dengesiz ile cümle

dengesiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.También es recordada como una de las batallas más sangrientas y torcidas de la historia estadounidense.
Bu eziyetli maraton Gloria'nın zaten dengesiz olan ruh halini iyice bozmuştur.Todavía hoy allí se conserva el cuerpo atribuido a Felicia, al parecer incorrupto.
Yanma, istenmeyen ani ya da periyodik doğal dengesizliklerde görülebilir.La combustión puede presentar inestabilidades no deseadas, de naturaleza repentina o periódica.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esto pondría a Betty en una situación comprometida.
Dengesizliği ya da aşırı ısınmayı önleyebilmek için katı halli amplifikatörler için ilgi gerekir.Se debe evitar a toda costa el calentamiento desigual o el recalentamiento.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.También se les denomina anémonas incrustantes.
Tragedyalarda genelde yaşamda ortaya çıkan bir dengesizlik ve bunun doğurduğu bir değişim vardır.La historia usualmente envuelve una gran tragedia que marcó el cambio.
Bağlantı dengesizliği (İng.Llegar a Anger (en alemán) Anger.
Rus İç Savaşı sırasında önemli bir savaş alanı olan bölge daha sonra dengesiz kaldı.Importante terra di scontro durante la guerra civile russa, la regione sarebbe rimasta in seguito instabile.
Böyle bir kuvvet örneğin dönmede dengesizlikten kaynaklanabilir.Una forza di questo tipo, per esempio, potrebbe essere generata da uno squilibrio di rotazione.
Şehrin nüfusu çok dengesiz değişmiştir.Trova la cittadina misteriosamente cambiata.
Bu olay, yoğun ruhsal dengesizliklerle dolu bir periyodun içinde meydana geldi.Accadde in contemporanea ad un risveglio spirituale?
Bu eziyetli maraton Gloria'nın zaten dengesiz olan ruh halini iyice bozmuştur.Così la meravigliosa val Rosandra rimase intatta.
Bu durumda dengesiz rekombinasyon meydana gelir.Si parla in tal caso di sistema instabile.
Bir mücadelede esir düştü ve dengesiz biri oldu.Viene coinvolto in una rissa e diventa un fuorilegge.
Bağlantı dengesizliği (İng.Letteralmente rompere la linea (nemica).
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.La parziale dispersione nel resto d'Italia testimonia l'immigrazione interna.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.Обратите внимание на неравномерное распределение силовых линий через стержень.
Üsse vardıklarında buranın bir çeşit zaman dengesizliği yaşadığını fark ederler.Прибыв, они видят, что мир стал каким-то странным.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.В конце правления Филиппа страна переживала необычайный экономический подъём.
İkisi de birbirlerinin duygusal dengesizliklerini ve eksik yönlerini tamamlamaktadırlar.Они начинают чувствовать физическую боль и чувства друг друга.
"Dengesizlik abidesi Can Manay".Это маньяки раскола; они обманывают самих себя».
Sıvı kaybına genellikle elektrolit dengesizlikleri eşlik eder ve bu her zaman tehlikelidir.الإختلالات المنحلة بالكهرباء شائعة أيضًا ودائمًا ما تكون خطيرة.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.لاحظ التوزيع غير المتساوي لخطوط القوّة عبر المستطيل النحاسيّ.
Biraz dengesizlerdir ve genellikle ilk önce dışarıdan dolanırlar.De certo modo irracionais, costumam destruir o que há pela frente.
Bağlantı dengesizliği (İng.President) Ligação inativa.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esta notícia deixa Ricardo muito insegura.
Bütçe dengesizliğini giderdi.Het boek zou in onbalans zijn.
Sıvı elektrolit dengesizliğini düzeltmek için gerekli sıvılar verilir.Met het infuus moeten elektrolytstoornissen worden gecorrigeerd.
Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor.Dientengevolge daalde op termijn de levensstandaard van zowel mannen als vrouwen in loondienst.
