Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?내가 지진이라도 일으켰다는거냐?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Säger du att jag orsakade jordbävningen?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Siger du, at jeg var skyld i jordskælvet?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Stai dicendo che io ho causato il terremoto?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Veux-tu insinuer que je suis la cause du séisme ?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Vrei sa zici ca eu am produs cutremurul?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Willst du sagen, dass ich das Erdbeben ausgelöst habe?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Yritätkö sinä sanoa, että minä sain aikaan maanjäristyksen?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Zeg je nu dat ik de aardbeving heb veroorzaakt?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Με κατηγορείς εμένα για το σεισμό;
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Казваш , че аз съм причината за земетресението?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?Ты хочешь сказать, я вызвал землетрясение?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?אתה אומר שאני גרמתי לראידת אדמה?
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?هل تقول انني من تسبب في الزلزال ؟
Depreme benim neden olduğumu mu söylüyorsun?そうだ!心の地震より 強い地震がどこにある
- Deprem!Gempa!
Depremin acısını o da çekti, üzücü, önce ve sonra.Bolí mě u srdce, když vidím, jak jej zemětřesení poničilo.
Depremin acısını o da çekti, üzücü, önce ve sonra.Sankhu donde viví en Nepal, ha sufrido un terremoto, es tan desgarrador, antes y después.
Depremin acısını o da çekti, üzücü, önce ve sonra.Санку - старое поселение, знаменитое среди поломников сваташи братакха , также сильно пострадало.
Depremin ardından Sulamani Tapınağı ağır hasar gördü.El templo de Sulamani sufrió graves daños luego del terremoto.
Depremin ardından Sulamani Tapınağı ağır hasar gördü.Il tempio di Sulamani ha subito gravi danni a seguito del terremoto.
Depremin ardından Sulamani Tapınağı ağır hasar gördü.Le temple Sulamani a subi de sérieux dégâts à la suite du tremblement de terre.
Depremin ardından Sulamani Tapınağı ağır hasar gördü.Ο Ναός Sulamani υπέστη σοβαρές ζημιές μετά το σεισμό.
Depremin ardından Sulamani Tapınağı ağır hasar gördü.Храм Суламани получил серьёзные повреждения в результате землетрясения.
Depremin Dhammayangyi Tapınağı'na verdiği yıkıcı hasar görülüyor.Foto que muestra el devastatador impacto del terremoto en el templo de Dhammayangyi.
Depremin Dhammayangyi Tapınağı'na verdiği yıkıcı hasar görülüyor.La foto mostra l'impatto devastante del terremoto nel tempio Dhammayangyi.
Depremin Dhammayangyi Tapınağı'na verdiği yıkıcı hasar görülüyor.La photo montre l'impact dévastateur du tremblement de terre dans le temple Dhammayangyi.
Depremin Dhammayangyi Tapınağı'na verdiği yıkıcı hasar görülüyor.Η φωτογραφία δείχνει τα καταστροφικά αποτελέσματα του σεισμού για το ναό Dhammayangyi.
Depremin Dhammayangyi Tapınağı'na verdiği yıkıcı hasar görülüyor.Повреждения, нанесённые землетрясением храму Дамаянджи.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.A földrengésről már akkor beszámoltak, amikor történt.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Dan bencana ini dilaporkan saat kejadian berlangsung.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Het nieuws over de aardbeving kwam terwijl die nog bezig was.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.사람들이 핸드폰으로 문자를 보냈습니다. 건물의 사진을 찍었습니다.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Les gens envoyaient des textos depuis leurs téléphones.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Novice o potresu so prihajale v javnost, ko so se tla na Kitajskem še tresla.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.O sismo foi noticiado enquanto estava a ocorrer.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.O trzęsieniu donoszono jeszcze w momencie jego trwania.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Und über das Erdbeben wurde berichtet als es passierte.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Y el terremoto fue transmitido mientras ocurría.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Zprávy o zemětřesení vznikaly již během toho, co se odehrávalo.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Και ο σεισμός μεταδιδόταν καθώς συνέβαινε.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.Репортажи с места событий приходили в режиме реального времени.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.דיווחים על רעידת האדמה נשלחו תוך כדי התרחשותה.
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.الناس كانوا يتراسلوعبر هواتفهم ، كان يصورون المباني
Depremin haberi, daha deprem olurken yayılmaya başladı.テキストメッセージを送り 建物の写真を写しました
Depremin Japonya'yı , 13 feet genişlettiği hesaplandı.일본의 지진 도중, 일본의 폭이 13피트 넓어졌습니다
Depremin Japonya'yı , 13 feet genişlettiği hesaplandı.Arvioidaan, että maanjäristyksessä Japani leveni neljä metriä.
Depremin Japonya'yı , 13 feet genişlettiği hesaplandı.Foi estimado que Japão ao longo do terremoto Tenho 13 pés mais amplas.
Depremin Japonya'yı , 13 feet genişlettiği hesaplandı.Ocenia się, że Japonia w trakcie trzęsienia ziemi poszerzyła się o 13 stóp.
Depremin Japonya'yı , 13 feet genişlettiği hesaplandı.لقد قدر ان اليابان بغعل مسار الهزة الارضية هبطت بمقدار 13 قدم
Depremlerin büyüklüklerini ölçmek için kullanılan bir ölçüm.지진의 규모를 측정하기 위한 방법이지요
Depremlerin büyüklüklerini ölçmek için kullanılan bir ölçüm.وهو اسلوب لقياس --هو طريقة لقياس مقار الهزة الارضية
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler,Eles controlam os terremotos, o clima, vulcões,
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler,Mereka sudah berhasil mengendalikan gempa bumi atau cuaca Gunung berapi,
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Ei controlează cutremurele, vremea, vulcanii, au orașe în ocean.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Földrengéseket, időjárást, és vulkánokat irányítanak, városaik vannak az óceánon.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Ils contrôlent les tremblements de terre, la météo, les volcans, ils ont des villes sur l'océan.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Ovládají zemětřesení, počasí, sopky, mají celá města na oceánech.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Ovládajú zemetrasenia, počasie, sopky, majú celé mestá na oceánoch.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.Sie kontrollieren Erdbeben, das Wetter, Vulkane, sie haben Städte im Meer.