dengesiz ile cümle
dengesiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.Der er dog betydelige regionale forskjeller i befolkningstettheten.
Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor.Men fremdeles ligger kvinners gjennomsnittslønn etter mannens.
Fakat, Saygılı Yosma'da Lizzie ve zenci arasında dengesiz bir iş birliği görülür.I Jays fravær er det konflikter mellom Lizzie og Lennox.
Bu, nesneler arasındaki net yük dengesizliğini yaratır.Hal ini menciptakan ketidakseimbangan muatan netto di antara objek.
Hormon dengesizlikleri en sık karşılaşılan sebeptir.Penyebab hiperventilasi yang paling sering ditemukan adalah kecemasan.
Rus İç Savaşı sırasında önemli bir savaş alanı olan bölge daha sonra dengesiz kaldı.Một chiến trường lớn trong Nội chiến Nga, khu vực này sẽ không ổn định sau đó.
Maria Bello - Sophie, Rebecca ve Martin'in duygusal olarak dengesiz annesi.Maria Bello vai Sophie, mẹ của Rebecca và Martin.
Fakat ekonomik dengesizlikler daha da önem arz ediyor.Những trọng tâm về kinh tế cũng khác nhau.
Manyetik alandaki kısa zaman alan dengesizlikler ise K-index ile ölçülür.地磁場的短期不穩定性可以通過K-指標來測量。
Maria Bello - Sophie, Rebecca ve Martin'in duygusal olarak dengesiz annesi.瑪莉亞·貝蘿 飾 蘇菲:蕾貝卡和馬丁精神不穩定的母親。
Herhangi bir dengesizlik, dünyadaki ortalama sıcaklığın belirlenmesinde farklı sonuçlar ortaya çıkarır.任何不均衡都会导致地球平均气温的变化。
Oğluna karşı "dengesiz" davranmış ve hem kızıp döverken hem sevgi gösterisinde bulunmuştur.丁部领听闻陈明公“有德而无嗣”,带同儿子丁琏投靠。
Eşinin ölümünden sonra Poe giderek daha da fazla dengesiz hâle geldi.아내가 죽은 뒤 포의 상태는 더욱 불안정해졌다.
Genellikle seks hormonlarındaki dengesizlikten kaynaklandığı düşünülür.보통은 호르몬 장애로 인해 발생한다.
Bütçe dengesizliğini giderdi.התקציב לא אושר.
Sıvı kaybına genellikle elektrolit dengesizlikleri eşlik eder ve bu her zaman tehlikelidir.זיהומי שמרים נגרמים בדרך כלל על ידי חוסר איזון של חומציות בנרתיק, אשר בדרך כלל נוטה להיות חומצי.
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.למרות זאת יש למודל חשיבות רבה בתחום הדינמיקה של אוכלוסיות.
Bu durum, alım-satım işlemlerinde güç dengesizliğine neden olur.עובדה זו גורמת לאי וודאות בעת ביצוע עסקאות.
Sevdiği kadın, Evavy-Unaroa, dengesiz Dev'ler tarafından kaçırıldı.Той се влюбва във мистериозно момиче на име Еволет (Камила Бел), което е отвлечено от четирикраки демони.
Batı, doğuya göre 3. yüzyılda yaşanan dengesizlikten çok daha ağır etkilendi.Zahod je tudi veliko bolj trpel zaradi nestabilnosti v krizi tretjega stoletja.
Bu şehirler, orta çağ siyasetinin dengesizliğiyle bazen özgürlüklerini kazanırken bazen de kaybettiler.V teku srednjega veka so mesta pridobila in včasih izgubila svobodo glede na spremenljivo politike moči.
Dengesizlik termodinamiği, aktarım süreçleri ve kimyasal tepkimelerle ilgilidir.Nepusiausviroji termodinamika yra susijusi su transporto procesais ir su cheminių reakcijų greičiais.
Büyüme hem toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliği hem de bölgesel dengesizliği artırmaktadır.Tööjõu jaotus ühelt poolt nõuab ja teiselt poolt suurendab regioonidevahelist ebavõrdsust.
Bu kulağa çok mantıklı gelmese de Paul Kelley'in ne kadar dengesiz olduğunu tam olarak yansıtıyordu.Seejuures kohati tsiteerib ta Paul Kerest veidi ebatäpselt.
