derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hepsinin altında derin bir mizah duygusu yatıyor.بجملتها تلقي بكل قوة وعمق إحساساً واحداً بمعنى واحد ..
Gençleri kıyıya yakın ergin olanları derinlerdedir.الشباب كان مستعدا لتقبل الأفكار الجديدة، الشيوخ تاركة أمور الدنيا، وفخرها، انعزلت بحسرة للآخرة.
Buyurun bir cümle okuyorum: "Ağlamayı aşan bir derinlikteydim."فَقَالَ لَهَا يَسُوعُ: «أَعْطِينِي لِأَشْرَبَ».
Kuzey Çin Ovası'nın coğrafyası derin kültürel ve siyasal bir kökene sahiptir.كان لموقع سهل شمال الصين الجغرافي آثار ثقافية وسياسية عميقة.
Küçük bir köpektir kısa bir burna büyük derin ve koyu gözlere sahiptir.كلب صغير له أنف قصير وعينان كبيرتان داكنتان.
100 metre genişliğinde 27 metre derinliğindeki çukurlara bırakıldılar.بقي في عمقها الآن 67 متر بعد أن امتلأت برواسب ترابية.
Bu deneyimler ona insani ilişkilerin değerlendirilmesinde geniş kapsamli ve derin bir öğreti olmuştur.وكانت هذه التجارب تعليم عويص و واسع النطاق لأيدين أيتين في تقييم العلاقات الإنسانية.
İyi kalite bir derinin cildi temiz olur.كل لطمة جلدية يجب أن تعالج بصورة جيدة.
Bunun üzerine mayın hatları farklı derinliklerde kademeli olarak bırakılmaya başlandı.وعندئذ بدأ بترك خطوط الألغام على أعماق مختلفة و بشكل تدريجي .
Derinliği 50 m'yi geçmez.يكون بعدها البؤري أكبر من 50 مم.
Arkasında derin izler bırakan bu yabancı İsa mıdır, yoksa bir şeytan mı?وبطل هذه الملحمة، الملاك الساقط، وهو الشيطان.
Bu mayınlar arasında 46 metre vardı ve derinlikleri 2.5 metre idi.ووقعت هذه الألغام على بعد 46 متر بين بعضها البعض وعلى عمق 2.5متر .
1966'daki Batman televizyon serileri karakter üzerinde derin etki bırakmıştır.ظهور باتمان لأول مرة في المسلسل التلفزيوني باتمان في عام 1966 كان له تأثير عميق على الشخصية.
Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.وهذا أدى إلى أزمة مالية وسياسية ضخمة حيث دخلت أيرلندا مرحلة ركود.
Bu derslerin onun üzerinde derin bir etkisi vardı.فتركت هذه الممارسات تأثيرًا كبيرًا في نفسه.
Bu haber camiayı derin bir üzüntüye soktu.هذه العناصر تعطي القصة حزن مؤلم.
Ancak geldiğinde televizyonda gördüğü manzara onu derinden yaralamıştı.نظرته إلى كاميرا التلفزيون جعلته يبدوا عاجزاً.
Ertesi on yılda, Sasani güçleri daha derinlerde bulunan Bizans topraklarına girdiler.في العقد القادم، توغلت القوات الساسانية في عمق الأراضي البيزنطية.
Doğu Akdeniz Havzası, Batı Akdeniz Havzası'ndan daha derindir.ويبدو طور غرب القوقاز أكثر قربًا للماعز البري من طور شرق القوقاز.
Derin inspiryumda aktiftir.تقوم الحركة على أفكار جهادية.
Bu durum Yahudileri derinden yaraladı ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.كان لهذه الحادثة وقعا عظيما لدى الجالية اليهودية، الأمر الذي سرع في مغادرة أكثرهم.
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.كما تعرب السفارة عن خالص تعازيها ومواساتها لأسر القتلى والمصابين.
Türkiye, 90'lı yıllardaki en derin krizini 1994 yılında yaşamıştır.ساءت الأحوال الاقتصادية في البلاد خلال 1990s.
Oldukça derin ve geniş tank hendekleri Alman tanklarının ilerlemesini zorlaştıracak şekilde inşa edilmişti.التكتيك المبدع والناجح نسبياً نقلها الألمان لاحقاً.
Dünyanın en derin batırma tüp tünelidir.أكبر كَهف في العالم - قاعة سراوق.
Ancak 'çelimsiz görünümlü' savcı, yönlendirmelerden etkilenmez ve olayı derinlemesine araştırmaya karar verir.لكن "الخلايا الرمادية الصغيرة" لبوارو غير مقنعة بهذا ويقرر التحقيق في القضية لاكتشاف خفاياها.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün.Considere a si mesmo com leveza; considere o mundo com profundidade.
