denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bütçe dengesizliğini giderdi.התקציב לא אושר.
İdeal akvaryum, doğada bulunan ekolojik dengeyi akvaryumun kapalı sistemi içinde tekrarlar.אקווריום אידיאלי משחזר את האיזון בטבע בתוך מערכת סגורה של אקווריום.
Bu dönemde inşa edilen her geminin ayrı bir dengesi bulunmaktaydı.בכך הייתה מהירה יותר מכל אוניית מערכה קיימת אחרת.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.על מנת להתחיל לצמצם את הנזק יהיה צורך להקצות למקסיקו כמויות מים גדולות יותר.
Örnek olarak dengeli bir avcı-av ilişkisini en büyük akvaryumlarda bile sağlamak mümkün değildir.כדוגמה, יחסי טורף-נטרף כמעט ובלתי אפשריים לשימור אפילו באקווריום הגדול ביותר.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.לכן המכשיר אינו מתפקד כפיתוי.
Çekirdekler böylece hareket etmeye başlarlar ve yeniden denge noktasına gelirler.מפענחים את המילה וחוזרים לשלב הקודם.
Bu yüzden salya akıtmazlar ve vücut ısıları dengede tutmak için soluk soluğa kalmazlar.בצורה כזו מבטיחים שהשעווה לא תשרף ושתהיה בטמפרטורה אחידה.
Kırmızı-siyah ağaç bilgisayar biliminde bir çeşit kendini-dengeleyen ikili arama ağacı veri yapısıdır.במדעי המחשב, עץ אדום-שחור (באנגלית: Red-Black Tree) הוא מבנה נתונים מסוג עץ חיפוש בינארי מאוזן בקירוב.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.הוא זקוק לשמש מלאה, ועמיד לבצורת.
Kişinin sadece bir hesaptan pozitif bir denge olması durumunda çekebilmesi gerekir.למעשה במציאות גם אדם יחיד יכול לספור קלפים בהצלחה.
Erişim tarihi: 4 Nisan 2012. ^ "KALPAR VEDA ETTİ". dengegazetesi.com.tr.4 ביולי 2003. "Прощай, ТВС!
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.כתפיו גדולות ומבנה גופו חזק.
Siyasi dengeler onu kağanlıktan kendi isteği ile el çekmeye zorlamıştır.כישלונו הפוליטי הוביל אותו לכתיבה כדי לשלם את חובותיו.
Kuyruk havada kalır ve dengeyi sağlamak için kullanılır.האוויר הדחוס נשמר במיכל עד לשימוש בו.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.משמעות הדבר הוא שהיקף התקן מוגבל.
Sıvı kaybına genellikle elektrolit dengesizlikleri eşlik eder ve bu her zaman tehlikelidir.זיהומי שמרים נגרמים בדרך כלל על ידי חוסר איזון של חומציות בנרתיק, אשר בדרך כלל נוטה להיות חומצי.
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.למרות זאת יש למודל חשיבות רבה בתחום הדינמיקה של אוכלוסיות.
Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar.הטיפול הנהוג במצב זה הוא טיפול במגע (שיאצו או טווינה) כדי להחזיר את החום ותחושת המלאות לגוף.
Bu durum, alım-satım işlemlerinde güç dengesizliğine neden olur.עובדה זו גורמת לאי וודאות בעת ביצוע עסקאות.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.רבים זוקפים לזכותו את הצלחת התפתחות המסוק.
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.לפתע פתאום כל כוחם בגרמניה הושמד.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.אני גאון יציב מאוד.
Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.Когато удари по земята, от нея бликва вода.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Положителните ефекти от антибиотиците трябва да бъдат балансирани спрямо възможните странични ефекти.
16. ve 17. yüzyıllar arasında ülkenin dış ticaret dengesi pozitiften negatife kaydı.Някъде между 16. и 17 век търговският баланс на Жечпосполита става отрицателен.
Suda her iki biçim birbiriyle dengededir ve pH 7'de halkalı biçim coğunluktadır.Във воден разтвор двете форми са в равновесие, като при pH 7 цикличната форма преобладава.
Böylece Gündüz ve Gece döngüsü oluştu, ve Dünya üzerinde yeni bir denge çağı doğmuş oldu.Оттогава Слънцето и Луната се сменят денонощно на небосвода.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.С падането на комунизма интересът се променя към проблемите на икономиките в преход.
