Aynı şey derisi için de geçerlidir.Lo mismo ocurre con su estilo.
Bu karşılaşma her iki kültürü de çok derin bir şekilde etkiledi.La guerra afectó de forma desigual a los dos museos.
Bu sayede derideki bir yaralanma durumunda enfeksiyon kapma olasılıkları oldukça azalmaktadır.Esto con el fin de disminuir lesiones graves en caso de accidente.
Ben seksilik diye buna derim." demiştir.Sexualmente, quiero decir."
"İspanya'da GAL davası derinleşiyor".««En Galicia aún se mantiene el carácter social de la caza»».
Antero Vipunen, merhum dev, derin bilginin ve büyünün koyucusu.Antero Vipunen, gigante fallecido, protector del conocimiento profundo y la magia.
Azerbaycan'da tunç dönemi Kür-araz kültürü arkeolojik kültürüne ait bulgular temelinde derinden öğrenilmiştir.En cuanto a la influencia cultural del cristianismo ortodoxo en Albania, es evidente que existe realmente.
Ancak idrarda kortizol derişiminin artması Cushing Sendromuna özgü değildir.El que haya conseguido entrar allí no parece preocupar a Sengoku.
Katil Doğanlar (Natural Born Killers) Deri Surat.Natural Born Killers en Metacritic (en inglés).
Ayakkabı, bot, kemer, ceket ve diğer deri ürünleri ulusal ve uluslararası pazarlarda yer bulmaktadır.HFrutas, maíz, trigo, carne y otros productos son destinados al mercado local, nacional e internacional.
Sondaj 7.000 metreden yeniden başlatılacak ve 1989 yılında 12.262 metre derinliğe ulaşılacaktır.Hubo que perforar otra vez a partir del nivel de 7 000 m, alcanzando 12 262 m en 1989.
1917'de inek epifiz ekstrelerinin kurbağa derisinin rengini açtığı bulundu.En 1917, se supo que el extracto de las pineales de las vacas aclaraban la piel de las ranas.
Bitki köklerinin, toprağın derinliklerine gitmesi sağlanır.Confía sus granos a la tierra.
Gölün en derin bölgesi 33,3 metre, derinlik ortalaması ise 7,6 metre'dir.La profundidad máxima del lago es 33.3 m, y el promedio es 7.6 m.
6, 8, 10, 12 ve 16 bit renk derinliği desteği.Soporta profundidades de color de 6, 8, 10, 12 y 16 bits por componente.
Yine, yeni çıkan derilerdeki izler de eskisinin aynısı olurlar.También se encuentran ídolos de la misma especie en que idolatraban los antiguos.
Deri değişimi vardır.Proyecto Umbral.
Geyik derili çizme ve mokasenler giyim kuşamın önemli parçasıdır.Los motivos florales y los matenos alegres son aspectos esenciales del traje.
İşte ben buna dünyada barış derim-Anna?¿Qué pasa actualmente con la paz en el mundo?
Havzası derindir.La fosa es profunda.
1. Deri teknolojisi.1. adj. Ajeno a la política.
Kene keliserleri ile deriyi açar ve hipostomunu deriden içeri sokar.Lo agarraremos por las bolas y le patearemos el trasero sin respiro.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Después de elogiarlos por su devoción mutua, Harry le dice a la pareja que son libres de irse.
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.Nuestra solidaridad con las familias de los fallecidos y personas afectadas.
Dizide daha derine gidip daha detaylı bir şekilde bu dünyayı keşfedebileceğiz" demiştir.En la serie seremos capaces de explorar más a fondo este increíble mundo».
İki kat halinde bulunmaktadır; Superficial (Yüzeyel) kat Derin kat.Ambos se encuentran arrodillados, mirando hacia el altar.
Side tarihin derin izlerini taşıyan bir kenttir.Una ciudad que ha tenido siempre profundas raíces taurinas.
Körfezin en büyük derinliği 1500 metre civarındadır.La profundidad máxima de la bahía es de unos 1500 m.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Debido a la distancia de Plutón con la Tierra, el estudio en profundidad de Plutón desde la Tierra es difícil.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.A partir de este planteamiento, se dedica a meditar sobre una serie de interrogantes hasta que cae dormido.
Dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur.Entre las montañas hay hondas cuencas y valles.
Çukurlar derin olmalıdır.Las hojas están serradas profundamente.
Şiirleri derin bir genel kültüre ve yüksek bir entelektüelliğe dayanan, lirik ve felsefi şiirlerdir.Sus poemas tienen gran distinción lingüística, profundidad filosófica y elegante sobriedad.
Antropodermik kitap ciltçiliği insan derisiyle kitap ciltleme uygulamasıdır.La bibliopegia antropodérmica es la técnica de encuadernar libros con piel humana.
Fred bir deri dayanıklı tabaka vardır.Fred tiene una capa de piel indestructible.
Bu alana netlik derinliği denir.Yo llamo a esto la Web invisible.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Al igual que muchos cefalópodos de aguas profundas, el calamar vampiro carece de depósitos de tinta.
Fakat kesin olan gölün çok derin olmasıdır.El lago más grande es Pitkäjärvi.
Deri Yüz de kapıyı testeresi ile keser.El castigo consistirá en cien bastonazos y hasta el corte de la nariz.
St. John's limanında deniz derindir.Entrada al puerto de aguas profundas de San Antonio.
Bütün olarak kesilen kuzunun derisi yüzülür ve içi temizlenir.Se retiran los pelos de las manitas de cerdo y se limpian bien.
Derilerinden bavul, çanta iskarpin yapılır.El Equipaje, baúl con patas.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.También se creía que si el niño gemía o bajaba la cabeza, moriría.
Kürtlerin geçmişteki ve şimdiki sorunlarına derinlemesine yer verdi.Perls se centró en el aquí y el ahora.
Hırvatistan'ın en büyük ve en derin mağaraları buradadır.Tiene las cuevas más grandes y profundas de Croacia.
Bavulların deri kısımlarını koparıp yemeye çalıştık.Se prepara batiendo en la coctelera todos los ingredientes.
Aralarında derin bir aşk doğar.Porque entre ellos nacerá el amor.
Zamanla deri kalınlaşır, renk değiştirir.Se cocina hasta el cambio de color.
Davul derisi gövdenin ya bir yüzüne ya da her iki yüzüne birden gerilir.Se pueden trazar las diagonales de una cara o entre dos caras.
7000 metreye kadar derinlikte yaşayabilirler.Pueden vivir en profundidades de hasta 800 m.
Ardından arabadan Deri Surat kendi arabasının üzerine çıkarak motorlu testere ile gençlere saldırır.Por lo tanto ella trata de mostrarle los senos a un chico en bicicleta.
Başlıca kuyu derinliği 360 metre'den fazla ve uzunluğu 45 kilometredir.Su profundidad de pozo principal es de más de 360 metros y su longitud es de 45 kilómetros.
Bu buluntular bölge incelemelerinin sanıldığından çok daha derin boyutları olduğunu göstermektedir.Se sugiere que son mucho más vastos que lo que se ven.
Cuniza ona karşı duyduğu derin aşk dolayısıyla çok üzgündur (arya: Oh, chi torna l'ardente pensiero).Ofelia le recuerda el poder eterno del amor (Dubita pur che brillino).
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.El beso es en medio de la calle, en una noche oscura.
"Sabanca Gölü'nün derinlik haritası ve morfometrisi".«Nuevos datos morfométricos para el Lago de Sanabria».
Daha önceleri ortalama 160 cm olarak ölçülen göl derinliği, 1993’te 100 cm olarak tespit edilmiştir.La profundidad máxima en 1993-94 fue descrita como «de unos 30 cm de profundidad».
Kafa derisini istila eden mantarlar, kepeklenmeye ve saç kırılmalarına sebep olurlar.Por su boca lanzan llamaradas provocando la destrucción y el caos.
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.La profundidad del lago varía de 1 a 3 m.
Şehrin ekonomisi tekstil, işlenmiş gıda ve deri sanayisine dayanır.La economía de la ciudad depende de las industrias de alimentos, textil y maderera.