derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Daha derin odaklaştıkça, daha hızlı dönüyor.The more you focus, the faster the rotation.
Ve Joule'ün daha da derinine ineceğiz bununla ilgili çalışırken.And we'll go more into the joule when we do work in all of that.
Bu olay bizi derinden etkiledi.From our hearts, it affected us just as much.
Biz ve deneyimimiz arasında hiç derin bir düşünce yoktu.And there was no mediation between us and the experience.
Burada derin bir mekanizma içine gitmek için gidiyor, ama değilim fikir oldukça basittir.I'm not going to go into the deep mechanism here, but the idea is fairly simple.
"Benim" demek ruhunuzun içindeki derin birşeyle bağlantı kurmuştur.The "my" means it connects with something deep inside your soul.
Hepimizi bağlayan, bağlaması gereken derin moral meseledir.It's a profound moral matter that engages and should engage us all.
21. yüzyıldayız ancak okyanuslar hakkında derin çalışmalara daha yeni başladık.It's the 21st century, but we really have only just begun to really study our oceans in a deep way.
Okyanusun yarısını fil fok balıkları kapsıyor, 548m. Derinlikten inanılmaz veri aldık.These elephant seals cover half an ocean, take data down to 1,800 feet -- amazing data.
2000 metre derinlikten veri alan araçlar taşıyorlar.They're carrying instruments that are actually taking data down to 2,000 meters.
Genellikle büyük toz fırtınaları, daha derin havzalarda girdap oluşturur.And itÕs only been visited by one spacecraft, Voyager 2 in 1986.
Derinlerde yaşarlar.They also live deep.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.So, I hope that we can also keep some of these "hope spots" in the deep sea.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.They're deeply engaged in making teaching better.
Mevcudiyetin derinliğinde.In the depth of things.
İç sesiniz derinlerde konuştuğunda onunla kurulabilen bir ilişkiyle.The kind of relationships when deep speaks to deep.
Ve kişi bu inancı nasıl derinleştiebilir?And how would one deepen such a faith?
Bizim devam etmemize izin veren, derinlere doğru yeni ve keşfedilmemiş bir yol.Ways that might allow us to go on, down a new and uncharted road.
Suyun içindeki parçacıklardan... sanki uzayın derinliklerinde süzülüyormuş gibi görünüyor.The particles in the water make it look like it's floating in outer space.
Deriniz pul pul ayrılıyor, saçlarınız, tırnaklarınız uzuyor, bu tarz şeyler.Skin flakes off, hairs grow, nails, that kind of stuff.
Beyin hasarı, kırık kemik ya da derin kesik gibi değildirA brain injury isn't like a broken bone or a laceration.
Sadece tek bir tıklama ile ulaşabileceğiniz derinlemesine analizleri düşünün...Imagine the insights you can have with just one click.
Bunların hepsi çok keyifliydi, derin bir haz veriyordu.Nearly all of those has been , they are very pleasent and almost give you a sense of euphoria.
Şimdi, o sessizce uyudu istemediğiniz doğru, ama belli ki o daha derin uyudu istiyorum.Now, it's true he'd not slept quietly, but evidently he'd slept all the more deeply.
Ve kısa bir süre sonra, o derin bir sesle tekrar onu çağırdı:And, after a short while, he urged him on again in a deeper voice:
O, kolunu koltuğa daha derinden kendini yerleşmek istiyorsunuz.He would settle himself even more deeply in his arm chair.
O derin duygular ailesi hatırladı sevgi.He remembered his family with deep feelings of love.
Bir sonraki modülde bunu daha derinden işleyeceğim.Now in the next module I'm going to cover this in more detail.
Hayır, o aklımızın derinliklerindedir.No, it's deep in our minds.
"Derin sürdü ve gibi görünüyordu o ilk onu görünce bakmış mesafeli gibi.Ben drove his spade deep and looked as uncompanionable as he had looked when she first saw him.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.The wind itself had ceased and a brilliant, deep blue sky arched high over the moorland.
Muhtemelen en az mevcut fizik kadar derin yapılar inşa etmeliyiz.One's got to build a structure that's probably at least as deep as existing physics.
Genelde öncelikle sakinleşmeye çalışıp, derin bir nefes alırım.I usually have to just like try to calm down and take a deep breath.
Böylece derin bir nefes alıyorum.So I like, take a deep breath.
Bu derin federal kazançların ötesinde, evli insanlar daha fazla para kazanıyorlar.But beyond the profound federal perks, married people make more money.
Ve fikir çok basit, çok ortada, ama sonuçları bence gerçekten çok derin.And the idea is so simple, so obvious, but I think the consequences are really profound.
Mermerin ne kadar derin işlendiğine bakın, kumaşın drapeleri, dönüşü, . . yüzeyin kompleksliği,They're polishing the floor! Okay let's move on!
En derin sıkıntıdaki onurun seni karşındaki zalimlere dik durmaya zorlar.Your pride in the deepest adversity urges you to raise your head in front of your oppressors.
Tüm enerjimi, derin mercan resiflerindeki yeni türleri bulmaya yöneltmeliydim.I had to focus all my energies towards going to find new species of things down on deep coral reefs.
Yani, daha derine gitmek için çoğu biyolog küçük denizaltılara yönelmişlerdir.So to go deeper, most biologists have turned to submersibles.
Biri Jacques Cousteau'nun "derinlik sarhoşluğu" dediği şeydir. Nitrojen narkozu.One of them is what Jacques Cousteau called "rapture of the deep."
Ne kadar derine giderseniz, kafanız da o kadar iyi olur.It makes you loopy; the deeper you go, the loopier you get.
Üç, daha derine gitmenize izin verirler.Three, they allow you to go deeper.
Ve derin dalışlarımıza başlarken doldurmak için kullandığımız budur.That's what we use to inject, as we start to do our deep dives.
Bu tür derin dalışlarda yaptıklarımızı yapmamıza izin veren yüksek teknolojili ekipmanlar bunlar.This is the high-tech gadgetry that allows us to do what we do on these deep dives.
O derinlikte geçirdiğimiz sürede saatte yedi yeni türe kadar çıkıyoruz.We're up to seven new species per hour of time we spend at that depth.
75,000 insan Parkinson derin-beyin stimülasyonlarına sahipler.Seventy-five thousand people have Parkinson's deep-brain stimulators implanted.
Bu değerleri belirlerken çok derin analizler yaptıklarını da düşünmüyorum doğrusu.And I don't think they got a lot more information.
Aaron, kesinlikle, Tim'den derinden etkilenmiţti.Aaron is certainly deeply influenced by Tim.
Burada kısa bir süre içinde derinlemesine bir konuşma yapalim mi?Should we have an in-depth conversation in awhile?
Ya da büyük ihtimal psikolojik olarak derinden şartlanmışsın.Or probably you are so deeply conditioned.
Laboratuvar ortamında ya da uzayın derinliklerinde 0 K'e çok yakın sıcaklıklarla ulaşılabilir.laboratory environments or maybe in deep space, it gets really, really close to this.
Ama böyle bir gösteriye şahit olmak için her zaman okyanusun derinliklerine inmeniz gerekmez.But you don't always have to go down to the depths of the ocean to see a light show like this.
Bu, kadınlar özgürlük hareketinin derin deniz versiyonu.Well, this is a deep-sea version of Women's Lib.
Bu fotoğraf biz o vadinin oldukça derinlerindeyken yapıldı.The photo was made when we were deep in the valley over there.
Yapbozun tüm parçaları, daha derin bir şeyin belirtileriydi.AII the pieces of the puzzle were symptoms of something deeper,
Daha derin nefes al.Breathe deeper.
Derinlik Öncelikli'nin kesin bulacağını düşünüyorsanız, burayı işaretleyin.Check here if you think depth first will always find that.
Muhtemelen şartlar bizim okyanuslarımızın derinliklerindekilere çok benzerdir.The conditions are probably quite similar to the conditions very deep in our own oceans.
Gerçekte, ya çok daha derindeki bir sorunun belirtisi ve buz dağının görünen kısmıysa?In fact, what if it's a symptom of a much deeper problem, the tip of a proverbial iceberg?