deri ile cümle

deri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çantanın bağlama kayışları sığın derisinden yapılır.Dichas donaciones se realizan a través del cofre dentro del fuerte.
Cüce ispermeçet balinaları derin suları tercih ederler, ama pigme türünden daha çok kıyılarda bulunurlar.El cachalote enano prefiere las aguas profundas, pero más cerca a las costas que el cachalote pigmeo.
Deriye sürülerek uygulanan yarı katı preparatlardır.Frutos medianos redondos que se consumen maduros.
Derin sularda ak pelikanlar genellikle yalnız başlarına avlanırlar.Los de mayor tamaño suelen cazar en solitario.
Deri Yüz'e Vanita'yı öldürmesini söyler.Urge a Sexto para que asesine a Tito.
Diğer kısım da, başlarına koyun derisinden kara papak koyarak Sünni olduklarını bu yolla vurgulamıştır.Y otra, la de esta última derramando cera caliente sobre el torso desnudo de aquél.
(Soba) Ağzı var dili yok, nefesi var canı yok, derisi var kanı yok.El que no tiene dientes, lengua ni garras.
"Derinkuyu'nun heykelcisi öldü".«Ha muerto el conde de los Andes».
Tüm her şey ikilinin birbirine çok değer verip derin bir sevgi beslediklerini göstermektedir.Parece evidentemente que ambos quieren algo más, es una relación muy pasional de amor y odio.
Tom nehrin ne kadar derin olduğunu merak etti.Tom si chiedeva quanto fosse profondo il fiume.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.Tom si comportava come se fosse felice, ma dentro di sé era triste.
Tom derin uykudaydı.Tom dormiva profondamente.
Derin karda yürümek bize zor geldi.È stato difficile per noi camminare nella neve alta.
Gözlerinde derin bir uçurumun karanlığı vardı.Nel profondo dei tuoi occhi c'era uno scuro abisso.
Şimdi, derin bir nefes al.Adesso fai un respiro profondo.
Anneme derim ha!Alla Mamma nostra!
Bu saklı derinliğidir.”Questa è la profondità nascosta.”
Gençleri kıyıya yakın ergin olanları derinlerdedir.(EN) When Hearts Are Young, su Silent Era.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün."Pensate leggermente di voi e profondamente del mondo".
Suehanslar, Roma pazarı için siyah tilki derilerinin tedarikçileriydi.I Suehans erano i fornitori di pelle di volpe nera del mercato romano.
Birçoğu da yüzülmüş kafa derilerini birbirine dikerek kendileri için pelerin yaparlar.Si moltiplicano per spargimento dei semi (in semenzaio) e per trapianto (all'aperto).
Onun kökleri çok derindedir.Le sue radici sono profonde.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.I progressi nella microscopia hanno prodotto un profondo impatto sul pensiero biologico.
Bîc'in üst kısımlar Codri Tepeleri 'nde derin bir kanyon oluşturur.Il flusso superiore del Bîc scava un profondo canyon nelle Colline Codri.
Neden bize bu derin bakışları verdin?Perché non hai studiato a fondo i movimenti?
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.La classificazione usata più comunemente è basata sulla profondità della lesione.
Sistem beş temel bileşene dayanıyor: Işık, Derinlik, Hareket, Malzeme ve Ölçek.Il sistema si basa su cinque componenti chiave: luce, profondità, movimento, materiale e scala.
Deri kanserlerini tedavi etme yetenekleri de araştırılmaktadır.Inoltre si stanno facendo ricerche sulla loro abilità a trattare i tumori della pelle.
Deri teknolojisi.La tecnica.
Bu da filmin popüler kültürü ne kadar derinden etkilemiş olduğuna dair bir örnektir.Il film ebbe anche un notevole impatto sulla cultura popolare.
Bunlar en sık olarak deri, kemik ve karaciğeri etkiler ancak her yerde oluşabilir.Essi, in genere, colpiscono la cute, le ossa e il fegato, ma possono presentarsi ovunque.
Göğüs: Derin; fakat fazla geniş değildir.Il pelo è forte, piuttosto grosso, ma non eccessivamente duro.
