Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.lo que produce un desequilibrio temporal de energía.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Nó làm giảm bức xạ sức nóng của trái đất ra không gian, vì thế dẫn đến sự mất cân bằng năng lượng tạm thời.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Reduce eliminarea căldurii Terrei către spațiu, și creează un dezechilibru energetic temporar.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Redukuje emisję promieniowania cieplnego z Ziemi w kosmos, czasowo zaburzając równowagę energetyczną.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Reduz a radiação de calor da Terra para o espaço, existindo assim um desequilíbrio temporário de energia.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Ridurrebbe la radiazione della Terra verso lo spazio, creando un temporaneo squilibrio energetico.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Se vähentää lämpösäteilyä Maasta avaruuteen, aiheuttaen tilapäisen energiaepätasapainon.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.Снижается уровень выброса тепловой радиации в космос, что приводит к временному энергетическому дисбалансу.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.זה מפחית את פליטת החום של כדור הארץ לחלל, כך שיש חוסר איזון אנרגטי זמני.
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.تقلل من إشعاع الأرض الحراري إلى الفضاء، وبالتالي هناك اختلال توازن طاقي مؤقت
Bu, Dünya'nın uzaya ısı radyasyonunu azaltır böylece geçici bir enerji dengesizliği meydana gelir.この状態は エネルギーが均衡しなくなった状態です 入ってくるエネルギーの方が多くて
Bu duruma Nash dengesi, veya Nash eşitliği deniyor.To jest równowaga Nasha.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Hier zum Beispiel ist es leicht, ein Wasserglas zu befördern, aber schwierig, den Stab zu balancieren.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.În cazul acesta, transportarea paharului e ușoară, echilibrarea vergelei e grea.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.In questo caso, portare un bicchiere d'acqua è facile e tenere in equilibrio un'asta è difficile.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Például az imént a pohár víz szállítása egyszerű volt, a pálca egyensúlyozása viszont nehéz.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Dan zeggen we dat de angiogenese uit balans is.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.E neste caso a angiogénese está desiquilibrada.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.És ezekben a helyzetekben az angiogenezis egyensúlya felborul.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Et dans ces situations, l'angiogenèse n'est plus équilibré
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.In casi del genere, l'angiogenesi è squilibrata.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.I w takich sytuacjach angiogeneza traci równowagę.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.이런 상황들에서 혈관신생은 균형을 잃게 됩니다.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Şi în aceste situaţii, angiogeneza este dezechilibrată.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Tällaisissa tilanteissa angiogeneesi on poissa tasapainosta.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Und in diesen Situationen ist die Angiogenese aus dem Gleichgewicht geraten.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Và trong những trường hợp đó, quá trình tạo mạch bị mất cân bằng.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.V teh primerih angiogeneza ni več v ravnotežju.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Y en estas situaciones, la angiogénesis se desbalancea.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Za těchto okolností se angiogeneze ocitá mimo rovnovážný stav.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.Στις περιπτώσεις αυτές, η αγγειογένεση είναι εκτός ισορροπίας.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.В тези ситуации ангиогенезата загубила равновесие.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.При этих условиях ангиогенез нарушен.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.У цих випадках ангіогенез стає незбалансованим.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.במקרים אלא, האנגיוגנזה יוצאת מאיזון.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.وفي تلك المواقف, تَولُد الأوعية يكون غير متزن.
Bu durumlarda, anjiogenezin dengesi bozulmuş oluyor.不安定な状態です 血管新生が不安定だと
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.A filmmel egyensúlyba akartuk hozni a politikai történet és a női történet elmesélését.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Bộ phim này cố gắng cân bằng giữa việc kể về một câu chuyện chính trị và câu chuyện về người phụ nữ.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Deze film zocht naar een evenwicht tussen een politiek verhaal en een vrouwenverhaal.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Film ini mencoba menemukan keseimbangan antara menceritakan kisah politik, dan juga kisah feminis.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.이 영화는 정치적 이야기와 여성의 이야기 사이에서 균형을 찾으려 합니다.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.La película trata de encontrar equilibrio entre el relato político y el feminista.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Ów film próbował znaleźć równowagę pomiędzy opowiedzeniem politycznej, ale też kobiecej historii.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Tento film zkusil najít rovnováhu mezi vyprávěním politického příběhu a také příběhu žen.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.В этом фильмы мы пытались найти баланс между политическим сюжетом и историей женщины.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Този филм се опитва да намери баланс между разказването на политическа история, но и женска история.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.Цей фільм - спроба знайти баланс між розповіддю політичної історії, але й історією жіноцтва також.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.הסרט הזה ניסה למצוא איזון בין לספר סיפור פוליטי, אבל גם סיפור נשי.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.حاول هذا الفيلم من أجل إيجاد توازن بين ان تحكي قصة سياسية، ولكن أيضا قصة الأنثى.
Bu film, siyasi bir hikaye anlatmak ile kadınca bir hikaye anlatmak arasında dengeyi tutturmaya çalıştı.女性問題の物語の間に 調和を取ることでした 視覚芸術家として
Bu hem yük dengesine hem de sodyum dengesine zıddır -Así que vas contra el gradiente de carga y eres ir en contra del gradiente de sodio.
Bu hem yük dengesine hem de sodyum dengesine zıddır -Então você está indo contra o gradiente de carga e você está indo contra o gradiente de sódio.
Bu hem yük dengesine hem de sodyum dengesine zıddır -Jadi Anda akan melawan gradien muatan dan Anda akan melawan gradien natrium.
Bu hem yük dengesine hem de sodyum dengesine zıddır -Przenosimy je więc wbrew różnicy potencjałów i wbrew różnicy stężeń.
Bu iki amacı dengelemeniz gerekiyor.Bạn phải cân bằng hai mục tiêu đó.
Bu iki amacı dengelemeniz gerekiyor.Bisogna trovare un equilibrio fra questi due obiettivi.
Bu iki amacı dengelemeniz gerekiyor.Je moet deze twee doelen in evenwicht zien te brengen.
Bu iki amacı dengelemeniz gerekiyor.그 두개의 목적의 균형이 잘 이루어지도록 해야 합니다.
Bu iki amacı dengelemeniz gerekiyor.Musicie balansować pomiędzy tymi dwoma celami.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod