denge ile cümle
denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Het is niet alleen zwak geweest, het wordt steeds slechter.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.이미 약했던 것들이 더더욱 약해지고 있습니다.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Não tem sido apenas fraco; tem vindo a enfraquecer cada vez mais.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nejen že byla dosud slabá; ještě více oslabuje.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nem csak arról van szó hogy egyes oktatási területek gyengék, hanem, hogy tovább gyengülnek.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nicht nur war sie schwach; sie wird schwächer.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nielenže bola doposiaľ slabá; ešte viac sa oslabuje.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nie tylko jest niski, ale coraz niższy.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Non é stata soltanto scadente, ma sempre più scadente.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Non seulement elle est faible ; mais elle s'affaiblit davantage.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.No sólo que ha sido débil sino que se hace cada vez más débil.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Nu numai aceasta a fost slaba; devine si mai slaba.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Αυτό όχι μόνο ήταν αδύναμο αλλά γίνεται ακόμα πιο αδύναμο
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Не само, че е било слабо, но става все по-слабо.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.Оно не только слабое, оно становится еще слабее.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.לא די שהוא היה עלוב, הוא אף נעשה עלוב יותר.
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.فهو لا يعد ضعيفاً فقط؛ وإنما يزداد ضعفاً
Bu denge zayıf olmakla kalmıyor; daha da zayıflıyor.経済界を見ても、現在、成功のチャンスは
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Het beperkt de uitstraling van warmte naar de ruimte, dus er is een tijdelijk energie-onevenwicht.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.이것은 우주공간으로 방출되는 열 방사선을 감소시키게 됩니다. 그래서 일시적으로 에너지의 불균형을 초래합니다.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.lo que produce un desequilibrio temporal de energía.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Nó làm giảm bức xạ sức nóng của trái đất ra không gian, vì thế dẫn đến sự mất cân bằng năng lượng tạm thời.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Reduce eliminarea căldurii Terrei către spațiu, și creează un dezechilibru energetic temporar.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Redukuje emisję promieniowania cieplnego z Ziemi w kosmos, czasowo zaburzając równowagę energetyczną.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Reduz a radiação de calor da Terra para o espaço, existindo assim um desequilíbrio temporário de energia.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Ridurrebbe la radiazione della Terra verso lo spazio, creando un temporaneo squilibrio energetico.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Se vähentää lämpösäteilyä Maasta avaruuteen, aiheuttaen tilapäisen energiaepätasapainon.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Снижается уровень выброса тепловой радиации в космос, что приводит к временному энергетическому дисбалансу.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.זה מפחית את פליטת החום של כדור הארץ לחלל, כך שיש חוסר איזון אנרגטי זמני.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.تقلل من إشعاع الأرض الحراري إلى الفضاء، وبالتالي هناك اختلال توازن طاقي مؤقت
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.この状態は エネルギーが均衡しなくなった状態です 入ってくるエネルギーの方が多くて
Bu duruma Nash dengesi, veya Nash eşitliği deniyor.To jest równowaga Nasha.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Hier zum Beispiel ist es leicht, ein Wasserglas zu befördern, aber schwierig, den Stab zu balancieren.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.În cazul acesta, transportarea paharului e ușoară, echilibrarea vergelei e grea.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.In questo caso, portare un bicchiere d'acqua è facile e tenere in equilibrio un'asta è difficile.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Például az imént a pohár víz szállítása egyszerű volt, a pálca egyensúlyozása viszont nehéz.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Dan zeggen we dat de angiogenese uit balans is.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.E neste caso a angiogénese está desiquilibrada.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.És ezekben a helyzetekben az angiogenezis egyensúlya felborul.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Et dans ces situations, l'angiogenèse n'est plus équilibré
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.In casi del genere, l'angiogenesi è squilibrata.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.I w takich sytuacjach angiogeneza traci równowagę.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.이런 상황들에서 혈관신생은 균형을 잃게 됩니다.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Şi în aceste situaţii, angiogeneza este dezechilibrată.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Tällaisissa tilanteissa angiogeneesi on poissa tasapainosta.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Und in diesen Situationen ist die Angiogenese aus dem Gleichgewicht geraten.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Và trong những trường hợp đó, quá trình tạo mạch bị mất cân bằng.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.V teh primerih angiogeneza ni več v ravnotežju.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Y en estas situaciones, la angiogénesis se desbalancea.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Za těchto okolností se angiogeneze ocitá mimo rovnovážný stav.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Στις περιπτώσεις αυτές, η αγγειογένεση είναι εκτός ισορροπίας.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.В тези ситуации ангиогенезата загубила равновесие.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.При этих условиях ангиогенез нарушен.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.У цих випадках ангіогенез стає незбалансованим.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.במקרים אלא, האנגיוגנזה יוצאת מאיזון.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.وفي تلك المواقف, تَولُد الأوعية يكون غير متزن.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.不安定な状態です 血管新生が不安定だと
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.A filmmel egyensúlyba akartuk hozni a politikai történet és a női történet elmesélését.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Bộ phim này cố gắng cân bằng giữa việc kể về một câu chuyện chính trị và câu chuyện về người phụ nữ.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Deze film zocht naar een evenwicht tussen een politiek verhaal en een vrouwenverhaal.