Yiyecek rengi ve yemek tarifi unsurları Yin ile Yang dengesi ile birbirine tutturulur.Цветът на храната и съставките на рецептите се съчетават в баланс с ин и ян.
Fakat, kısa uzunluk ölçümlerinde yüzey geriliminden oluşan önemli dengeleyici kuvvet vardır.Обаче, в малък мащаб съществува важна балансираща сила от повърхностно напрежение.
Bazen bu sonuç bir dengedir.Това понякога отказва опиталия го завинаги.
Aynı şampiyonada denge aletinde gümüş madalyanın sahibi olmuştur.На същото първенство печели сребърен медал в паралелния слалом.
Sevdiği kadın, Evavy-Unaroa, dengesiz Dev'ler tarafından kaçırıldı.Той се влюбва във мистериозно момиче на име Еволет (Камила Бел), което е отвлечено от четирикраки демони.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Веднъж донесена, болестта се разпространява бързо.
Nüfusun diğer kısmı Anadolu’nun çeşitli illerinden dengeli bir şekilde gelmiştir.Големи групи са разселени по различни части на Анадола.
Sıcaklık ve basıncın denge üzerinde etkisi vardır.Междувременно обаче налягането и температурата се покачват над допустимите стойности.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Използва еднакво добре едноръки и двуръки мечове и брадви.
Genel olarak, model karmaşıklığı, modelin basitliği ve doğruluğu arasındaki dengeyi içerir.Općenito, složenost modela uključuje kompromis između jednostavnosti i točnosti modela.
Gezegenin denge sıcaklığı 234 K (-39 °C).Prosječna temperatura planeta je 234 K (−39 °C).
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Jedna je od politički i gospodarski najstabilnijih država Južne Amerike.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.Redatelj Nolan je rekao o Baleu, "On ima pravi omjer tame i svjetla koji smo tražili."
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobri učinci antibiotika trebaju se odmjeriti u odnosu na moguće nuspojave.
Bu takımların oluşumunda Genin’in bireysel yetenekleri baz alınır, böylece takımlar arasında bir denge olur.Sastav tima je određen prema pojedinačnim sposobnostima Genina, tako da se održi ravnoteža između timova.
Sıcaklık ve basıncın denge üzerinde etkisi vardır.Temperatura i tlak utječu na ravnotežu otapanja.
Buradaki problem, vakum içerisinde bulunan bütün noktalar denge durumundadır.Vidim u tebi sve značajke stigmi propasti.
Çözeltinin denge durumu sıcaklığa bağlıdır.Topljivost tvari ovisi o temperaturi.
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.Tijelo je snažno izgrađeno, udovi su jaki.
Davranışları dengeli ve kararlı idi.U donošenju planova bio je odlučan i tvrdoglav.
Smith'e göre fiyatlar denge unsurudur.Smith je tvrdio kako tržišne cijene imaju tendenciju kretanja prema prirodnim cijenama.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Nakon što je zabranjen taj običaj, bolest je vrlo brzo nestala.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Američania vytvorili v roku 1778 koalíciu s Francúzskom, ktorá vyrovnala vojenské a námorné sily.
Fakat bu dengeyi ancak devlet koruyabilir.Taká nákladná, že ju môže zabezpečiť len štát.
Her iki bölgenin birleştiği yüksekliğe denge hattı denir.Nadmorská výška hranice medzi oboma koncami sa nazýva rovnovážna línia.
Bu daha dengeli çözüm günümüzde en çok kullanılandır.Toto sa javí momentálne ako najlepšie riešenie.
Bu spirali yapmak önemli derecede esneklik ve denge gerektirir.Táto druhá úroveň spirituality je teda pre každého nevyhnutná a podstatná.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Vláda sa rozhodla situáciu riešiť zvyšovaním daní.
Ne olursa olsun, ekonomik ve politik durum dengelenmişti ve aşırıcılığın yükselmesi zayıflamıştı.V tomto období síce vládol mier a bezpečnosť, ale politická situácia sa vyhrocovala.
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Normatívna ekonómia je smer ekonomickej teórie.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Kapitola Mapová časť, s. 33.

İlgili Sayfalar