Bu şehirler, orta çağ siyasetinin dengesizliğiyle bazen özgürlüklerini kazanırken bazen de kaybettiler.Linnad saavutasid (ja mõnikord kaotasid) oma vabaduse jõupoliitika muutuste kaudu.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Idagootide seisundi nõrkus Itaalias paistis nüüd välja.
Dönemin gemileri yoğun olarak dengesizdir.Lehed on paadikujuliselt ahenenud.
Ama aynı zamanda, Chad daha dengesiz bir hale gelmişti ve biz bunun bedelini benzin alırken ödemiyorduk.Aber zur gleichen Zeit wurde Chad viel instabiler, und wir bezahlen dieses Preis nicht an der Zapfsäule.
Ama aynı zamanda, Chad daha dengesiz bir hale gelmişti ve biz bunun bedelini benzin alırken ödemiyorduk.Ma al tempo stesso, il Ciad è diventato molto più instabile, e noi non stiamo pagando quel prezzo alla pompa.
Ama aynı zamanda, Chad daha dengesiz bir hale gelmişti ve biz bunun bedelini benzin alırken ödemiyorduk.Maar intussen is Tsjaad een stuk instabieler geworden, en daar betalen we niet voor aan de pomp.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Ale to většinou souvisí s hluboce zakořeněnými sociálními rozdíly.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.De ez általában nagyon erős társadalmi különbségekkel kapcsolatos.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.De obicei asta se corelează cu mari inegalități sociale.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Dies geht jedoch in der Regel mit starken sozialen Unterschieden einher.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Di solito questo e legato a forti disparità sociali.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Isto geralmente está ligado a fortes desigualdades sociais.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.하지만 이는 매우 강한 사회적 불평등과도 연관됩니다.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Mais d'habitude, cela est lié à des disparités sociales prononcées.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Meestal is dat gekoppeld aan zeer grote sociale verschillen.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Men vanligtvis är det sammankopplat med mycket stora sociala skillnader.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Nhưng điều đó thường gắn liền với bất công xã hội.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Pero generalmente eso conlleva grandes disparidades sociales.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Wiąże się to z bardzo silnymi społecznymi podziałami.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Αλλά συνήθως αυτό είναι στενά συνδεδεμένο με μεγάλες κοινωνικές ανισότητες.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Але, як правило, це пов'язано з дуже сильною соціальною нерівністю.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.Но, как правило, это связано с большим социальным неравенством.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.אך זה בד"כ קשור לפערים סוציאליים גדולים מאוד.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.لكن ذلك مرتبط في الواقعبالفوارق الاجتماعية القوية بالمجتمع.
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.日本やフィンランドでは
Aslında yükselme var, ancak ticaret dengesizliğini karşılayacak ölçüde değil.Mais ce qui est un peu plus intéressant, c'est qu'en 2009 il n'y a pas eu de grosse augmentation.
Aslında yükselme var, ancak ticaret dengesizliğini karşılayacak ölçüde değil.Widzimy tutaj, w (2006), (2007), (2008), znaczny wzrost w amerykańskich aktywach.
Bazen burada açıkladığım gibi plaktır. Bazı plaklar aslında dengesizdir.Mas as vezes como eu descrevi aqui, esta placa pode ser instável.
Bazı plaklar aslında dengesizdir.A to značně zhoršuje riziko srdečních nemocí, srdečního selhání a anginy pectoris.
Bazı plaklar aslında dengesizdir. Bu plaklar sadece büyür ve büyür ve büyür.어떤 플라그들은 실제로 불안정 합니다. 이러한 플라그들은 계속해서 자라고 또 자라죠.
Bazı plaklar aslında dengesizdir. Bu plaklar sadece büyür ve büyür ve büyür.فإن بعض اللويحات غير ثابتة. فتكبر هذه اللويحات وتكبر وتكبر وتكبر.
Bazı plaklar aslında dengesizdir. Bu plaklar sadece büyür ve büyür ve büyür.これが心臓病をどんどん悪化させ、心不全、狭心症を悪化させる
Bazı plaklar aslında dengesizdir.Manche Plaques sind in Wirklichkeit instabil.
Bazı plaklar aslında dengesizdir.Một số các mãng vữa này không ỗn định.
Bazı plaklar aslında dengesizdir.Niektóre złogi są faktycznie niestabilne.
Bazı plaklar aslında dengesizdir.Sommige plaques zijn in feite onstabiel.