Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.רבים זוקפים לזכותו את הצלחת התפתחות המסוק.
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.לפתע פתאום כל כוחם בגרמניה הושמד.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.אני גאון יציב מאוד.
Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.Когато удари по земята, от нея бликва вода.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Положителните ефекти от антибиотиците трябва да бъдат балансирани спрямо възможните странични ефекти.
16. ve 17. yüzyıllar arasında ülkenin dış ticaret dengesi pozitiften negatife kaydı.Някъде между 16. и 17 век търговският баланс на Жечпосполита става отрицателен.
Suda her iki biçim birbiriyle dengededir ve pH 7'de halkalı biçim coğunluktadır.Във воден разтвор двете форми са в равновесие, като при pH 7 цикличната форма преобладава.
Böylece Gündüz ve Gece döngüsü oluştu, ve Dünya üzerinde yeni bir denge çağı doğmuş oldu.Оттогава Слънцето и Луната се сменят денонощно на небосвода.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.С падането на комунизма интересът се променя към проблемите на икономиките в преход.
Yiyecek rengi ve yemek tarifi unsurları Yin ile Yang dengesi ile birbirine tutturulur.Цветът на храната и съставките на рецептите се съчетават в баланс с ин и ян.
Fakat, kısa uzunluk ölçümlerinde yüzey geriliminden oluşan önemli dengeleyici kuvvet vardır.Обаче, в малък мащаб съществува важна балансираща сила от повърхностно напрежение.
Bazen bu sonuç bir dengedir.Това понякога отказва опиталия го завинаги.
Aynı şampiyonada denge aletinde gümüş madalyanın sahibi olmuştur.На същото първенство печели сребърен медал в паралелния слалом.
Sevdiği kadın, Evavy-Unaroa, dengesiz Dev'ler tarafından kaçırıldı.Той се влюбва във мистериозно момиче на име Еволет (Камила Бел), което е отвлечено от четирикраки демони.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Веднъж донесена, болестта се разпространява бързо.
Nüfusun diğer kısmı Anadolu’nun çeşitli illerinden dengeli bir şekilde gelmiştir.Големи групи са разселени по различни части на Анадола.
Sıcaklık ve basıncın denge üzerinde etkisi vardır.Междувременно обаче налягането и температурата се покачват над допустимите стойности.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Използва еднакво добре едноръки и двуръки мечове и брадви.
Genel olarak, model karmaşıklığı, modelin basitliği ve doğruluğu arasındaki dengeyi içerir.Općenito, složenost modela uključuje kompromis između jednostavnosti i točnosti modela.
Gezegenin denge sıcaklığı 234 K (-39 °C).Prosječna temperatura planeta je 234 K (−39 °C).
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Jedna je od politički i gospodarski najstabilnijih država Južne Amerike.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.Redatelj Nolan je rekao o Baleu, "On ima pravi omjer tame i svjetla koji smo tražili."
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobri učinci antibiotika trebaju se odmjeriti u odnosu na moguće nuspojave.
Bu takımların oluşumunda Genin’in bireysel yetenekleri baz alınır, böylece takımlar arasında bir denge olur.Sastav tima je određen prema pojedinačnim sposobnostima Genina, tako da se održi ravnoteža između timova.
Sıcaklık ve basıncın denge üzerinde etkisi vardır.Temperatura i tlak utječu na ravnotežu otapanja.
Buradaki problem, vakum içerisinde bulunan bütün noktalar denge durumundadır.Vidim u tebi sve značajke stigmi propasti.
Çözeltinin denge durumu sıcaklığa bağlıdır.Topljivost tvari ovisi o temperaturi.
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.Tijelo je snažno izgrađeno, udovi su jaki.
Davranışları dengeli ve kararlı idi.U donošenju planova bio je odlučan i tvrdoglav.
Smith'e göre fiyatlar denge unsurudur.Smith je tvrdio kako tržišne cijene imaju tendenciju kretanja prema prirodnim cijenama.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Nakon što je zabranjen taj običaj, bolest je vrlo brzo nestala.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Američania vytvorili v roku 1778 koalíciu s Francúzskom, ktorá vyrovnala vojenské a námorné sily.
Fakat bu dengeyi ancak devlet koruyabilir.Taká nákladná, že ju môže zabezpečiť len štát.
Her iki bölgenin birleştiği yüksekliğe denge hattı denir.Nadmorská výška hranice medzi oboma koncami sa nazýva rovnovážna línia.
Bu daha dengeli çözüm günümüzde en çok kullanılandır.Toto sa javí momentálne ako najlepšie riešenie.
Bu spirali yapmak önemli derecede esneklik ve denge gerektirir.Táto druhá úroveň spirituality je teda pre každého nevyhnutná a podstatná.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Vláda sa rozhodla situáciu riešiť zvyšovaním daní.
Ne olursa olsun, ekonomik ve politik durum dengelenmişti ve aşırıcılığın yükselmesi zayıflamıştı.V tomto období síce vládol mier a bezpečnosť, ale politická situácia sa vyhrocovala.
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Normatívna ekonómia je smer ekonomickej teórie.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Kapitola Mapová časť, s. 33.
Doğalgazda fiyat dengesi sağlamak.Zamestnanci boli asi odmeňovaní v naturáliách.
Önemli olan dengeli bir karakter seçmektir.Veľmi dôležitým hľadiskom je voľba architektúry.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.Intuisti radi robia veci zakaždým inak, skúma, čo sa prečo a ako deje, a ako by sa to dalo robiť lepšie.
Uzun atlayışlarında uzun kuyrukları ile dengeyi sağlarlar.Pri skokoch jej pomáha udržiavať rovnováhu dlhý huňatý chvost.
Meditasyonun diğer bir pozitif etkisi de, günlük hayatımıza getirdiği dengedir.3) A konečne, úlohou praktikujúceho je integrovať prirodzený stav do všetkých denných aktivít.
Birleşik Krallık ve Fransa ise Sovyetleri daha çok Almanya'ya karşı bir denge unsuru olarak kullanıyorlardı.Britanci in Francozi so po drugi strani jemali Sovjete kot grožnjo, ki je visela nad Nemci.
Dengeli durum ve dinamik bir denge vardır.Poznamo statično in dinamično upornost.
Batı, doğuya göre 3. yüzyılda yaşanan dengesizlikten çok daha ağır etkilendi.Zahod je tudi veliko bolj trpel zaradi nestabilnosti v krizi tretjega stoletja.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Oba posledica potresne aktivnosti na tem območju.
Çözünmüş ve çözünmemiş tuz arasındaki dengeyi tanımlar.Nastala je potreba po ločevanju rešenih in nerešenih zadev.
Gaston arka Beast saplar, ancak böylece onun dengesini kaybeder ve derin uçuruma aşağı yüksek tavan düşecek.Gaston je zver hudo ranil, sam pa padel z visoke strehe v globino.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.Pri tem se mu ni treba vračati na isto točko kot v prejšnjem, in ne spreminja hitrosti premikanja.
Bu şehirler, orta çağ siyasetinin dengesizliğiyle bazen özgürlüklerini kazanırken bazen de kaybettiler.V teku srednjega veka so mesta pridobila in včasih izgubila svobodo glede na spremenljivo politike moči.
Sistemler kimyasal ya da fiziksel tabiyatlı olsun dengeye ulaşma eğilimi gösterirler.Rad ima kemijske in fizikalne poskuse.
Türkiye genelinde olduğu gibi Kırklareli'ne de çiftçi aile sayısına göre arazi dağılımı dengeli değildir.Njihovo razlikovanje od Ukrajincev kot naroda pa ostaja zrno spora.
Olumsuz ilişkiler genellikle Duygusal denge ve Dışadönüklük arasında görülmektedir.Prijateljske zveze so običajno čustveno tesne in psihološko močne.
Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır.Tema zgodbe je življenje v katerem nas zaznamujejo družbene in politične norme.
Neticede denge ve işitme duyuları bozulabilir.Pri njej je lahko prizadeto sporazumevanje in poslušanje govora.
Burada dengeli trasnlokasyondan söz edilir.V nadaljevanju je opisana zunanja ukrivljenost.
Doğadaki sistemlerin çoğu, termodinamik dengede değildir.Dauguma gamtos sistemų nėra termodinaminėje pusiausvyroje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod