deri ile cümle
deri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onu, derin sayesinde hissediyorsun.You feel it through your skin.
Derin sayesinde hissedersin.Through your skin, you can feel.
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.Eyes, ears, nose, tongue and skin are the "tools" with which you were born.
Evrenin daha derinine indikçe bulduğumuz herşey daha şaşırtıcı görünüyor.The further we probe into the universe, the more remarkable are the discoveries we make.
Herşeyi biraz daha derinlemesine düşünmek.To think a little more deeply about things.
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.He said, "Yeah, feathers, skin, bone meal, scraps, dried and processed into feed."
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimI didn't mention the skin of my beloved fish,
ve balık derisini de sevmem.which was delicious -- and I don't like fish skin;
Neredeyse asla balık derisiyle yemek yapmam.I almost never cook with it.
"Deri sünger gibi hareket eder.He said, "The skin acts like a sponge.
Müzisyen olan herkes Robert Moog'dan derinden etkilenmiştir.Anyone who's a musician has been profoundly influenced by Robert Moog.
Ondan daha derin bir yere giden bir şey çıkıyor.You get something that goes much deeper than that.
Ben de derim ki; "Tamam, plan nedir, geçtiğimiz yıldan bu yana ne yaptık?".And I say, "Okay, what's the plan, what did we do from last year to this year?"
"Bu yıl geçer not alacakların oranı %44 ile %52 arasındadır." derim.(Laughter) This year, somewhere between 44 and 52 percent of those kids will be on grade level.
Derin yarıklar açılıyor, dev buz adaları birbirinden kopuyor.These huge crevasses open up. These great ice islands break off -- and now watch this.
Çözülmemiş meseleye ne deriz?What do we call an unsolved case?
Ama burada daha engin, daha derin bir şeyler var.But there is something more profound here, something deeper.
Suyun ada tarafında sığlaşırken... ...anakaraya doğru giderek derinleştiğini göreceksin.You'll see the water shoals on the island side... while the deep soundings run to the mainland.
Derin düşünüldüğünde sigara aslında tasarrufta eksi hanesindedir.Smoking is in some deep sense negative savings.
Derin bir depresyonun dibine batıyordum.I spiraled deeper and deeper into a depression.
Hepimiz biliyoruz ki, yeterince derine inersek atomları buluruz.So deep inside -- we all know, you go sufficiently far down, you have atoms.
Bu parçacıkların hepsinin en derininde başka bir şey var.Deep inside any of these particles, there is something else.
Bu derin bir soru.This is a deep question.
Şehvet, aşk ve bir eşe karşı derin bağlılık.lust, romantic love and deep attachment to a partner.
Bu devreler insan beyninde derinlere yerleşmişler.These circuits are deeply embedded in the human brain.
Sanırım biraz da insan derisi gibi görünüyor ki bu ilgimi çekiyor.I guess it also looks a little bit like human skin, which intrigues me.
Tekrar baktığımızda, çok derine inmeyeceğim.And once again, I'm not going to go into a lot of depth.
Insan yetenekleri, doğanın kaynakları gibidir genellikle çok derinlerde gömülüdürler.And human resources are like natural resources; they're often buried deep.
Elinde sensörlerin olduğunu ve bunların yeni el derisine bastırdığını hayal edin.Imagine sensors in the hand coming up and pressing on this new hand skin.
Benim derim çok kalýn ve bana çarpan kurţun bunu kanýtlýyorMy skin is too thick and bullet proof to touch me
Hareket etmesi için esnek deride potansiyel enerji saklıyoruz.We store potential energy to the elastic skin to make it move.
İleriki bir videoda onu daha derin işleyeceğim.So I'll go into more depth in that in a future video.
Hepimiz derinden inandığımız inançlara sahibiz.Each of us has deeply held beliefs.
Ne kadar derine inerseniz, su ile daha fazla problem yaşarsınız.The deeper you go, the more you run into a conflict with water.
Bu 3 mille 16 mil arası derinlikte olabilir.The ice could be anywhere from three to 16 miles deep.
Derin Yeraltı Suları KaşifiDeep Phreatic Thermal Explorer.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.It's been explored to a depth of 292 meters and beyond that nobody knows anything.
Hepimizin kalbimizin en derininde biliyoruz ki evrende işler bu şekilde yürümüyor.And we all know in our heart of hearts that this is not the way the universe works.
Ve kara da, onlarca metrelik derinliklere kadar ısınıyor.And the land, to depths of tens of meters, is also warming.
İlk ikisi nispeten hafif uykudur, ancak üçüncüsü sizi derin bir uyku haline sokar.The first two are relatively light sleep, while the third brings you into a deep slumber.
Bu dua derin ruhumun içinden geliyor. Sonunda duyuldu.But I was heard.
Kendi özünüzün içine derinlemesine dalabilirseniz, zaten ruhunuza çok yaklaşmışsınız demektir.You can go deep into your being and you are already very close to your soul.
DÜNYANIN ÇEKİMİNDEN KURTULARAK GÜNEŞ SİSTEMİNİN DERİNLİKLERİNE OLAN YOLCULUKLARINA BAŞLADILAR.DÜNYANlN ÇEKİMİNDEN KURTULARAK GÜNEŞ SİSTEMİNİN DERİNLİKLERİNE OLAN YOLCULUKLARlNA BAŞLADlLAR.
Derinlik rekorları var, insanlar inebildikleri kadar derine iniyorlar.There is depth records, where people go as deep as they can.
Biz iri kemikli deriz.We'll say big-boned.
Ve tabi ki, peeling ellerinizin derisini daGenelde yüz temizleme olayından bahsettiğim zaman,And of course, exfoliants will make the skin of your hand feel softer for you and yours.
Bunun yerine, bence biraz daha derin yaklaşalım.Instead, I think we should look a little bit larger.
Zengtou Şehrinde yüksek duvarlar ve derin hendekler var. ... güvenlik şefi olarak ,Zengtou City have high walls and deep moats ...and have you as the security chief
Derinlere yuvarlanmak(Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)Rolling in the Deep (Tears are gonna fall, rolling in the deep)
Ve kazanmak için oynadın (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)And you played it... (Tears are gonna fall)... To the beat (Rolling in the deep)
Derinlere yuvarlanmak (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)Rolling in the Deep (Tears are gonna fall, rolling in the deep)
Derinlere yuvarlanmakRolling in the deep.
Hepsine sahip olabilirdik (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)We could have had it all (Tears are gonna fall... Rolling in the deep)
Fakat daha derine inip, ya da daha kişisel konulara yönelip,But if you probe a bit deeper and get a bit more personal if you will,
Bu mutlulukla birlikte insan gerçekten derin bir sorumluluk duygusuyla doluyor.And with that exhilaration, comes a really deep sense of responsibility.
Sizi bilmem ama, bende hemen derin hisler uyandırdı.I don't know about you, but that made me feel deep emotion immediately.
Yani, derinlerde, güven veren bir ses.So at a deep level it's a reassuring sound.
Atomun derinlerine girin... ... ve küçük parçacıklar bulacaksınız.Dig deep inside the atom and you'll find tiny particles
Muhtemelen derin bir uykudadýr.She's probably fast asleep.
Son biraç videoda toplam talepten derinlemesine bahsettik.Narrator: