar e acabou na zona do rebaixamento.
Başarılı denemeden sonra, bunu 1965'te 2 taşıt ile tekrarladılar ve böylece 500 metre derinliğe ulaştılar.In 1965 werd het experiment herhaald en bereikten twee voertuigen een diepte van 500 meter.
Film, Spielberg'in en derin çalışması olarak görülür.Sommigen noemden het de slechtste film van Spielberg.
Matematikte Bernoulli sayıları, sayı kuramıyla derin bir ilişkisi olan rasyonel sayı dizisidir.In de wiskunde zijn Bernoulli-getallen rationale getallen met diepe verbindingen naar de getaltheorie.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Iedereen is uiterst opgewekt.
1200 metre derinliğe dalıp, bir saat su altında kalabilirler.Ze kunnen tot 600 meter diep duiken en tot een uur onder water blijven.
Uçuşu derin kanat vuruşları ile hızlıdır.Hij vliegt snel met diepe vleugelslagen.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Als hij te ver naar beneden valt zal hij wel dood gaan.
11 Şubat 2005’te, Derin Darbe’nin roketleri uzay aracının rotasını düzeltmek üzere planlandığı gibi ateşlendi.Op 11 februari werden de raketten zoals gepland ontstoken om de koers bij te sturen.
Bu yönelim Nietzsche ile derinleşecektir.Dit gaat voor Nietzsche te ver.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).In de buitenbocht loopt daardoor het water hoger op dan in de binnenbocht.