Tevazu içinde derin bir gururu vardı.Ma dentro sentivo un fondo di amarezza.
Rebecca Romijn: Raven Darkholme / Mystique: Magneto'nun mavi derili şekil değiştiricisi.Rebecca Romijn è Raven Darkholme/Mystica: mutaforma, alleata di Magneto.
Fred bir deri dayanıklı tabaka vardır.Fred ha un indistruttibile strato di pelle.
Süperiletkenlerin çoğunda London nüfuz derinliği 100 nm’dir.Per la maggior parte dei superconduttori la lunghezza di penetrazione è dell'ordine di 100 nm.
Cuniza ona karşı duyduğu derin aşk dolayısıyla çok üzgündur (arya: Oh, chi torna l'ardente pensiero).Cara Valentina Sono pazzo di te Quel che fa paura (live)
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Canali profondi e fiordi separano le isole e le dividono dalla terraferma.
Deri seleler.Oltre Selinunte.
Derin ve bataklık suları tercih ederler.Preferisce suoli profondi e umidi.
Hız dalganın boyuna bağlıdır, genişlik ise dalganın derinliğine bağlıdır.La velocità dipende dalle dimensioni dell'onda e la sua larghezza dipende dalla profondità dell'acqua.
Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker.A volte si avverte nelle sue liriche un doloroso senso di solitudine esistenziale.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.La profondità del lago varia fra 1 e 3 metri.
11 Şubat 2005’te, Derin Darbe’nin roketleri uzay aracının rotasını düzeltmek üzere planlandığı gibi ateşlendi.L'11 febbraio, i razzi di Deep Impact sono stati azionati per correggere la traiettoria della navetta.
Tarayıcı, 24 bit'e kadar renk derinliğini işleyebilir.Lo scanner è in grado di gestire fino a 24 bit di profondità di colore.
Svaneti’nin genel görünümünü, derin vadilerle birbirinden ayrılan yüksik dağlar oluşturur.Il paesaggio dello Svaneti è dominato da alte montagne separate da profonde valli.
Körfezin en büyük derinliği 1500 metre civarındadır.La profondità massima della baia è di circa 1500 metri.
Aynı yıl İtalyan yazarı Alessandro Manzoni ile tanışması hayatını derinden etkiledi.In quegli anni nacque il profondo rapporto con Alessandro Manzoni, che mantenne per tutta la sua vita.
Quebrada adı (kelime anlamı ile "kırık") derin vadi ya da dağ geçidi anlamına gelmektedir.Il nome quebrada (letteralmente "spaccatura") sta ad indicare una valle profonda o una gola.
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.Prima di tutto vogliamo esprimere il nostro dolore e solidarietà per le vittime, i feriti e le loro famiglie.
6, 8, 10, 12 ve 16 bit renk derinliği desteği.Supporta Profondità di colore di 6, 8, 10, 12 e 16 bits per componente.
Derin, yarım daire şeklindeki bir körfezde bulunur.Si affaccia su una baia profonda, semicircolare.
Deri kanserine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğu (%75) melanom nedeniyledir.Esso provoca la maggioranza (75%) dei decessi legati ai tumori della pelle.
Hayat, insanların bilgeliğinden daha derin ve anlamlıdır.Alice: Voglio essere più intelligente degli esseri umani.
Bu türü bilirsiniz, onlara "İnsanlığın anneleri" derim.I mostri la chiamano "Mamma umana".
Nietzsche kendisi kitabı "yazılmış en derin" eser olarak tanımlamıştır.Slash definì il nuovo materiale "molto pesante".
Mukozaların ve orifislerin derisinin tüberkülozudur.Tuttavia, viene fermata dagli Spiriti e Origami.
Bizans ipek dokumacılığın etkisi derindi.L'influenza esercitata dalla tessitura della seta bizantina fu profonda.
Yom Kippur'da, özellikle de Kal Nidre esnasında beyaz kıyafet ve deri olmayan ayakkabılar giyilmesi adettir.È abitudine vestirsi di bianco per Yom Kippur, soprattutto al Kol Nidre, e non si portano scarpe di cuoio.
Sığır derisinden, özellikle de inek derisinden imal edilir.Non va poi dimenticata la carne, in modo particolare quella di maiale.
