Ana içeriğe geç
Sözlük

deri ile cümle

deri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Derinden sarsıldım.I was deeply shocked.
Derinizin hangi renk olduğunu umursamıyorum.I don't care what color your skin is.
Bilim adamları okyanusun derinliklerini keşfetmek için bir batisfer kullandılar.The scientists used a bathysphere to explore the depths of the ocean.
Derin okyanusun sadece küçük bir kısmı araştırıldı.Only a small part of the deep ocean has been explored.
Derin deniz hakkında çok az şey biliniyor.Very little is known about the deep sea.
Bu deniz altı bir mil derinlikten fazla fazlasına dalış yapabilir.This submarine can dive more than a mile deep.
Bu gölet yüzmek için yeterince derin değil.This pond isn't deep enough to swim in.
Yara derin.The wound is deep.
Leyla, Sami'ye derinden aşıktı.Layla was deeply in love with Sami.
Leyla'nın derin dinsel inançları vardı.Layla had deep religious convictions.
Leyla derin bir acı hissetti.Layla felt a profound pain.
Tom'un deri iltihabı var.Tom has dermatitis.
Leyla, en yakın arkadaşı Salima'nın kaybı üzerine derin bir depresyona girdi.Layla slipped into a deep depression over the loss of her best friend, Salima.
Sami derin bir sır saklıyordu.Sami was hiding a deep secret.
Sami kendini Leyla'ya derinden borçlu hissetti.Sami felt deeply indebted to Layla.
Sami, Leyla'ya derinden aşık.Sami is deeply in love with Layla.
Arkadaşlığın derinliği tanışıklığın uzunluğuna bağlı değildir.Depth of friendship does not depend on length of acquaintance.
Yaşamlarımızı büyük sevgiden ve derin kederden daha yoğun bir şekilde yaşamayız.We never experience our lives more intensely than in great love and deep sorrow.
En büyük korkularımız en derin hazinelerimizi koruyan ejderhalardır.Our greatest fears are the dragons that keep our deepest treasures.
Derin kahkaha gözyaşları getirir.Deep laughter brings tears.
Sünnet derimden hoşlanıyorum.I like my foreskin.
Onun sünnet derisinin altında beyaz salgı vardı.There was smegma under his foreskin.
O siyah deri ceket ne kadar?How much is that black leather jacket?
Tom siyah deri eldiven giyiyor.Tom is wearing black leather gloves.
Tom niye böyle bir deri bir kemik, merak ediyorum.I wonder why Tom is so skinny.
Tom'un üzerinde deri ceket var.Tom is wearing a leather jacket.
Tom deri ceket giymiş.Tom is wearing a leather jacket.
Tom derin bir çukur kazdı.Tom dug a deep hole.
Tom bir deri kemer satın almak istiyor.Tom wants to buy a leather belt.
Tom kendini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı.Tom took a deep breath to calm himself.
Tom bir deri kemer satın almak istedi.Tom wanted to buy a leather belt.
Tom'un hikayesinden derinden etkilendik.We were deeply moved by Tom's story.
Burada derin mi?Is it deep here?
Sami derin zorluktaydı.Sami was in deep trouble.
Tom bir deri tabaklayıcısıdır.Tom is a tanner.
Ortalama okyanus derinliği 2,3 mildir.The average ocean depth is 2.3 miles.
Sami derin bir depresyona girdi.Sami fell into a deep depression.
Sami derin ormandaydı.Sami was in the deep jungle.
Sami derin cangıldaydı.Sami was in the deep jungle.
Tom, Mary'yi derinden özlüyor.Tom misses Mary deeply.
Bu gerçek deri mi?Is this real leather?
Sami'nin çok derin bir sesi vardı.Sami had a very deep voice.
Söylediğin şey Tom'u derinden yaraladı.What you said really hurt Tom.
Bu nehir çok derindir.This river is very deep.
Bu ırmak çok derindir.This river is very deep.
Bu nehir oldukça derindir.This river is pretty deep.
Bu nehir çok derin değil.This river isn't very deep.
Bu ırmak çok derin değil.This river isn't very deep.
Bu nehir bu tür bir tekne için yeterince derin değil.This river isn't deep enough for this kind of boat.
Bu nehir ne kadar derin?How deep is this river?
RAB Tanrı Adem'le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.And the Lord God made for Adam and his wife garments of skins, and clothed them.
Deri bir kemer almak istiyorum.I want to buy a leather belt.
Deri bir kemer satın almak istiyorum.I want to buy a leather belt.
Bu deri mi?Is that leather?
Eskiden ormanın derinliklerinde yaşardı.He used to live deep in the forest.
Derin bir nefes aldık.We took a deep breath.
Derin bir nefes verdi.He let out a deep breath.
Bunu derinizin altına enjekte etmem için iğne kullanmam gerekiyor.I have to use a needle to inject this under your skin.
Ağzınızdan derin bir nefes alın.Breathe deeply through your mouth.
Bıçak o kadar derin kesiyordu ki, neredeyse zavallı adamın başını kesecekti.The knife cut so deep that it almost decapitated the poor man.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod