denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonrasında dış ödemeler dengesindeki açık daha da büyüdü.Subsequently, the debts became too large.
Ancak bir gün dengesini kaybeder ve kolunu makineye kaptırır.However, as he is about to hand it in, he loses his arm in a machine.
"Dengesizlik abidesi Can Manay"."Dengesizlik abidesi Can Manay" (Interview).
Pasif dengeleme Süper kapasitörler paralel dirençler kullanır.Passive balancing employs resistors in parallel with the supercapacitors.
Kişinin sadece bir hesaptan pozitif bir denge olması durumunda çekebilmesi gerekir.Assume that people want to maintain a positive self-evaluation.
Özünde bir jiroskop bir çift dengeleme halkasıyla birleşik bir başlıktır.Essentially, a gyroscope is a top combined with a pair of gimbals.
Dördüncü Kitap: Denge üç yıl sonra geçer.Book 4 Book 4 opens three years after the third book.
Resimlerdeki bu dengesizlik, daha modern eserlerde görülen bir kompozisyon özelliğinin örneğidir.This lack of balance demonstrates a very modern compositional style.
Yanma, istenmeyen ani ya da periyodik doğal dengesizliklerde görülebilir.The combustion may display undesired instabilities, of sudden or periodic nature.
Meditasyonun diğer bir pozitif etkisi de, günlük hayatımıza getirdiği dengedir.Curiosity is the passion that drives us through our everyday lives.
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.The heroes resolve to change the outcome of that crisis.
Böylelikle devlet gelir ve giderlerini dengeye getirmeye çalıştı.She traveled the state trying to secure funds.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.Mercantilism developed at a time of transition for the European economy.
Azot dioksit ile bir denge karışımı oluşturur.It forms an equilibrium mixture with nitrogen dioxide.
Eskiden denge kalasları geleneksel olarak cilalanmış tahtadan yapılırlardı.These were traditionally candles made of resin.
Takımlar dengeli bir şekilde spawn olurlar ve tüm bayraklar alınabilir.Vehicles can spawn once a flag is captured.
Oyundaki taraflar arası denge oyunun çıkış tarihine göre inanılmaz derecede başarılıydı.The exchange of players between the clubs has to this day been very successful.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.The main problem was trying to balance expenses and revenues.
Dengelenmiş seçilim, çoğu popülasyonda çoğu zaman gerçekleşir.Normal appearance is achieved in majority of cases.
Bu, bir maddenin dengeli ve radyoaktif hali için aynıdır.This value is a function of the material itself and of the type and energy of ionizing radiation.
Bu, iki dünyanın dengesini sağlar.This will destroy both worlds.
Bunun sonucu olarak ağaç kabaca dengeli olur.If so it becomes a brown dwarf.
Orijinal bir Japon santoku bıçağı oldukça dengeli bir bıçak olarak kabul edilmektedir.The Santoku Knife is basically a Japanese style chef's knife.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Magazine, V.33.
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.Eventually, the Hungarian-Romanian negotiations fell through entirely.
Dünya’nın yüzeyinde, yerçekimi kuvveti yüzeyden kaynaklanan mekanik bir direnç ile dengelenir.In certain cases, the weathered surface obtains mechanical firmness higher than subsurface.
Batı, doğuya göre 3. yüzyılda yaşanan dengesizlikten çok daha ağır etkilendi.The West also suffered more heavily from the instability of the 3rd century AD.
Balçık kadısı iken akli dengesini yitirmiş ve 1591'de vefat etmiştir.Both her parents became ill from plague and died in 1509.
Işaretlemeler iki veya daha fazla fazın denge halinde bulundukları noktaları gösterir.The markings show points where two or more phases can co-exist in equilibrium.
Değişkenlerini bir dengeye ulaştırmaya çalışır.He instructs his self in an attempt to change his life.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.He then receives two gilded spurs and a double-edged sword.
Kritik nokta, termodinamikte bir faz denge eğrisinin son noktasıdır.Polishing is the last step of the carving process.
Uçağın yerden çekilen bir fotoğrafında (yan tarafta), dikey dengeleyicinin uçakta olmadığı görüldü.He saw his brother's aircraft only on the ground, not in powered flight.
Amerika'nın savaşa girmesi güç dengelerini değiştirmişti.This amendment would have heavily reduced America's ability to be involved in war.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.Balashev was found mentally ill and restricted to a psychiatric hospital.
T-34 ateş gücünü, hızı ve sağlamlığı dengeli bir biçimde bir araya toplamıştır.T-34 had excellent combination of mobility, protection and firepower.
Denge gerektiren bir oyundur.A Necessary Spectacle.
Eğer gazlar söz konusu ise, basınç değişimi dengeye etki eder.If the mobile phase is a gas, then the pressure correction must be applied.
Gezegenin denge sıcaklığı 234 K (-39 °C).The planet has an equilibrium temperature of 234 K (−39 °C; −38 °F).
Resiprokal translokasyonlar genellikle dengeli translokasyonlardır.Backlash eliminators are almost always standard equipment.
Savaşın sona ermesiyle, dengelerin sürekli değiştiği ortam geri geldi.On his return, towards the end of the war, everything has changed.
Atmosfer dengede olmayan sistemlere bir örnektir.The atmosphere is an example of a non-equilibrium system.
Albümün açılış şarkısı "Dengesiz"'in sözleri İsra Gülümser'e ait.The album's first song "Dengesiz" was written by İsra Gülümser.
C {\displaystyle C} 'nin denge bedeli karakteristiktir.T c {\displaystyle T_{c}} is the tax rate.
Ancak her iki taraf da sınır ötesinde fetihlerde bulunsa da zamanla denge yeniden sağladı.Both sides did make conquests beyond the border, but in time the balance was almost always restored.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.Note the uneven distribution of the lines of force across the copper bar.
Alışveriş, rekombinasyonun gerçekleşmesiyle dengenin sağlandığı ana kadar devam eder.The treatment is efficacious until he ignores advice on the dose.
Akışkanların dengesini inceleyen bilim dalıdır.I’m studying the function of survival circuits.
Davranışları dengeli ve kararlı idi.His actions were deliberate and intentional.
Tarım ilaçları; toprağın biyolojik dengesini bozarak verimliliğini düşürmektedir.The use of pesticides decreases the general biodiversity in the soil.
Bu çalışma, bu konulara karşı dengeli ve akla yatkın bir bakış açısıyla yaklaşmıştır.And it takes a balanced and sober view of all of these issues.
Dönmeye başladığımda ya da dengesizsem kanadı salıverebiliyorum.I can release my wing when I am in a spin or unstable.
Sonra dengeyi buluyorum, yüksekliğime göre, iki ya da üç motorla devam ediyorum.And then I stabilize, and according to my altitude, I continue on two or three engines.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.If you balance it perfectly, you will be able to maintain it's velocity.
Bu yüzden ben denge duyularımı güçlendirecek aktiviteler yapıyorum.So I'm doing activities that will build my sense of balance.
Panoya asılmış basit menüler, böylesine bir dengeyi sağlamayı başarıyor.Simple menus put on a board, achieving, kind of, the sort of balance.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Suppose that we want this quad to not only hover but to also balance this pole.
Bu kuadın, çubuğu dengede tutmak için ince ayarlar yaptığını farkedebiliyorsunuz.You can notice that this quad is making fine adjustments to keep the pole balanced.
Dengelediği çubuğun aksine bardağın matematik modelini sisteme dahil etmedim.Unlike the balancing pole, I did not include the mathematical model of the glass in the system.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Balancing a pole is hard.

İlgili Sayfalar