Bağlantı dengesizliği (İng.Voor kortetijdblootstelling (max.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.Utwór traktuje o pośpiechu, którego należy unikać.
RS-422 dengeli sinyaller için tasarlanmışken RS-423 dengesiz sinyaller için tasarlanmıştır.RS-423 jest raczej niesymetrycznym sygnałem, natomiast RS-422 jest sygnałem zbalansowanym.
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.Slaget är ihågkommen som en av de blodigaste och skevaste i amerikansk historia.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Under hans ämbetstid genomgick Ryssland en exempellös period av ekonomisk tillväxt.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.De mindre förläningarna i Italien blir ärftliga.
Sıcak hava kütlesi türdeş ve yoğun bir sıcak hava katmanının ön tarafında yer alan yoğunluk dengesizliğidir.Frontnederbörd kallas nederbörd som uppstår genom mötet mellan en varmare och kallare luftfront.
Dengesiz yapılmış bir semer düşer, ya da hayvanın sırtının yaralanmasına neden olur.Kan det vara ett dödande slag mot henne eller är det bara ett grävande djur som skadat kraniet?
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.Зверніть увагу на нерівномірний розподіл силових ліній через стрижень.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.Вони називаються незбалансованими.
Bütçe dengesizliğini giderdi.Žil jsem nevyváženě.
Büyüme hem toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliği hem de bölgesel dengesizliği artırmaktadır.Kvůli tomu dochází k zanikání sociálních tříd a zvětšují se sociální nerovnosti.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.O asemenea perspectivă ar însemna pluralism ontologic, fără îndoială de evitat.
Kızkardeşi Giulia (Paola Pitagora) ise oldukça dengesiz bir kızdır.Sora ei, Sole (Lola Dueñas) este o coafeză nefericită.
Arz- talep dengesizliklerini gidermek.Repararea inechităților sociale.
Nisan ayında hava dengesiz.Vremea în luna aprilie este instabilă.
Eşinin ölümünden sonra Poe giderek daha da fazla dengesiz hâle geldi.Felesége halála után Poe egyre bizonytalanabbnak érezte helyzetét.
Tahtalı hamaklar daha dengesizdir.A tojó tollazata unalmasabb.
Bu irtifalar üzerinde füze aerodinamik olarak dengesiz olmaktadır.Ezzel a rakéta aerodinamikailag instabil lett.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Uzziás király alatt az ország gazdasági fellendülést élt át.
Üsse vardıklarında buranın bir çeşit zaman dengesizliği yaşadığını fark ederler.Mikor érkezik aztán egy hajó a szigetre, úgy érzi, hogy hirtelen megöregedett.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Tökéletesen elpusztított országnak rémlik ma az én szememben Olaszország.
Rus İç Savaşı sırasında önemli bir savaş alanı olan bölge daha sonra dengesiz kaldı.Ένα σημαντικό πεδίο μάχης κατά τον Ρωσικό Εμφύλιο Πόλεμο, η περιοχή θα παρέμενε ασταθής και μετά.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Επιπλέον η κατανομή των ψηφοφόρων στα διαμερίσματα είναι άνιση.
Şehrin nüfusu çok dengesiz değişmiştir.Ο χαρακτήρας της πόλης άλλαξε ριζικά.
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.Der er dog betydelige regionale forskelle i befolkningstætheden.
Poe'nun sarhoşluğu ve dengesiz davranışları nedeniyle ilişkileri yürümedi.Forlovelsen gik i stykker på grund af Poes druk og ustyrlige opførsel.
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.Det huskes for at være et af de mest blodige og dog ensidige slag i Amerikas militærhistorie.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.Defekten kalles da ubalansert.
Herhangi bir dengesizlik, dünyadaki ortalama sıcaklığın belirlenmesinde farklı sonuçlar ortaya çıkarır.Enhver ubalanse resulterer i en endring i den gjennomsnittlige temperaturen på jorden.

İlgili Sayfalar