Bu saklı derinliğidir.”Esta é a profundidade escondida."
Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır.As características de uma queimadura dependem da sua profundidade.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.A classificação mais usada baseia-se na profundidade das lesões.
En derin sondaj 1989 yılında 12.262 metreye ulaşmıştır.Em 1989, a profundidade atingiu 12 262 metros.
Konu derinlemesine incelendiğinde çok yönlü bir karmaşık yapı karşıya çıkmaktadır.Mas se você olhar mais profundamente, existe uma diferença crucial.
Taupo Gölü, yaklaşık 193 kilometre genişliğe ve 186 metre derinliğe sahiptir.Lago Taupo tem um perímetro de aproximadamente 193 quilômetros e um ponto mais profundo de 186 metros.
Bu durum demirin yüzey derinliğini bakırın 1/38 oranına düşürür, yaklaşık 60 Hz için 220 mikrometre.Isto reduz a profundidade da pele do ferro para cerca de 1/38 da do cobre, cerca de 220 micrômetros a 60 Hz.
Üzerimde çok derin bir etki bıraktı ve yaratıcı noktama dokundu.”Causou-me uma forte sensação e impulsionou-me uma mola criativa".
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.Os progressos na microscopia exerceram também um impacto profundo no raciocínio lógico no campo da biologia.
Kalkar ve kükrer, tekrar okyanusun derinliklerine gider.Dispensada, Erda mergulha novamente às profundezas da terra.
Göğüs: Derin; fakat fazla geniş değildir.Com título forte, mas pouco profundo".
Başarılı denemeden sonra, bunu 1965'te 2 taşıt ile tekrarladılar ve böylece 500 metre derinliğe ulaştılar.O sucesso do experimento foi batido rapidamente em 1965 por dois veículos que alcançavam 500 metros.
Aralarında derin bir aşk doğar.Acaba por nascer um amor intenso entre eles...
Acı çok derindi.O sofrimento era desgastante demais.
Çok derine inşa edilmiştir.Era muito construído.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.O peito é amplo e profundo.
St. John's limanında deniz derindir.É um subúrbio da cidade portuária de Saint John no sul da província.
Duygularının derinliği, ifadesinin kudreti bakımından Beethoven'i hatırlatır.O uso contante de tenuto reflete a preocupação de Beethoven em dar ênfase à expressividade.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Todos estão muito excitados.
Kalbi, bütün mahlûkât için derin bir sevgi ile doluydu.Eles viveram uma amor em sua plenitude.
Derin boğaz seksi ya da deep throat, bir cinsel ilişki türüdür.Garganta profunda ou, do inglês deep throat, é um dos estilos do sexo oral.
Doktor, Bill ve Nardole'u TARDIS'e toplar ve Vatikan'da derinlerde yer alan gizli bir kütüphaneye giderler.O Doutor vai com Bill Potts e Nardole até biblioteca secreta dentro do Vaticano.
Bu işlemin etkili bir şekilde işleyebilmesi için derinin ıslak olması gerekir.Para este processo ser eficaz, a pele deve estar húmida.
Çanakkale Savaşları, ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir.A Campanha de Galípoli repercutiu profundamente em todas as nações envolvidas.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Derin sularda ak pelikanlar genellikle yalnız başlarına avlanırlar.Em águas profundas, os pelicanos-comuns costumam pescar sozinhos.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.A recessão japonesa na década de 1990 teve profundos efeitos nos keiretsu.
1923'teki Büyük Kantō Depremi'nin merkez üssü, Sagami Körfezi'ndeki Oshima Adası'nın derinlikleriydi.O epicentro do Grande terremoto de Kanto de 1923 foi de baixo da ilha de Izu Oshima, na Baía de Sagami.
İki iyi bilinen derin uzay nesnesi Tilkicik takımyıldızı bölgesindedir.Dois bem conhecidos objetos de céu profundo podem ser achados na Raposa.
MK-84 bombası 15.2 m genşlinde ve 11 m derinliğinde bir krater oluşturabilir.A Mk 84 é capaz de formar uma cratera de 15,2 m de largura e 11 m de profundidade.
1989 yılındaki "Kadife Devrim", derin ve sürekli siyasi ve ekonomik reform için bir şans sundu.Uma onda de protestos, em 1989, leva Kérékou a promover uma abertura política e econômica.
Brejnev'in ölümü Sovyet halkının büyük çoğunluğunu derinden etkiledi.A morte de Brejnev repercutiu em todo mundo.
60 Hz'de bakır'ın yüzey derinliği yaklaşık 8,5 mm.A 60 Hz no cobre, a profundidade de penetração é aproximadamente 8.5 mm.