derhal ile cümle

derhal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın!And when I have made him and have breathed into him of My spirit. Fall down in homage before him."
Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilir(işleri bitirilir)di.If the Word of your Lord had not preceded it the matter would have been settled between them.
Emniyete, yahut korkuya ait bir haber duysalar derhal yayarlar.And when any tidings of peace or war come to them they spread the news around.
Sözümüz budur ancak, birşeyin olmasını diledik mi ona ol deriz, derhal olur.Yet when We will a thing We have only to say: "Be", and it is.
Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Büyücüler, derhal secdeye kapandılar.Then the magicians fell prostrating in adoration,
"Tutun onu, derhal bağlayın onu!""Seize him and manacle him,
(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.Then the magicians fell prostrating in adoration,
Derhal (buradan) çık!Go away from the city.
Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler."Build a pyre for him and throw him into the raging fire."
Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!And when I have made him and have breathed into him of My spirit. Fall down in homage before him."
Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hükmedilirdi (işleri bitirilirdi).If the Word of your Lord had not preceded it the matter would have been settled between them.
Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi.But for the decisive Word (of God) a sentence would have been passed amongst them.
Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık.And We opened up the flood gates of the sky with water pouring down in torrents,
Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:And assembled (his council) and proclaimed,
Derhal yok olmayı isteyecek,Will pray for death,
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız).And yet indeed if he does not desist We shall drag him by the forelock,
Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.Then the magicians fell prostrating in adoration,
Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.It would be but a single blast of the trumpet, and they would all be arraigned before Us.
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.There will only be a single jerk, and they will gape,
"Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."And when I have made him and have breathed into him of My spirit. Fall down in homage before him."
Hani bir zaman Biz meleklere: “Âdem'e secde edin!” deyince, onlar da derhal secdeye kapanmışlardı.When We said to the angels: "Bow before Adam in adoration," they all bowed but Iblis.
Onlar bizim baskınımızı hisseder etmez, derhal bineklerine yönelip kaçmaya yeltendiler.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Bunu gören sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.Then the magicians fell prostrating in adoration,
Beni dinlersen derhal şehri terk et!Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim!”Go away from the city. I wish you well."
Derhal onun yanından uzaklaştılar.But they turned their backs on him and went away.
Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.Which turned everything it touched to ashes.
Biz de derhal, boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.And We opened up the flood gates of the sky with water pouring down in torrents,
Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine bir kötülük dokunsa derhal umutsuzluğa düşerler.When misfortune befalls them as a result of what they have done themselves, they begin to despair.
Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Her birine hükümdarlık ve bilgi verdik.and We made Solomon to understand it, and unto each gave We judgment and knowledge.
Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.Depart; I am one of thy sincere advisers.'
Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."Depart; I am one of thy sincere advisers.'
Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti.Then Adam learnt from his Lord certain Words, and He relented toward him, verily He!
Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı.We said: smite With thy staff the stone.
Derhal ondan oniki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız).If he desist not We shall seize and deal him by the forelock -
Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır.But Allah abolishes that which Shaitan (Satan) throws in. Then Allah establishes His Revelations.
Derhal Yaradanınıza tevbe edin! Allah yolunda kendinizi öldürün!Verily, you have wronged yourselves by worshipping the calf.
Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Allah Âdem’i topraktan yaratıp “ol” dedi, o da derhal oluverdi.He created him from dust, then (He) said to him: "Be!" - and he was.
Uğrayacakları son belayadek üstlerine çöken musibeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.But when We lifted the plague from them, for a term they were to fulfill, they broke their promise.
Derhal ondan oniki pınar fışkırdı.Whereupon twelve springs gushed from it.
Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.But when We lifted the plague from them, for a term they were to fulfill, they broke their promise.
Firavun, düşmanca saldırmak için derhal adamlarını ve askerlerini arkalarına düşürdü.Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler.Then, when He makes it fall upon whom He wills of His servants, behold, they rejoice.
Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı. Her bölük, içeceği kaynağı bildi.And there gushed out therefrom twelve springs (so that) each tribe knew their drinking-place.
İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık!He said: O Moses! Lo! the chiefs take counsel against thee to slay thee; therefor escape.
Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık.(And unto the evil-doer it is said): Thou wast in heedlessness of this.
Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi.When the bearer of good news arrived, he cast it on his face, and he regained his sight.
Sizler buzağıya tutulmakla kendinize çok yazık ettiniz! Derhal Yaradanınıza tevbe edin!You have indeed wronged yourselves by taking up the Calf [for worship].
Ama o zaman da, kendilerine hiç mühlet verilmez, derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler.Then they shall have no respite.
Derhal cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Bakanlık yetkilileri derhal binayı boşalttılar ve polis binayı kordon altına aldı.Ministry officials were immediately evacuated and police sealed off the building.
Kosor AB dönem başkanı İsveç'e derhal resmi bir faks çekti.Kosor immediately sent an official fax to Sweden, current holder of the rotating EU presidency.
Banoviç'in cezası derhal işleme kondu.Banovic's sentence became effective immediately.
Uçuş güvenlik tedbirleri derhal artırıldı.Flight security measures were tightened immediately.
SETimes'a konuşan Sotirov, "Bu saçma moratoryumun derhal feshedilmesini istiyoruz." dedi."We want that absurd moratorium to be annulled immediately," Sotirov told SETimes.
Polis asayişi sağlamak üzere derhal olay yerine koştu.Police rushed to the scene to restore order.
Priştine'de ise, Kosumi fikri derhal "aşırılık yanlısı" bir çözüm olarak kınadı.In Pristina, Kosumi quickly condemned the idea as an "extremist" solution.
Ancak Tadiç, kilisenin işine karışmaya çalıştığını derhal yalanladı.However, Tadic quickly denied he was trying to interfere with church business.

İlgili Sayfalar