Dokuz at boyu genişliğinde ve beş at boyu derinliğindedir.Si tratta di un edificio di nove campate di larghezza e cinque campate in profondità.
Avrupa'daki en derin 4 göl de Norveç'tedir.In realtà le scogliere più alte d'Europa sono in Norvegia.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Le sue origini si perdono nella notte dei tempi.
Matematikte daha derin bir anlayış için Alpher'in bilgisine ihtiyaç duyuyordu.Fu in questa scuola che fu riconosciuto il talento di Alfred per la matematica.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Eravamo tutti molto eccitati.
Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır.Le caratteristiche di un'ustione dipendono dalla sua profondità.
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.In inverno migra in acque più profonde.
Kanalın derinliği, Mozambik'in 230 km uzağında bir noktada 3.292 metreye kadar ulaşır.Raggiunge la profondità massima di 3292 m a circa 230 km al largo della costa del Mozambico.
Geri kalan kısmının derinliği 20 metreyi geçmez.Nessun altro nel resto della gara riuscirà a passare i 16 metri.
İsmini yılan derisini benzeyen billur yapısından alır.Il suo nome può essere tradotto come Ossa di serpente.
Bu tür sözler, derin anlamlıdır.Queste parole meritano un approfondimento.
İki yaşamlılarda hem akciğerler hem de deri solunum organları olarak işlev görür.Negli anfibi sia i polmoni che la pelle fungono da organi respiratori.
Meydana gelen felaketlerden ötürü derinden üzüntü duyuyoruz." ifadeleri yer aldı.Aisna: “La scrittura ci fa orrore, così come ci fa orrore la morte.
Toz / su geçirmezdir, port kapağı kapalı halde suya 1 metreye derinlikte 30 dakikaya kadar dayanabilir.Il tablet è resistente all'acqua e può rimanere immerso ad un metro di profondità per 30 minuti.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.Gli scarabei adulti, viste le loro dimensioni e le loro vistose corna, non hanno molti nemici naturali.
Fakat Farabi Aristo ile Platon arasında derin bir ayrılık olduğunu düşünmez.Democrito non godè di buona fama presso Platone e Aristotele.
Ancak idrarda kortizol derişiminin artması Cushing Sendromuna özgü değildir.Il legame con Shinichi, però, non sembra limitarsi alla gratitudine.
Bu adaların dogal mi yoksa insan eliyle mi yapıldıgi tarihin derinlikleri içinde kaybolup bilinmemektetir.Non è noto se sia presente anche in aree disturbate dalla presenza umana.
Aralarında derin bir aşk doğar.Fra i due nasce un sincero amore.
Derin, intikamı seçer.Decidono di vendicarsi.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.I segnali nel campo di frequenze ELF, invece, possono penetrare molto più in profondità.
Tabakhane deri tabaklanan fabrikaya verilen addır.Quindi il carico viene portato nello stabilimento di lavorazione.
1938, Derince - ö.Imola 1968 - In linea: ?
Ama ben artık derin hissedemiyorum.È che non ti capisco più.
Aynı şekilde çözelti, ölü derilerde etkisizdi.È come svuotato, morto dentro.
Yağlamanın gayesi deriyi yumuşatmak ve su geçirgenliğini azaltmak içindir.Si nutre prevalentemente di erba e beve acqua ogni giorno.
Derin devletAlta fedeltà
Eritem, kılcal damarlarda konjesyon (kan toplanması) sonucunda derinin kızarması.Più internamente si trovano le glumette (o glumelle) che, alla loro ascella, portano il fiore.
Derinin altında kalın bir yağ tabakası vardır.Ha sotto il braccio una borsa di cuoio.
Yaşadığı ölüm korkusu ve derin yalnızlık sonucu kendi öğretmenin bilinci bulanıklaşmaya başlar.Apice della solitudine e della desolazione del verificatore è la propria morte.
Immanuel Kant(1724-1804) felsefe tarihini derinden etkilemiştir.Immanuel Kant (1724 – 1804) è stato un maestro nel campo della filosofia della storia.
Bu istasyonlardan 4’ü büyük derinlikte idi.Tra le 4 stazioni è quella che si trova a maggiore profondità.