Dericilik sanayini, dokuma sanayi izledi.In The Lost Artifact, esaminando il portafogli del dott.
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.Resta, pur in questo momento supremo, la mia profonda amarezza personale.
Derinlikleri tercih ederler.Preferisce le acque profonde.
1. Deri teknolojisi.Anzitutto, le trasformazioni tecnologiche.
Anne'e derinden bağlıdır.Ella è legata sentimentalmente a Tom.
1898'te Richard Adolf Zsigmondy ilk derişik solüsyonda kolloidal altın hazırladı.Nel 1898 Richard Adolf Zsigmondy preparò il primo campione di oro colloidale in soluzione diluita.
Taupo Gölü, yaklaşık 193 kilometre genişliğe ve 186 metre derinliğe sahiptir.Il lago Taupo ha un perimetro di circa 193 chilometri, e una profondità massima di 186 metri.
Bu deri katlarının beslenme sırasında ağzın muazzam bir şekilde genişlemesine yaradığı anlaşılmıştır.Ciò probabilmente lo aiutava ad aprire meglio la bocca quando mangiava.
En derin sondaj 1989 yılında 12.262 metreye ulaşmıştır.Nel 1989 la perforazione raggiunse infine i 12 262 metri di profondità.
Boyun (cervix): Başa derimsi bir zarla yapışmıştır.Gente De Borgata) Un cuore che batte (feat.
Türün ya derin suyu geçemediği ya da geçmek istemediği sanılmaktadır.La specie sembra non amare o non essere in grado di attraversare aree di acque profonde.
Tevazu içinde derin bir gururu vardı.Ma dentro sentivo un fondo di amarezza.
Rebecca Romijn: Raven Darkholme / Mystique: Magneto'nun mavi derili şekil değiştiricisi.Rebecca Romijn è Raven Darkholme/Mystica: mutaforma, alleata di Magneto.
Fred bir deri dayanıklı tabaka vardır.Fred ha un indistruttibile strato di pelle.
Süperiletkenlerin çoğunda London nüfuz derinliği 100 nm’dir.Per la maggior parte dei superconduttori la lunghezza di penetrazione è dell'ordine di 100 nm.
Cuniza ona karşı duyduğu derin aşk dolayısıyla çok üzgündur (arya: Oh, chi torna l'ardente pensiero).Cara Valentina Sono pazzo di te Quel che fa paura (live)
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Canali profondi e fiordi separano le isole e le dividono dalla terraferma.
Deri seleler.Oltre Selinunte.
Derin ve bataklık suları tercih ederler.Preferisce suoli profondi e umidi.
Hız dalganın boyuna bağlıdır, genişlik ise dalganın derinliğine bağlıdır.La velocità dipende dalle dimensioni dell'onda e la sua larghezza dipende dalla profondità dell'acqua.
Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker.A volte si avverte nelle sue liriche un doloroso senso di solitudine esistenziale.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.La profondità del lago varia fra 1 e 3 metri.
11 Şubat 2005’te, Derin Darbe’nin roketleri uzay aracının rotasını düzeltmek üzere planlandığı gibi ateşlendi.L'11 febbraio, i razzi di Deep Impact sono stati azionati per correggere la traiettoria della navetta.
Tarayıcı, 24 bit'e kadar renk derinliğini işleyebilir.Lo scanner è in grado di gestire fino a 24 bit di profondità di colore.
Svaneti’nin genel görünümünü, derin vadilerle birbirinden ayrılan yüksik dağlar oluşturur.Il paesaggio dello Svaneti è dominato da alte montagne separate da profonde valli.
Körfezin en büyük derinliği 1500 metre civarındadır.La profondità massima della baia è di circa 1500 metri.
Aynı yıl İtalyan yazarı Alessandro Manzoni ile tanışması hayatını derinden etkiledi.In quegli anni nacque il profondo rapporto con Alessandro Manzoni, che mantenne per tutta la sua vita.
Quebrada adı (kelime anlamı ile "kırık") derin vadi ya da dağ geçidi anlamına gelmektedir.Il nome quebrada (letteralmente "spaccatura") sta ad indicare una valle profonda o una gola.

İlgili Sayfalar